Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Halka bilgi veriniz

BM önderliğinde yeniden başlatılan toplumlararası görüşmeler, büyük bir gizlilik içerisinde devam ediyor.
Görüşmelerden yıl sonuna kadar bir sonuç elde edilebileceği, Türkiyeli yetkililerin ve BM çevrelerinin bu noktada çok kararlı oldukları sık sık vurgulanmaktadır.
Rum tarafının da, içinde bulunduğu ekonomik yıkım nedeniyle, ACİL BİR ÇÖZÜM istediği çok açıktır.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun birkaç gün önce Amerika’da, Ban Ki-moon ile yaptığı görüşme sonrası, yıl sonuna kadar çözüm konusunu vurgulaması, DIŞ BASKININ ŞİDDETİNİ göstermektedir.
Ancak,  görüşme sürecinde TERS bir şeyler var.
Halkın, kendisini ilgilendiren hayati konularda, bilgisiz bırakılması, tereddütleri ve spekülasyonları da beraberinde getirmektedir.
Bazı kaşarlanmış çözüm karşıtı çevrelerin, gazetelerinde ve Sosyal Medya’da yayınladıkları haritalarla, halkın midesini bulandırmak istedikleri açıktır.
Bu haritalarla, Kıbrıs Türklerine, sadece keçilerin yaşayabilecekleri kurak ve dağlık alanların bırakıldığı şaiaları ise tam bir komedidir.
Keçiler, gerçekte her yerde, rahatlıkla yaşayabilen, üstelik çok zeki yaratıklardır. Keçiler konusunu propaganda aracı yapmak isteyenler, ilkelliklerinin ve fanatik düşüncelerinin ne kadar da boş olduğunu göstermekten başka bir şey yapmamaktadırlar.
Gerçek başka bir yerde gizlidir.
Larnaka’nın büyük bir kısmı, Türk toprağıdır.
Leymosun ve Baf’ın en değerli toprakları Kıbrıs Türklerinindir.
Dillirga bölgesinin % 80’i Kıbrıs Türklerinindir.
Bu zavallı çevrelerin, çok değerli olan ve Güney’de kalmış Türk toprakları için, herhangi bir taleplerinin olduğunu duyan var mı?
Ganimet ve yağma mikrobunu taşıyan bu ırkçı çevreler, haksızca tuttukları kaynakları yağmalamayı sürdürmek için, yönetimde GÜÇ PAYLAŞIMI olan Kıbrıs Sorununu, Toprak Yağması sorununa indirgemektedirler.
Kıbrıs halkının, gelecek günlerde, dünya ile bütünleşmesi ve ülkeyi beraber, adilce yönetmesi en önemli sorundur.
Her iki taraftaki halk, bu sorunun çözümüne büyük oranda taraftardır.
Halkın desteğini arttırmak ve çatlak sesleri etkisiz hale getirmek için, halk, görüşme sürecine katılmalıdır.
Halkın, yönetim sorununun dışında, göç edecek olanların rehabilitasyonu ve ekonomiye yeniden kazandırılması için, gerekli PARA’nın hangi kaynaklarca sağlanacağı çok önemlidir.
Çözümün her iki topluma büyük bir dinamizm getireceği kesindir. Ancak, geçiş sürecinde, gerekli olan İLK PARA’nın nasıl sağlanacağı da çok önemli ve aciliyeti olan bir sorundur.
Bu  paranın kaynağı berrak bir şekilde ortaya çıkmazsa, görüşmelerde  hızlanmak pek kolay olamayacaktır.
AB ve Amerika’nın bölgeyi yeniden düzenlemek ve AB’nin enerji ihtiyacını çeşitlendirmek planları, NATO’nun Güney Doğu kanadının çalışabilmesi için, Kıbrıs Sorununun  bir an önce çözümlenmesi gerekmektedir.
Türkler ve Rumlar, kendi aralarındaki didişmeler yerine, ÇÖZÜMÜN FATURASINI  dış güçlere nasıl yükleyebileceklerini düşünmek ve yeni politikalar geliştirmek zorundadırlar.
Her iki taraftan halkı, oyunun içine katmadan, halkların desteğini, AB ve Amerika’ya karşı taleplerde, bir GÜÇ haline getirmeden, gerekli maddi kaynaklar sağlanamaz.
Elma piş, ağzıma düş, çabalamadan bir şeyin kolay kolay elde edilemeyeceğinin ifadesidir.
Kıbrıslılar da, görüşme sürecinde, taleplerini daha yüksek seslerle duyuramazlarsa, çözümün faturasını da ödemek zorunda kalacaklardır.
Çözüm karşıtı güçlerin, halkı sürece katmama planları, çözümsüzlüğü , umutsuzluğu, çaresizliği körükleyen , çok KİRLİ ve Art Niyetli bir plandır. Bu planı açığa çıkarmak ve halkın gelecek endişesini gidermek, çözüm isteyen herkesin GÖREVİDİR.
Halk, kendi geleceği için, daha aktif bir şekilde sürece katılmalı ve bunu sağlamak için, sivil inisiyatifler, daha fazla sorumluluk yüklenmelidirler.