Kırım’da yaşananları anlamadan, Rusya’nın Kırım’da yaptığı İLHAK’ın benzerini Kuzey Kıbrıs’ta, Türkiye’den bekleyenler yeniden konuşmaya başladı.
Kırım tarihsel açıdan, Rusya’nın “sıcak denizlere inme” ihtiyacının karşılanması için hayati önemde. Özellikle Sivastopol Limanı, Moskova’nın Karadeniz üzerinden Akdeniz ve ötesine çıkabilmenin TEK YOLU’dur.
Tarihsel açıdan,18’inci yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’yla Rus İmparatorluğu arasında ‘gidip gelen’ Kırım, 1783’te Çariçe 2. Katerina döneminde ilhak edildi. 1954’te, Sovyet lideri Nikita Kruşçev tarafından Ukrayna’ya devredilene kadar Rusya’nın parçasıydı.
Kendisi de Ukrayna asıllı olan Kruşçev, Rus hakimiyeti altına girişinin 300’üncü yıldönümünde Kırım’ı hediye olarak Ukrayna Sovyet Cumhuriyeti’ne verdi.
Bazı Rusların bugün hala hata olarak gördüğü karar, o dönemde pratikte pek fazla değişiklik yaratmıyordu. Ancak SSCB’nin 37 yıl sonra çökmesiyle bugün hem Ukrayna, hem de Rusya için KIRIM bir anda önem kazandı.
Rusya, en önemli filolarından birinin yeni bağımsız olan ve Avrupa’yla yakınlaşma ‘riski’ bulunan bir ülkede kalması gerçeğiyle baş etmek zorundaydı.
Sivastopol, Sovyet döneminden bu yana Rusya’nın Karadeniz Filosu’na ev sahipliği yapıyor. Rusya, Sovyetler’in çöktüğü 1991’de Kiev’le uzun müzakerelerden sonra buradaki üssünü 2017’ye kadar tutma hakkını kazandı.
Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç’in 2010’da yeniden iktidara gelmesinden sonra da, Rus doğalgazının yüzde 30 oranında daha ucuza alınması karşılığında bu süre 25 yıl uzatıldı; 2047’ye kadar yeniden uzatılması “opsiyonu” da tanındı.
Sivastopol, Kiev’deki iktidarın “yönelim”ine göre Moskova’yla zaman zaman gerilime sebep oluyor. Batı yanlısı Viktor Yuşçenko’nun iktidarda olduğu 2008’de Kiev Rusya’yı, Gürcistan’daki yine Batı yanlısı Mihail Saakaşvili’yle ihtilafta Karadeniz Filosu’nu kullanmaması için uyarmıştı. Yanukoviç sonrasında da benzer bir gerilim söz konusu.
1994 tarihli bir anlaşmaya göre, Rusya, ABD ve İngiltere’yle birlikte Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün garantörü olmayı kabul etti. Bu anlaşma, Moskova’nın Ukrayna’da açıkça ayrılıkçılığı destekleyen bir politika izlemesini zorlaştırıyor. Ancak Rusya, Kırım’ın elinden çıkmasına hiçbir zaman onay vermez.
Kırım’da yapılan referandum, Rusya’nın Akdeniz’e iniş kapısını elinde bulundurmak istemesinden başka bir şey değildir. Batı ve Amerika’nın ise bunu tanıması mümkün değildir.
Kuzey Kıbrıs’taki milliyetçi çevreler, dünya koşullarını tahlil etmeden, Türkiye’nin de DURUMDAN FAYDALANARAK, Kuzey Kıbrıs’ı ilhak etme yolunun açıldığını savunmaya başladılar. Bu görüşlerin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını düşünen yok.
Sınır değişiklikleri bölgesel çelişmelere yabancı çıkarların karışması durumunda gerçekleşebilmektedir. Nüfuz mücadelesi sırasında, bir güç, başka bir gücün hakimiyet alanına sahip olmak isterken, oluşan altüst oluşlarda, sınırlar değişmekte, bu sınır değişimleri felaketleri de beraberinde getirmektedir.
Ukrayna’da, Batı yanlısı güçlerin iktidara gelişiyle birlikte, bölgede sıkışan Rusya, Kırım hamlesi ile bölgesel etkisini korumaya çalışmaktadır.
Kıbrıs ise, kuzeyi ile güneyi ile Batı’nın bir parçasıdır. Batı’ya ait olan Kıbrıs’ta NATO’nun hakimiyetinin daha da güçlenebilmesi için, Kıbrıs Sorununda, Batı yanlısı ve Amerika’nın desteklediği bir çözüm kaçınılmazdır.
Ekonomisiyle ve dış siyasetiyle, Batı’nın en önemli ülkelerinden biri olan Türkiye’nin, Kıbrıs’ta macera’ya girmesini beklemek, imkansız bir beklentidir.
Batı, artık Kıbrıs ve İsrail’de çıkacak olan gaz’ın emniyetli ve süratli bir şekilde, kendi enerjisine katılması siyasetlerine daha da önem verecektir.
Özellikle Ukrayna-Rusya gerginliğinin artmasından sonra, Batı’nın “Rusya gazı”ndan uzaklaşma refleksi, Kıbrıs’ta çözümü daha da acil hale getirmektedir.
































