Duygu ALAN
Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ)’nde eğitim ve öğrenim gören Kürt kökenli bir grup öğrenci, “Rojava’da katliama, Batman’da faili meçhule, Nusaybin’de ölüm orucuna, İran’da idama sessiz kalma” diyerek dün saat 16.00’da Kuğulu Park’ta toplanarak, sloganlarla Cumhuriyet Meclisi’ne yürüdü.
Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı Meclis önündeki eylemde öğrenciler, pankart açtı, “Kürdistan Faşizme Mezar Olacak”, “Faşist ve Katil TC Hesap Verecek”, “Mağusa Şaşırma, Sabrımızı Taşırma”, “Biji Selam Apo” şeklinde slogan attı.
Kürt kökenli öğrencilerin eylemi, Meclis önünde yapılan basın açıklamasının ardından gerçekleştirdikleri oturma eyleminden sonra olaysız şekilde sona erdi.
“Türkiye Cumhuriyeti’ne sesleniyoruz”
Eylemci öğrencilerin basın açıklaması şöyle:
“Suriye’de vahşi cinayetler işleyen insanlık düşmanı çetelere her türlü desteği veren devlet Rojava devriminin gün geçtikçe büyümesinin önünü alamayınca çareyi ambargo ve abluka uygulamakla bulmuştur. Böylece Rojava sınırları duvarla örülmeye çalışılıp Rojava’nın tüm sınırları kapatılarak, yalıtılmış bir şekilde Türkiye’nin besleyip büyüttüğü sözde dinci çetelerin vahşetine Kürt kadınları, çocukları, gençleri katliama maruz bırakıldı. Bugün Rojava’da yapılan saldırıların benzerleri Kürdistan’ın dört bir parçasında da yaşanmaktadır. Doğu Kürdistan’da İran rejimi Kürtleri insanlık suçu olan idamlarla infaz etmektedir. Kitabında ‘kim bir insanı öldürürse o sanki bütün insanlığı öldürmüştür’ yazan bir dinde bunca vahşet zulüm çıkmaz. Batman’da geçen günlerde yaşanan olaylar, barış sürecinin başladığı aylarda Dicle Üniversitesi’nde gerçekleşen olaylardan bağımsız değildir. Kuzey Kürdistan’da Türkiye Hükümeti Roboski katliamını aydınlatmadığı gibi Hizbullah eliyle devletin yüzlerce faili meçhul cinayetini gerçekleştirdiği Batman’da bugün de Hizbul şeytanlar tarafından Özcan Temel katledilmiştir. Kürtleri statüsüz bırakmak isteyen güçler, yine Kürtleri birbiri ile çatıştırarak Orta Doğu’da bir aktör olmasını engellemek istiyorlar. Hükümet katillerin açığa çıkarılması konusunda doğrudan doğruya ilgilenmediği taktirde cinayete ortak olacaktır.
“Barış, oyunlarla yaratılamaz”
Çözüm süreci dediğimiz bu dönemde bu kadar acının yaşanması tesadüf değildir. Topyekun imhanın bir göstergesidir. Barış bu tür oyunlar ile yaratılamaz. Önce insanların onuruna saygı duyulmalıdır. Burada bir halkla barıştığını iddia edip bu halkın kardeşleri olan Rojava’ya ambargo uygulamak, insanları vahşice katleden çetelere dolaylı ya da doğrudan destek vermek kabul edilemez. Artık bilinmelidir ki bu halk kimin ne olduğunu anlayıp buna göre hareket edecek bilince ulaştı. Artık namuslu bir yürekle, tertemiz bir ruhla, hiç kimseyi aşağılamadan anlamlı, onurlu bir barış yaratmak zamanıdır. Aksi taktirde duvarlar yıkanların değil yapanların üstüne devrilir. Türkiye Cumhuriyeti’ne sesleniyoruz; Duvar inşaatına devam ederseniz ant olsun ki sadece duvarı değil tel örgüleri de yıkacağız. Biz bütün taleplerimiz hayata geçinceye kadar direniriz, bedeli neyse öderiz. Tek bir milim geri adım atmayacağız. Gözümüz Rojava’da, yüreğimiz Kobani’de, Qamışlo’dadır. Ayrıca İran devletine sesleniyoruz; idamlara son verilsin. Siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılsın. Bir halk devrimi müthiş bir fırtınadır. Önüne çıkan bütün engelleri yıkan bir kasırgadır. Betonu delen umuttur. En kalabalık ortamlarda bile geleceğe güvenmeyi yaratan coşkun bir kabarıştır. Kürdistan’da olan budur.”
“Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın”
Basın açıklamasının ardından öğrenciler, ayrıca hafta içi Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde yaşanan olayların nedeninin Kürt kızı ile Ülkücü genç arasındaki aşk olmadığını belirterek, olayların gerçek nedeninin üstünün yalanlarla örtülmeye kapatıldığını öne sürdü.
Eylemciler, DAÜ’de yaşanan olaylarda gözaltına alınan arkadaşlarının derhal serbest bırakılmasını istediler.
































