Kuzey Kıbrıs’ta neler olduğuna DIŞTAN bakan bir kimsenin, hayret etmemesi mümkün değildir.
Uluslar arası kamuoyundan uzak bu yapıda, okullarda okutulan ve çocuklara öğretilen tüm değerler, bu küçük toprak parçasında artık hiç dikkate alınmıyor.
Anneler , babalar cocuklarını dürüst yetiştirmek için çabalarken, belli bir kesim ise kendisini bu kuralların dışında bir hayata uydurmuş durumda.
Halk ne yapacağını gerçekten bilemiyor.
KKTC , SOSYAL DEVLETolgusundan alabildiğine uzaklaştırılmış. Vatandaş en temel hakkı olan sağlık konusunda bile çaresiz.
Hastahanelerde yeterli alt yapılar yok. Doktorlar hastalarına gerekli ilaçları yazamıyor. Bakım için gerekli araçlardan yoksun çalışıyor.
Bu durumda, devlet hastaneleri yerine ,hastalar özel hastahanelere yönlendiriliyor.İnsan sağlığı, bazılarına önemli gelir getirecek bir ticaret şekline dönüştü.
Mülkiyet sorununa gelince. Rumların Kuzey’de bıraktıkları tarlalar, bahçeler ve evler yağmalanırken, gerçek göçmen olan Kıbrıs Türklerine, Güney’de bıraktıkları malların karşılığı verilmedi.
İktidar kanadına yakın olanlara ise, HAKLARI OLMADIĞI HALDE dönümlerce araziler, bahçeler, evler verilerek, siyasi iktidarı destekleyen bir sınıf yaratıldı. Bu haksız mal sahibi yapılanlar, şimdi yasal olmayan bu malları satarak sterlin milyoneri yapılıyor.
Birçok avukat, Rum mallarının yağmalanması yollarında aracılık yaparak, alabildiğine zenginleşti. İskan müsteşarları bile Rum mallarının bölüşümünde aracılık ettiler.
Adadaki turizm potansiyeli değerlendirilmeden, KUMARHANELERE bağımlı bir turizm yaratıldı. Türkiye’den ve diğer ülkelerden KUMARHANELERDE sağılmak için adaya turlar düzenlenmeye başlandı.
Tüm dünyada bilinen basit bir gerçek vardır. Kumar, uyuşturucu ve kadın ticaretinin tetikleyicisidir. Kara paranın aklandığı önemli bir merkezdir.
Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde KUMARHANELER yasak iken, Kuzey Kıbrıs’taki yapı, mafya’nın kontrolünde bir kumar adasına dönüştürüldü.
Kumarın yanında uyuşturucu baronları adaya üşüştü. Kumarhane gelirleriyle politikacılar etkisizleştirildi.
Üniversite adası sloganıyla, Kıbrıs Türk toplumunun ihtiyacının üstünde üniversiteler açıldı. Bu üniversitelere , öğrenci adına getirilen birçok insan, kaçak işçi, ucuz işgücü, mülteci sorunu, fuhuş pazarında meta olarak kullanılıyor. Bu alanda üniversiteleri kontrol edecek herhangi bir mekanizma da yaratılmadı.
Uzun yıllardan beri, Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelerin parayla diploma sattığı bilinmesine rağmen, bu alanda da tedbirler alınmadı.
Bürokratlar, daha fazla maaş alabilmek için, parayla diploma alma yoluna gittiler.
Bu yetmezmiş gibi, Kuzey Kıbrıs Parlamentosunda milletvekili olan insanların da parayla sahte diploma alma yoluna gittiği, her alanda çürümenin, ta parlamentoya kadar girdiği, her yerde konuşulmaktadır.
Bu bataklıktan maddi çıkar sağlayan insanlardan, Kıbrıs’ta çözüm için hamle beklemek mümkün mü?
Kuzey’de YOLSUZLUK ALANINDA daha en önemli konu olan mülkiyet konusuna neşter atılmadı. Küçücük kağıtlara emir olarak yazılıp, falancaya burayı verin şeklinde yapılan uygulamalarla yaratılan asalak sınıflar, bu kokuşmuş düzenin bekçiliğinden başka ne yapabilirler.
Kuzey’deki egemenler kendi çürümüşlüklerini, her alana yayan bir yapı yarattılar. Bu yapıyı da ölümüne savunacakları kesindir.
































