Yıllardır çocukların felsefi düşünce ile arasının çok iyi olduğunu gözlemliyorum. Çocukla hele bir konuşmaya başlayın ve doğal hallerini kabul edin bakın görün nasıl felsefe yapıyorlar. Biz büyükler onların kafasının karışık olduğunu düşündüğümüzde bile aslında onlar felsefe yapıyorlardır.
”Çiçekler canlıdır büyüyünce tıpkı benim gibi o da yürüyecek değil mi“ Bu soruyu sorarken akıl yürüttüğünü hayretler içinde olduğunu görürsünüz. Aslında o bu soru ile bilgimizi sorgulamaya davet eder bizi.Size bilgi eksikliği bile gelse çocuğun kafasının karışmasına ve hayret etmesine, akıl yürütmesine izin vermelisiniz.
Çoğu zaman biz birşey söyleriz ve çocuk neyi kastediğimizi anlamaz.Sinirleniriz.Kendi çocukluğumdan bir hatıram var. Sık sık İngiltere’ye göç eden Kıbrıs Türkleri için etraftan şöyle cümleler duyardım “ iki yıl önce abisi gitti şimdi onu da yanına çekti “ bu belirsiz cümleye verilmeyen doğru dürüs cevaplar ile uzun süre kişilerin iple İngiltere’ye çekildiğini düşündüm. Neyi kastedildiğini bilmemi istiyorlardı ve sorunca sinirleniyorlardı.Halbuki bunu bir oyuna çeviren büyükler olsaydı etrafımda ,coğrafya bilgisi farkındalığım artacak nerde yaşadığım zihnimde daha net hale gelebilecekti.Çocukların düşünsel çıktılarına izin verip sinirlenmezsek hem adaletli olur, hem de duyarlılığı canlı tutarız.Düşünsel olarak biz de zenginleşiriz. Ya hikayelerin gücü ;
Bir önceki köşe yazımda da belirttiğim gibi çocuk edebiyatında seçkin hikaye kitapları da çocukları felsefik düşünceye teşvik etmektedir. Montessori sınıfların birinde şöyle konuşmalara tanıklık etmiştim .Ayın çok uzaklarda olduğunu ama her gece çocuğun penceresine geldiğini ve gülümsediğini anlatan hikayeyi okuyan Akıle öğretmenimize “Mars ayın arkadaşı mı ? O niye pencereden bize bakmaz ?Mars da gülümser mi ?”diye soru sorup düşünsel bir süreç başlatabiliyorlar.İçlerinden biri atılıp “gezegenler Akıle öğretmene benzemez ki gülümsesin “deyip mizahi cevabıyla arkadaşlarını gülümsetebiliyordu. Sınıflarmızda ve evlerimizde çocukların safça sorduğu ve safça cevap verdiği sorulara açılım getirerek felsefeye yer açmalıyız . Neden mi ?
Toplumumuzun çocuklar gibi sorular soracak, kabul edemedikleri şeyleri yeniden gözden geçirmeye zorlayacak yalın ayak gezen Sokrateslere ihtiyacı var da ondan.
































