Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TAYYİP ERDOĞAN’A KIBRIS’TAN PROVAKASYON

Ön yargılara bağlı tahliller daima hedef şaşırtmaktan başka bir şeye yol açamıyor.

Kuzey Kıbrıs’ta son iki haftada ortaya konan eylemleri iyice analiz etmeden  yorumlarda bulunmak da hedef şaşırtmaktan başka hiçbir şeye hızmet etmez.

Öncelikle Kıbrıs’ın Kuzeyinin bazıları için, karanlık ilişkilerini gizleme ve Para aklama merkezi olduğunu gözden kaçırırsanız, onların ekmeğine bal sürmüş olursunuz.

Tayyip Erdoğan’ın , NATO toplantısından hemen sonra Avrupa’ya yaklaşım mesajları vermesi ve Kıbrıs’ta çözüm için elini taşın altına koymaya hazır olduğuyla ilgili söylem, Türkiye derin devletini alabildiğine tedirgin etti.

Bu yetmezmiş gibi, Erdoğan Yunanistan ile yapılan görüşmelerden hemen sonra, bölgesel sorunları çözmeye, gerekirse “Elini taşın altına sokmaya hazır olduğunu açıkladı.

Bu söylemler özellikle MHP içerisinde büyük bir tedirginlik yarattı.

Devlet Bahçeli, NATO toplantılarındaki Erdoğan’ı tanıyamadığını açıkça ifade etti.

Bu söylemden sonra Bahçeli’nin temsil ettiği sınıfın nerden beslendiğini tahmin edemeyen insanlar, yolun nereye varacağını kavrayamıyorlar

Kuzey Kıbrıs’ta yaratılan olaylar, gerçekte ERDOĞAN’IN yeni yönelimlerini engelleme çabasından başka bir şey değildir.

Pile yolu eyleminde Türkleri haklı gösterecek bir çok konu olabilir. Ancak her olayın  yaratılmasındaki ana hedefler de mutlaka dikkate alınmalıdır.

Pile yolu olayından sonra BM in 3 Daimi üyesi, yaratılan olayların sorumluluğunu Kuzey Kıbrıs’a yükleyen açıklamalar yaptılar.

BM Genel Sekreteri de BM askerlerine saldırmanın hiçbir haklı gerekçesi olamayacağını ifade etti.

AB yetkilileri de , ARA BÖLGEDEKİ bu eylemin , her iki toplum arasındaki güvensizliği arttırıcı bir etki yapacağını açıkladı.

Zaten bilindiği gibi, hükümette olan Partilerin ileri gelenleri, KAPILARIN KAPANMASI için her gün dua etmektedirler.

Türkiye’de Erdoğan’a yakın gazetecilerden Sedat Ergin konuyla ilgili yazısında çok önemli tesbitlerde bulunmaktadır:

“….üzerinde durmamız gereken bir husus, bu hadisenin Türkiye ile Yunanistan arasında son dönemde belirmiş olan pozitif atmosfere OLUMSUZ  yönde bir etki yapıp yapmayacağıdır.Keza, benzer sorular son dönemde Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde yeni bir hareketliliğin başlayabileceğibeklentiler açısından da yöneltilebilir”

Erdoğan’ın tekrar Batı’ya yönelmesi, Türkiye’de  ve Kuzey Kıbrısta yaşanan ekonomik felaketin bir yansımasıdır. Ancak bu ekonomik felaketten beslenen birçok çevrenin olduğu da unutulmamalıdır.