Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ne yapacağız bu sınavları?

Bilindiği gibi geçtiğimiz hafta öğretmenlerin grevi dolayısı ile özellikle orta öğretimde sınavlar yapılamadı. Tabii ki hükümetin Öğretmenler Yasası’ndaki değişiklik talebinin meclis gündemine getirilmesinin sınav haftasına rast getirilmesi bilinçli midir yoksa rastlantı mıdır sorusu ile ilgili yorumu sizlere bırakıyorum. Sonuç itibarı ile 2022-23 öğretim yılının ikinci döneminin ikinci sınavları yapılamadı.

Öğretmenlerin yaptığı greve destek veren veliler olduğu gibi “ sınav zamanı grev mi olur?” diyen veliler de vardı. Hatta bunlar çoğunluktaydı. Zaten sınav odaklı bir eğitim sistemimiz var, dolayısı ile veliler de sınavlara ciddi önem veriyor anlaşılan…

Halbuki sınav dediğimiz şey aslında bir değerlendirme veya öyle olması lazım. Çocukların durumunun değerlendirilmesi… Hepsi bu… Bizde sistemin zorlaması ile sınavlara gereğinden fazla önem veriyoruz. Zaten “sınav” ismi başlı başına çocuklara ekstra bir yük yüklüyor.

Yaklaşık dört yıldır görev icabı Londra’dayım. Küçük oğlum ortaöğretimde, 9. Sınıf. Mesela “Exam Week” diye bir ifade yok. Bir nevi çocukların lehine, çocukların “meydan okuması” olan “Challange Week” ifadesi var. Dersler devam ederken, sınav da oluyorsunuz. Öyle sınav bitti eve git durumu yok.

En önemlisi karneye yansıya bir not yok. Karne diye “School Report” diye bir belge var. Üzerinde not yok. Dersler iki şekilde değerlendiriliyor. Birincisi “Effort”, yani çocuğun dersle ilgili harcadığı çaba… İkincisi de “On Track” başlığı altında çocuğun gidişatı veya durumu… Burada da değerlendirmelerde “beklenenin üstünde”, “beklenen” ve “beklenenin altında” diye ifadeler var.

Yani bizdeki gibi karne notu versinler diye, o notu ortaya çıkarmak için birinci sınavı 2 ile, ikinci sınavı 3 ile çarp, ondan sonra ödev notunu ekle da, toplam sayıyı 6’ya böl da ortaya bir not çıksın.

İngiltere’de eğitim sistemi içerisinde “sınav” diye nitelendirebileceğimiz GCSE ve A Level sınavları var. Bunlar da 11’inci ve 13’üncü sınıflarda yapılıyor. Yani 16 ve 18 yaşında… Notu ancak bu sınavlarda görürsünüz. Not ancak bu sınavlarda önem kazanır. GCSE demişken, biz KKTC’de bu sınavlara çocukları çok daha küçük yaşlarda aldırıyoruz.

Bizim çocukların ömrü sınava hazırlanmakla geçiyor.5’inci sınıfta Kolej Sınavı, bunun için 3’üncü sınıftan dershaneye başla… Koleje girdin bir bela girmedin başka bela… Koleje girdiğin günden özel dersler başlar. İngilizce’den tutun da diğer birçok derse kadar… 9’uncu sınıfta GCSE sınavlarına girmeye başlarsınız. İngiltere’deki çocuklardan iki yıl önce hem de…

Koleje giremediniz, bu kez de 8’inci sınıf sonunda Bülent Ecevit Anadolu Lisesi ve 20 Temmuz Fen Lisesi’ne gitmek için sınava girersiniz. Onun için yarışırsınız. Bunun için de 7’nci sınıftan itibaren dershanelere koşturursunuz. Bu geçtikten sonra üniversiteye gitmek için yine bir merkezi sınav… Sınav üstüne sınav… Dolayısı ile çocukların da ailelerin de ilkokuldan başlayarak, lise bitene kadar devam eden bir sınav maratonu var. Çocuklara en sonunda “sınav” dediğinizde, üzerinize saldırmamak için kendilerini zor tutarlar.

Literatürdeki liberal düşünürler “zaten hayat da bir sınavdır” diyerek bu durumu normalleştirmeye çalışırlar. Zaten onlara göre de eğitimden sonra iş hayatında da bir mücadele vardır ve rakiplerini yenebilmek için en iyi olmak zorundasınız.

Halbuki hayattan gerçekten zevk almak için bunu yapmak zorunda mıyız?

Çocukların çok daha az sınava tabi olduğu bir dünya daha iyi değil mi?