Kamuda görevli müdür, genel müdür ve müsteşarların görevlerinden niye alındığı, gelenin de niye geldiği hep siyasi boyutuyla yorumlanmıştır.
Anne ve babam kamuda uzun yıllar çalıştıkları için çocukluğumuz bu görevden alma ve atamalarla ilgili dedikoduları dinlemekle geçti. İktidar değişikliklerinde bu tür gelgitler olağan ama bunun dışındaki değişiklikler daha tartışmalı durumlara sebep olagelmiştir.
Dün de öyleydi, 50 yaşına geldim bugün de bir değişiklik yok.
Bürokratların performansı nasıl takip edilebilir diye hiç düşündünüz mü?
Başarıyla başarısızlığın sübjektif ve parti içi dengelerden dolayı önlenemez politik tarafı olduğu gibi bürokratların performansının ölçülebilir taraflarının da olmasını sağlamak mümkün değil mi?
Kamu yönetiminin etkinliğini güçlendirecek reformun başlangıç noktası hizmet kalitesinin ölçümlenmesi ile başlanamaz mı?
Bir bakanın, müsteşarın ve müdürün sorumlu olduğu alandaki başarısı bakanlıkla ilgili konulardaki önceliklendirme, problem çözme ve kaynak yaratmadaki yaratıcılığı ile ölçülse.
Buna bütçe yönetimindeki disiplin de eklense.
Hayal ya, bu ölçümlemeyi de “liderlik” etmekle görevlendirildiği personelini de katarak yapsak.
Bakanın ve üst düzey bürokratların nezdinde yaratılan işe olan bağlılık, etkin delegasyon, tanıma takdir, bakanlıklar arası ve Türkiye’deki muhatapları ile iş birliği adına yaptıkları da eklense bu ölçümlemeye.
Olmaz mı?
Bu ölçümlemenin diğer boyutu da tüm bakanlıkların ayrı ayrı olarak verdikleri hizmetlerin belli aralıklarla hem diğer bakanlık personeli hem de halk tarafından ölçümünün yapılması.
Çok mu hayal ettik?
Üniversitelerin de katılımıyla böyle bir ölçümleme sistemini kurmak mümkün değil mi?
Üniversitelerimizdeki doktora öğrencilerini böyle bir projenin içine dahil ederek içeriğinin belirlenmesi, teknolojik altyapının oluşturulmasına onların da katkısını alarak hayata geçirmek mümkün olamaz mı?
Ülkemizde üniversiteler nezdinde devletimizde daha etkin hizmeti ölçebilmeyi bir tez olarak ele alıp yapacak genç arkadaşlarımız yok mu?
Buradaki tek kural çalışan, sendika ve yönetim kadrosunun katılımıyla, bir konsensüsle ölçülecek yetkinliklerin belirlenmesi. Neyin ölçüleceği hem birlikte belirlenmiş, hem de soru ve sebepleriyle önceden biliniyor olması şart.
Bunu başarabilsek toplumsal kutuplaşmayı kırmak adına da farklı bir başlangıç yapmış olmaz mıyız?
Başlangıçta bu ölçümlerde alınan toplam puandan ziyade bir önceki ankete göre olan değişim esas alınacağında da mutabakat sağlansa. Yüksek puan almaktan ziyade en fazla iyileşmeyi yapabilen birim ve yönetici performansının ön plana çıkartılması çok daha önemli olduğunun toplumsal bir mutabakatla altı çizilse
Yapılamaz mı tüm bunlar?
Bence yapılır. Bunu yapmak ciddi parasal bir kaynağı da gerektirmiyor.
Ama nedense dile getiren yok bunları.
Kendi düğününde dans etmek istemeyen geline yerinin hep dar gelmesi misali.
Devlet yönetiminde her 4-5 senede bir gelin damat değişir ama niyet değişmediği sürece ayni uzun havaya devam edilir. Kamu yönetiminde görüntüde bakiye kalan amaç düğün dernek eğlence olsun.
Maksat böyle bir ölçümlemeyle “adam dövmek” değil. Yanlış anlaşılmasın. Ama bir yerden de artık başlamak lazım. Görevden alma ve atamalar yapılırken belli bir süredir ölçümlemeyle de iyi hizmet veren bürokratların bilinen ya da varsayılan siyasi tercihlerinden dolayı kurban edilmesinin de önüne geçilebilmeli.
Bu halka artık siyasetin ve devlet yönetiminin tesadüflerin toplamı olmadığını gösterebilmek de amaç olmalı.
Devlet yönetmekteki ciddiyet ile ilgili ümit verilebilmeli.
Farklı olunabileceğini gösterebilmek için herkesin bahsettiği “değişimin” parçası olmalı kamudaki hizmetin ve hizmet vermekle görevli olanların performans ölçümlemesi.
Samimiyetle. Altını doldurarak. Bu kadar basit aslında. Ama niyet ve istek yoksa imkansız.
Devlet yönetiminde ve siyasette şeffaflık ve seçimler dışında geri bildirim alma kültürünün oturtulması amaç olmalı.
Seçilmiş kişiler olarak siyasetçiyi ve bürokratı bu ölçümlemenin sonuçları düşündürtmeli, biraz strese sokmalı.
Tekrarlayalım amaç adam dövmek ve kaos yaratmak değil.
Toplumda iyi hizmet farkındalığının artırılması yanında devletimize sahip çıkma açısından hem bize, hem de bizi gözleyenlere bugünlerde vereceğimiz en iyi cevap budur.
Zaman yapabileceklerimize odaklanma zamanıdır.
Birilerinin ve bir şeylerin arkasına saklanarak sebep arama devrini artık geçelim.
Devlet yönetiminde başarının resmini çizmeye bir yerden başlayabilmeli.
Kamu yönetiminde bunu yapmak için ne engelimiz var?
Niyet eksikliğinden başka.
Yeni hükümet programında bakalım bu konuyla ilgili bir niyet ortaya konacak mı?
































