Türkiye’de, 6 Şubat’ta olan deprem, yüzyılın felaketi değil YÜZYILIN İHMALİDİR.
Batılı ülkelerde, mesleki teknik eğitime ve mühendislik eğitimine ağırlık verilirken, son yıllarda Türkiye’de ilahiyat eğitimine ağırlık verilmektedir.
Bir dönem tüm dünyaya egemen olmak iddiasıyla yola çıkan Osmanlı devleti, Rönesans ve reform çalışmaları döneminde, matbaayı yasaklamak, bilim adamlarına gereken önemi vermemek ve mezhep kavgalarıyla boğuşmak yolunu seçtiği için, yıkılmak zorunda kaldı.
Bir enkaz içerisinde KURTULUŞ SAVAŞI’nı başarıyla veren Türkiye, her alanda modernleşmeyi esas alan bir politika izledi.
Din ile devlet işlerinin kesin ayrılığını sağlamak için, laik eğitim sistemini esas aldı.
Atatürk Türkiyesi BATI’YA aydın beyinleri göndererek, Osmanlı’nın izlediği politikanın zıttı bir politika ile, bilime önem veren çalışmalar yaptı.
İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında Almanya’dan kaçmak zorunda kalan Yahudi bilim adamlarına ve diğer muhalif aydınlara Türkiye kucak açtı. Bu bilim adamları, teknik ağırlıklı ve bilimsel çalışmalar yapan üniversitelerde görevlendirilerek, Türkiyede yeni bir zihniyet değişimini tetiklendi.
Köy Enstitüleri ile yoksul köylü çocuklarının ÜRETİMLE ÖĞRETİM’i sağlandı.
Ancak Amerika 2. Dünya savaşından sonra, tüm ülkelerde kendi kapitalist yayılmasını sağlamak için işbirlikçiler yaratırken, Türkiye’de de feodal ağalarla işbirliği içerisinde egemenlik kurdu.
Amerika’nın 1950lerden sonra artan etkisi hem ekonomik, hem siyasi hem de kültürel anlamda yıkımı ve çürümeyi getirdi.
Mustafa Kemal’in aydınlatmacı, laik eğitimi yerini ilahiyat okullarına, medreselere adım adım bıraktı.
Son depremde binalar ,bilim ve mühendislik uyarıları dikkate alınmadığı için, kağıt kuleler gibi yıkıldı.
Bu yıkım karşısında politikacılar olayı kaderciliğe bağlayan açıklamalar yaptılar. Oysa olan açıkça politik istismar ve oy avcılığının sonucuydu.
Mühendislerin İMAR AFFINA KARŞI çıkan açıklamaları dikkate alınmadan, çürük ve hatalı yapılmış binalara İMAR AFFI GETİRİLDİ.
Türkiye’de sadece mühendis ve mimarlar değil, tüm bilim adamları gerekli değeri göremiyor.
Ekonomistlerin, para poılitikaları konusundaki uyarıları yerine, fetvalarla faiz politikası sürdürülmeye çalışılıyor.
Bilimden uzaklaşmak, ekonomide de TL nin değer kaybının ana nedenlerinden en önemlisidir.
Kuzey Kıbrıs’a gelince:
Yetenekli mühendislik ve mimarlık elemanları dururken, ısrarla bunların devre dışı bırakılması, yıkımdan başka ne getirebilir?
Sendikalar ve meslek örgütleri YILLARDAN BERİ, KIB-TEK ‘in güçlendirilmesinin önemini anlatmaya çalışırkan, yöneticilerin, İHALESİZ bir şekilde AKSA’YA BAĞIMLI bir yıkım paketini ısrarla uygulamaya çalışmasının nedenleri nedir?
Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlar, Mustafa Kemal’in savunduğu BATILILAŞMA’yı esas alan ve mühendislerin uyarılarını dikkate alan politikalara yeniden dönmek zorundadır.Dayatmaların bu toplumda yarattığı acı tahribatları Kuzey Kıbrıs vatandaşları zaten her gün yaşamaktadırlar.
































