Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eğitimde Ödül ve Cezanın Önemi

Geçen hafta eğitimde ödülün önemi üzerinde durmuştuk ve ödül sistemi ile kalıcı öğrenmelerin ve mutlulukların olamayacağını söylemiştik . Peki şimdi cezaya bakalım. Sizce insanlar baskı gördüğünde görüşlerini değiştirirler mi? Tabi ki hepimiz toplumsal yaşamı tehdit edici davranışların cezalandırılmasını adaletin ve kurallara uyulmasını sağlamasını istiyoruz . (isiyas otel suçlularının cezalanmadınız istediğimiz gibi ).

Eğitimde ceza vermek, ya da ceza ile tehdit etmek , sorumsuz davranışlarla baş etmede kullandığımız başlıca araçtır . Özellikle okullarda ( klasik eğitimde ) durum böyledir . Kreşlerde bile düşünme köşesinde küçücük çocukların orda oturup hatasını düşünmesini istiyoruz ki bunu yapanların çocuk gelişimi ile ilgili bilgilerinin sınırlı olduğunu düşünmekteyim. Küçük çocuklarda verilen cezaların işe yaradığını sanır büyükler; o davranış çocukta henüz alışkanlık haline dönüşmemişse ve çocuk tanımladığı bir cezayla karşı karşıya kalmışsa gerçekten işe yarar. ancak burada çocuğun hangi davranışının cezalandırıldığının anlayıp anlamadığından emin olmamı çok önemli. cezanın etkisi çok kısa süreli ve geçicidir.

Ceza tehdidi ortadan kalkınca davranış yenilenir.

Sınıfta uslu durması için sürekli uyarı yapan bir öğretme itaat edip öğretmen sınıftan çıkınca bütün materyalleri yere savurup kıran 3 yaşında çocuklar gördüm . Daha ileriki yaşlarda da ceza öğrencide istenen kalıcı davranışın oluşumunda etkisizdir; çünkü kendi davranışının sorumluluğunu almasını engeller. Cezayı veren öğretmen sorunun sahibi olarak kalır. Sık cezalandırılan çocuklar kendini değerlendirme, sağlıklı akıl yürütme fırsatını kaçırır ve istenilmeyen davranışları yetişkin yaşamına da taşır. Kendini yaşamı boyunca hatalı görmez. Cezalandırıcılar hep suçlu , o ise hep kurbandır.

Ceza alan duyarlı çocuklar da hep kötü olduğunu düşünmeye başlar ve benlik saygısını yitirir. Cezalandırılan çocuk eğer dürtüsü davranıştan vazgeçmeyeceği kadar güçlüyse, zamanının çoğunu davranışına bahaneler bulmaya , yaptıklarını ele verebilecek şeyleri gizlemeye çalışarak geçirir. Sürekli cezalandırılan ve ceza verici olan kişilerde korku, kızgınlık, kırgınlık, karşı koyma, öç alma, hatta nefret gibi duygular ortaya çıkar. Bilmeliyiz ki utandırılan, aşağılanan, acı çektirilen çocukların eğitilebilmeleri, sorumluluk sahibi, birlikte çalışabilen, uyumlu kişiler olarak yetiştirilmeleri olanaksızdır.

Toplum olarak amacımız kendine güvenen, sorumluluk duygusu gelişmiş bireyler yetiştirmektir. Ödül ve cezanın olmadığı Eğitim öğretim programları vardır ve Montessori Eğitim Sistemi de bunlardan biridir.