Türkiye bir doğa olayı olan deprem ile yine sarsıldı. Binlerce insan öldü, On binlerce insan yaralandı. Bu kez ilk defa Kıbrıs, çocuklarımızı kaybetmenin derin acısını yaşadı. Sanıyorum 1974 savaşı sonrasında en çok toplu ölümün olduğu bir olayı yaşadık.
Toplum olarak ilk kez böylesi bir acıyı iliklerimize kadar hissettik. “Ateş düştüğü yeri yakar” derler ama bu kez tüm Kıbrıs Türk halkı bu acıyı yaşadı.
Türkiye’de Ağustos 1999 Gölcük’deki o büyük deprem sonrasında onlarca daha ölümlü depremeler yaşandı. Öyle görünüyor ki Türkiye bu konuda gerekli dersleri çıkarmamış. Gölcük depreminin üzerinden 23-24 yıl geçmiş, bugün hala yapılan inşaatların patır patır yıkıldığını, toz haline dönüştüğünü, yapılan binaların eksik malzeme ile yapıldığını görüyorsak ortada bir yanlışlık var demektir.
Jeolojide yapısal jeoloji ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile bilinen Türkiye’nin önemli bilim adamlarından Prof. Dr. Celal Şengör, Türkiye’de yaşanan son deprem sonrasında “Tabiatın dili bilimdir. Coğrafya dersi yerine din dersi koyarsanız sonuç bu olur” dedi.
Şengör hocaya katılmamak elde değil. Deprem bir tabiat olayıdır ve ancak bilime uygun olarak hareket edilirse zararı en aza indirirsiniz. Yani siz yaptığınız binaları bilimsel temelden uzak bir anlayış ile yaparsanız, başınıza gelecek olanlar bellidir.
Kıbrıs’ın kuzeyinde son yıllarda yaşanan çarpık yapılaşma ve doğal ortamın bozulması, ülkede daha önce yaşanmamış sel felaketlerine neden olmuştu. Deprem konusunda da uyarıları ciddiye aldığımız söylenemez.
Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB) Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili Türkiye’de yaşanan son deprem sonrasında çok önemli konulara değindi ve şöyle dedi: “Adamız açısından bakacak olursak Doğu Anadolu Fayının tetiklenmesi ile Değirmenlik Fayı, Ovgos Fayı gibi adamızın da üzerinden geçtiği faylar senkronize hareket etmeseler bile hareketlenebilir. Keza Suriye kıyılarına paralel uzanan Ölü Deniz Fayı da dahil. Özellikle Karpaz – Hatay arasında denizel alanda sismik boşluk olduğu, uzun zamandır deprem üretmediği bundan dolayı enerji birikiminin gerçekleştiği bilinmektedir”.
Biz Kıbrıs’ta yaşayanlar eğer Türkiye’de yaşanan bu depremden ders çıkarmak gibi bir niyetimiz var ise Oğuz Vadilili’nin söylediklerini dikkate almak zorundayız. Benim anladığım, Kıbrıs’ta da ciddi bir deprem olma olasılığı var. Dolayısı ile binaların yapımından tutun da insanların deprem anında yapacaklarına kadar bilmemiz gereken çok şey var.
Gelelim Celal Şengör hocanın söylediklerinin ikinci cümlesine… Yani “Coğrafya dersi yerine din dersi koyarsanız sonuç bu olur” cümlesine… Burada anlaşılan odur ki daha çok din dersi okutulacak diye bir bilim olan coğrafyada vazgeçerseniz, depremin de bir kader olduğunu düşünürsünüz. Deprem bir doğa olayıdır ve alacağınız önlemler ile zararı en aza indirebilirsiniz. Yeter ki bilimin yolundan şaşmamak gerekir.
Yarından tezi yok tüm ilk ve ortaöğretim kurumlarında deprem konusunda çocukları bilinçlendirme faaliyetleri artırılmalıdır. Tüm okulların depreme dayanıklılığı konusunda çalışma yapılmalıdır. Son birkaç yılda dökülen okullara tanık olduk.
Yalnız çocuklara değil, ortalıkta müteahhit diye gezinenlere de doğru dürüst yapılar yapmalarını içselleştirecek eğitimler verilmeli, gerekirse cezai uygulamalar hayata geçirilmelidir. Çünkü bu küçük adanın daha fazla acılara dayanacak gücü yoktur.
































