Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, eleştirileri yanıtladığı konuşmasında, kendisi için temel olanın devlet olduğuna işaret ederek, devletsiz olmanın ne demek olduğunu komite konuşmalarında da anlattığını kaydetti. Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının toplum değil devlet sahibi bir halk olduğunu dile getirdi.
Kıbrıs sorunu tartışılacaksa olayın kökenine inmek gerektiğini anlatan Ertuğruloğlu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasallığının ortaklığın devamı koşuluna bağlı oluğuna işaret etti. Ertuğruloğlu, buna rağmen kendi ulusal çıkarları uğruna bu ortaklığı yıkan Kıbrıslı Rumlara Kıbrıs Cumhuriyeti olma hakkı tanındığını belirterek, “Bu bizim suçumuz mu?” diye sordu
BM Güvenlik Konseyi kararlarının bağlayıcı olmadığını ve tüm kararların tavsiye nitelikli olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, bu taraflardan bir medet umulmasını asla kabul edemeyeceğini kaydetti.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Rumlara yapılan baskı sonucu kurulduğunu söyleyen Ertuğruloğlu, Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliği o günlerde de hazmetmediğini söyledi. Ertuğruloğlu, bu durumun bugün de değişmediğini belirtti.
Bu adada ancak KKTC’nin kabul edilmesiyle huzurlu bir gelecek olabileceğini anlatan Ertuğruloğlu, “Dünyanın anladığı dilden konuşmuyormuşuz o dil nedir? Teslimiyet midir?” diye sordu.
“Dünyanın anladığı dil buysa, biz bu dili konuşmadık konuşmayacağız” diyen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türkünün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir toplumu olmadığını vurguladı.
Bu coğrafyadaki Kıbrıs Türkünün 90 milyonluk Türk ulusunun kopmaz bir parçası olduğunu dile getiren Ertuğruloğlu, Kıbrıslı Rumların silahlanmayla neyi amaçladığını sordu.
Gambiya’yla kurulan ilişkilere değinen Ertuğruloğlu, Gambiya’yı küçümseyen milletvekillerine seslenerek, Gambiya cumhurbaşkanı yardımcısının KKTC ziyaretinin statü yükseltilmesi anlamına geldiğinden Rum Dışişlerinin bu konuda adımlar attığına işaret etti.
Ertuğruloğlu, kendisine sorulan bir soru üzerine, vize uygulanan ülke sayısının artırılması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kormacit’te Maria Skoullou’nun muhtar adaylığına ilişkin soruyu yanıtında ise, bu kişinin kendini işgal altında bir kişi olarak tanımlaması nedeniyle bir güvenlik sıkıntısı oluştuğunda ilgili kararın alındığını belirtti.
































