İsyan.
Alayına isyan.
Vurarak kırarak değil.
Sorumlulara, karar mekanizmasındaki düşünce yapısına isyan.
Yaşam alanlarımızı basiretsizce yönetip çöplüğe döndürenlere isyan.
Öylesine bir isyan ki, üç-dört partinin başına hasbelkader yerleşen zevat, bizlerin güdülecek koyun olmadığımızı anlasınlar.
Bir demokratik isyandır HAYIR.
Gel dediklerinde geleceğimizi, git dediklerinde gideceğimizi sananlar, tatlı rüyalarından uyansınlar.
İsyan ki ne isyan.
Öyle vurarak kırarak, yakarak dökerek değil, oylarımızla isyan…
Değişime yol açacağını savundukları anayasa masalına “HAYIR” diyerek isyan…
*************************************
Zamanın iktidarı getirince “Göç Yasası” diyeceksin. Sendikalar ayaklandığında muhalefettesin diye yanlarına koşup “biz iktidar olunca düzelteceğiz” diyeceksin. Sonra da iktidar olunca bunu hepten unutacaksın. Meclis’e bir şekilde tadili geldiğinde de burun kıvırıp dönüp gideceksin.
Ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi, zamanında bu yasayı geçirenlerle beraber, Meclis’ten onaylattığın Anayasa’ya “evet” dememi isteyeceksin.
Ama “Hayır”…
Ne alakası var diyeceksiniz ama “Acun’un etleri” için de hayır. Birilerine, bu ülkenin keyfine yönetilemeyeceğini, kişilere özel nizamlar yaratılamayacağını hatırlatmak için hayır.
************************************************************
Birde “hayır” oyu kullanmaya niyetlenenlere “aptal” diyenlere, kendini akıllı sananlara isyan.
“Hayır” diyen herkesi 12 Eylülcü ilan edenlere isyan.
Sanki 12 Eylül dayatmalarını değiştiren madde koymuşlar da, bir de bunu söylüyorlar. Oysa bir tane de 12 Eylül zihniyetini değiştiren değişiklik önerisi söyleseler yüreğim yanmaz…
Cümlesine “Hayır”
İsyan edercesine hayır.
Bin kere “Hayır”…
Çünkü bu gün söylediğinizi yarın üstünüze almıyorsunuz. Bu gün bize “Evet biliyoruz, bu anayasa değişiklikleri yetersizdir. Ama hele bir başlayalım değişiklikleri yapmaya alışalım, arkası gelecektir” diyorsunuz. Ama ben bal gibi biliyorum ki yarın bu sözleri de unutacaksınız.
“Bu kadarını yapabiliyoruz, olanağımız bu kadar, imkansızı isteyerek bunu da kaybetmeyin diyerek kandıramazsınız bizi. Biz, sizden bize yaşarken Tanrı’yı göstermenizi istemedik. Daha demokratik bir Anayasa istedik. Bunun neresi imkansız?”
Yapabildiğiniz bu kadarsa, Hayır. Onu da yapmayın. Bari inancımızı kırmayın. Bu teselli ikramiyesini kabul etmiyorum. Ben “Ya herro, ya merro” diyorum.
Bu bir isyan.
Size isyan.
“Hayır” ile isyan.
ANLAYAMADIKLARIM
Güzelyurt’ta portakallar dallarında kalmış. Doğrusu organize olamamamızı anlamam mümkün değil. Hele hele üretici portakalın kilosunu 25 kuruştan verirken bunu yapamamamızı hiç anlamıyorum. Eğitim Bakanlığı okullara, belediyeler turistik merkezlere otomatik portakal sıkma makineleri kursa ve bardağı bir TL’den satsa, hem iş yapmış hem de portakal tüketimine katkı yapmış olmazlar mı? Hele Güzelyurtluları, Lefkelileri hiç anlayamıyorum. Orada portakal suyu dışında hiçbir meşrubatın satılmaması gerekir. Oysa lokantalarda sıkma portakal yok. Varsa da gazlı meşrubattan pahalı. Gerçekten anlayamıyorum.
VE ŞİİR
Bu hafta “Ve Şiir”de konuğum Sayın Ayşe Tural. Şairimizin “Yüreğime Dokun” isimli şiirini sunuyorum:
Yüreğime Dokun
Bu gece
Bütün yıldızlarınla gel
Işıklandır dünyamı
Şiirime dokun
Çiçeklensin dallarım…
Sen orada
Evrenin varoluşundan beri
Senin olan yerdesin…
Elin tenime dokundu
Işıklandı çiçeklenmelerim…
Yüreğime dokunursan
Filize duracak akasyalar
Kararan yıldızlarıma
Işığını verecek ay…
Dinle bak
Sevdamız
Kök salıyor
Senin ağzın ışık bitkisi
Şarkımsa köklerinde dolanır…
































