Geçtiğimiz 3 Ekim’de Cumhuriyet Meclisi Onuncu Dönem İkinci Yasma Yılı çalışmalarına yeniden başladıydı.
Başbakan Sn. Üstel Memleket menfaatleri neyi gerektiriyorsa Anavatan Türkiye ile İşbirliği içerisinde yapmaya devam edeceğiz derken, Cumhurbaşkanı Sn. Tatar da önemli olan yasaların bir an önce geçirilmesi ülkeyi daha iyi bir noktaya taşıyabilmek için reformların bir an önce yapılmasıdır” dedi…
Meclis Başkanı Sn. Töre de “Komitelerin” tatil süresince de çalıştığını ve tamamlanan yasa tasarılarının Meclis’e gönderildiğini söyledi.
DOLAYISIYLE hep birlikte bir kez daha anladık ki Devletimizin kalbi sayılan Meclisimiz tüm ciddiyet ve hassasiyeti ile “görevinin” başında ve idrakindedir.. Şöyle ki hakkı olan tatilini kullanırken bile “çalışmalarına” devam edecek kadar.
PEKİ böyle bir “ulu Meclise” ve Sn. Başbakanın açılış konuşmasında da yer aldığı üzere, “Anavatanın destek ve himayelerine karşın” neden KKTC de işler iyi gitmiyor?
Ki ne diyordu Sn. Cumhurbaşkanı? “Önemli olan yasaların bir an önce geçirilmesi ülkenin daha iyi bir noktaya getirilmesi için reformların yapılmasıdır…”
YANİ NE? “Hâlâ istenen yerde ve kıvamda değiliz çünkü ülkenin daha iyi yerlere getirilmesi için gerekli olan yasalar henüz Meclis’ten çıkmadı!” Öyle mi?
***
BİR YANDA TATİLDE BİLE ÇALIŞAN MECLİS… Öte yandan hâlâ gerekli olan yasaların çıkmadığı beyanları!
Mesela artık yılların ayların değil, gelip geçen günlerin “haber kaynağı” olan ve hakkında söylenmedik laf kalmayan KIB-TEK’in daha geçen gün 2022 faaliyetleri incelenirken ne dediydi Ekonomi Bakanı Olgun Amcaoğlu? “600 milyonluk para kaybı vardır!”
AZ BUZ DEĞİL: “Tek başına bir Kurumun bir yılda 600 milyonluk para kaybından söz edilmektedir.”
ÖTE Yandan KIB-TEK’n ihaleler sorunu vardır el an devam etmektedir..
YADA Emrullah Turanlı beyefendinin yıllardır elinden alınamayan fakat yıllardır kaymağını yediği, tepe tepe kullandığı Ercan Hava Alanının (çok) sorunlu durumu vardır..
YERTMEYEN hastahaneler, hapishaneler, gitgide artan uyuşturucu, belaları vardır!
İÇİMİZDE çoğalıp yoğunlaştıkça artan zararları hatta kötülükleri ile artık denetim altına alınmaları gereken “sözde üniversite aslında kaçak iççi olarak çalışan üçüncü ülke insanları ve illegal olayları vardır!
ARTIK bu ülkede de uyuşturucu nedeniyle ölen insanlar vardır..
VE eğer böyle devam ederse gün gelecek mevcut yollarda artık arabaların seyrüsefere çıkamayacağı bir tıkanma ve kargaşanın söz konusu olduğu gerçeklerle yüzleşeceğimiz o büyük sorun vardır..
VE bu ülkede hâlâ aracılar tefeciler, arsa arsa spekülatörleri, kumar ötesi bahis oyunları ve fuhuş vardır..
Eğitime yetmeyen okullar vardır.. Okullara devam etmeyen öğrenciler vardır.. Hastahaneler hapishaneler vardır yetersiz..
VE tümünün üzerinde denetimsizlik vardır kanserden koranadan beter!
Eee! Tüm bu sorunlarımız, eksikliklerimiz ve eksilerimizi izale edip memleketi sağlık afiyet ve istikrara kavuşturmak için “yeni yasalara mı ihtiyaç vardır yoksa mevcutlarını çalıştırabilme basiret ve dirayeti mi?” Hangisi? Sormuş olalım! ***
VE KISACA TAKILDIKLARIM: Bundan sonra deniyor “Sebze meyvenin satış fiyatlarını Denetleme Kurulu saptayacak.”
Nasıl yapacaklarını bilmiyorum ama eğer ülke “denetimsizlik” nedeniyle bu hallere gelmişse dolayısıyla artık asıl sorunumuz “Denetim mekanizmalarını” çalıştıramamak veya çalıştırmamaksa ve ülkede sadece sebze meyve değil, “denetimsizlik” nedeniyle ülkenin ulusal sorunu ve derdi davası haline gelmiş Kıb-Tek gibi kurumlar da varsa…
ASLINDA “serbest piyasa” ekonomisine uygunluğunca hatta her hafta KKTC’nin bazı kentleri ile yörelerinde rekabet mekanizmalarını çalıştırarak market ve diğer satış yerlerinden daha ucuza ürün satmak amacındaki “ticari organizasyonları” bile “kazıkçı” yapmışsak…
ÖTE YANDAN hâlâ “Kooperatif ve Kooperatifçiliğe” sırt döndüğümüz hatta kurulu olanları da yerle yeksan ettiğimiz gerçeklerde bahçelerdeki ürünleri “toptancıların” kapattığı gerçeklerde ve “toptancıların” sebze meyveyi piyasaya kendi satış takdirleri ile sürdüğü son aşamada devreye girecek olan “Denetleme Kurulu” ne yapacak?
EL CEVAP: Parakenteci tezgâhına gidene zaten ürünlerin kaymağını yiyenlerin doyumundan sonra ha fiyat saptanmış ha saptanmamış ne yazar!
Kİ asıl sorun “Üreticinin” korunmasıdır! Oysa KKTC hâlâ “üretici” kaybederken toptancı ve tüccar kazanmaktadır..
İYİLEŞTİRMENİN tek çaresi ciddi anlamda “kooperatifleşmeyi hamaset nutku olmaktan kurtarıp gerçek anlamda bir toplumsal kazanım ve kalıcı sistem haline getirmektir.. ***
BM’LER BARIŞ GÜCÜ ASKERLERİ: 1963’lere kadar dayanan macerası ile tutun ki Kıbrıs sorunu kadar eskiler! Ki artık kadim ve daim misafirlerimiz oldular! Mesela Mağusa’dan Karpas’a kadar yer yer kampları gözlem kuleleri var da neyi gözleyip neyi korudukları bilinmiyor çünkü artık “tampon bölgede” değiller!
BİR ara “doğal turistlerimiz” derdik! Sonra Mağusa’daki “askeri kampı” can sıkmaya başladı. Ki bu İngilizden sonra Rumdan kalan kampa gelip yerleştikleri yıllarda etraflarında ne evler vardı ne apartmanlar… Şimdi DAÜ de var Konutlar da apartmanlar evler de. Üstelik Mağusa’nın en civcivli yerinde! Gün yirmi dört saat Barış Gücüne ait bir helikopter şu veya bu nedenle pırpırr uçarak başımızın üzerinden geçer bu kampa konardı. Bilenler bilir gazetedeki Köşemde savaş açtımdı bu helikopterin iniş kalkışlarına “ya bir gün başımıza düşerse” korkusundan! Neyse ki artık yok!
NE DİYORDUK: Bir süredir bizim cepheden “artık gitsinler” sesleri yükseliyor! Aslında bir işlevleri kalmadı doğru! Üstelik geçmişte biraz da doğal turist sayılırlardı ama o özelliklerini de kaybettiler.. ÇÜNKÜ artık ülke çoktan Arabın çorabın mafianın kumarın kara paranın esrarın cirit attığı uluslararası bir üne kavuştu ki beş on tane BM’ler Barış Gücü askeri belki fazla gelmez ama göze batar oldu! Çünkü bizi hâlâ tanımıyorlar!
Tanımıyorsan Kuzey’de ne işin var kardeşim. Git hep Güney’de kal yada zaten işin kalmadı yapacak adayı terk et!
YADA KKTC’yi resmen tanı ki işbirliği yapacak duruma gelelim. Değil mi ama?
































