-Öteden beridir gelip giden “Yönetim erbabı” Devlet Yönetmeyi “fedakârlık” olarak nitelendirir. Üstelik açıktan söylemeseler de gizliden gizliden bu görevin takdir edilmesini dolayısıyla kendilerinin de taltif edilmelerini beklerler.
TaLİHE bakın ama: Tam aksine çoğu zaman kendilerini partililerine bile kabul ettiremezler! Bırakın konfetiler gibi havalarda uçuşarak “yaşa varol” alkışlı sesleri; üstelik kim icat ettiyse şu kör olasıca internet ve medya denilen yayım organlarında da kendilerine yönelik olumsuz tepkilerin bini bir paraya gider!
BUNA karşın bugüne kadar “kendi gönlü ile istifa edeni de çok az görüldü!” Mübarek koltuk sanki zamklıdır. Bir oturan bir daha kalkamaz vesselam..
DOĞRUSU yıllardır bu minval üzere KKTC’yi yöneten “yöneticilerimiz” tutun ki şimdilerde yaşandığınca böylesi “çok kaotik” ortamlarda görev yapmaya ise hay hayda “fedakârlık” kulpu takarlarken sadece kendilerini avutmuyorlar! Halkı da avuttuklarını zannediyorlar! Yani KKTC de Hükümetler ancak kendi aralarındaki siyasi ve partisel tartışmaları sonucunda istifa ederler! Fakat sosyoekonomik ve yönetim erki zafiyetleriyle yarattıkları olumsuzluklardan dolayı asla!
***
GEÇİYORUM: Geçen gün medyada haberi vardı. “KKTC de bir yıllık Enflasyon” deniyordu yüzde 118’i aştı! Türkiye de bu konuda son yılların en kötü dönemleri yaşıyor.. Ucuzluğuyla ünlü ülke artık bizim gibi domatesle patatesin pahasından yakınıyor.. Ki orada da enflasyon yüzde yetmiş seksenlerde seyrediyor.. Ve Türk lirasının alış gücü yitip giderken, güzel ve umutlu gelecekler vaatleri yıllar sonra için müjdeleniyor..
Yani uzunca bir süre bugün de canımızı yakan pahalılıkla cebelleşmeye devam edeceğiz!
ZATEN bu konuda her halde Koordinatörümüz Fuat Oktay’ın da telkin ve tavsiyeleri yada emirleri ile olmalı, Ünal Üstel Koalisyon Hükümeti, “Devlet sırtındaki “giderler yüklerini” atmaya, yaratacağı yeni ekonomik devinimle memleketteki iş hacmini artırıp çeşitlendirmeye karar verdi gibi… Nitekim:
GİRNE limanı ile Mağusa Limanının “özele Kiralanmalarına” yönelik karar her halde bu düşünceyle olmalıdır..
Eğer hükümet bu konuda sağlıklı anlaşmalar yaparsa özellikle Mağusa limanı sadece kurtulmayacak her halde “limana benzeyeceği” bir restorasyonla KKTC’ye tekrar kazandırılacak…
ANTİ PARATEZ yazayım: Görmedim ama her halde diyorum, dünyanın en pespaye ve tam ifadesiyle “pis,” böylesi bir başka liman olamaz! Hoş, Girne Limanının da kalır yeri yok ama tutun ki orası turizme ve eğlence ile geziye açık yapılanması nedeniyle vaziyetleri idare ediyor işte!
FAKAT şaibe altındaki Mağusa limanı sadece Kıbrıs’ın değil, Doğu Akdeniz’deki konumuyla da önem taşıyan bir limandır. Değerlendirilirse “para basan makine” haline gelecek kadar!
Buraya kadar gelmişken, “ne olacak” dediğimiz şu Maraş’tan da söz edeyim:
***
NE OLACAK MARAŞ? Çözümün bir parçası mı yoksa KKTC’nin malı mı? Sn. Tatar tabi ki Ankara’nın da onayı ile Maraş’ın bir mahallesini açtı! Fakat sadece açtı! İnsanlar her gün kırk sekiz yıldır kapalı olan Maraş’ın açılan bu mahallesinin yollarında yürüyerek sağlı sollu insansız evleri, dükkânları “kablet tarihi muzdarip bir hayvan,” Dinazor gibi seyrediyorlar da ne? Nedir Maraş?
BÜYÜK kısmı kapalı iken hâlâ olası bir çözümde Rumlara iade edilmeyi bekleyen bir “zoka” mı? Yoksa KKTC topraklarına kattığımız bir yeni mahalle mi?
Zannedersem bunun cevabını Sn. Cumhurbaşkanı da veremez. “İşte bir iş yaptık bakalım ne olacak” mı diyor onu da bilmiyoruz!
OYSA Maraş’ta açılan o bir mahalle müzakerelerin yeniden başlamasına neden olabilirdi.. Hatta açılacak ve olası bir çözümde olduğunca Rum tarafına iade edilecekse ki öyle olması gerekir, neden şimdi pazarlığı olmasın? Müzakerelerin de mi zamanı var?
KALDI ki son zamanlarda daha çok düşünülmesi gerektiğine inanıyorum: “Neden bu kez müzakereleri Türk tarafı olarak biz başlatmayalım..”
ADANIN Kuzey’inde bu siyasi statüde yaşamak çok mu hoşumuza gidiyor? Ki bütün müzakere kapılarını kapatarak kendimizi bizzat yarattığımız Kuzey hapishanesine kilitledik!
TABİ Sn. CUMHURBAŞKANININ bu konudaki düşüncelerini de bilemiyoruz.. Kendileri diyor ki “Maraş’a girişlerden devlet dünya kadar para kazanıyor!” Neredeyse altın yumurtlayan tavuk diyecek!
“Öyleyse müşterileri ayni yerde dolandırıp bıktırmadan bir mahalle daha açıverin de “tavuklar yumurtlamaya daha çok devam etsinler” mi diyelim?
KISACA Maraş’ı açmak büyük bir marifet değildi. Hatta çok kolaydı. Fakat hem “bundan sonra ne olacak” sorusuna cevap vermemiz gerekir hem de eğer çözümün bir unsuruysa bugünden projelendirilmesi gerekir.. PÖHHH PÖHHH AMA: Bu ülkede yarının sabahının bile ne olacağı bilinmezken geleceğe yönelik hangi plan programdan söz edebiliriz ki? ***
ÇOK KISACA TAKILDIĞIM: Okullar gene yarım yamalak açılacak. Bazıları tamire muhtaçmış onarım yüzü görmemişler! Bazıları yetersiz.
OYSA uzunca tatil süresince hemen tüm “medya internet yayımlarında” falan uyarılar vardı.. “Gene okulları sorunlu açmayın! Şimdiden gerekli olan onarım, restorasyonları yapın…
OLMADI olmuyor! İnadına bir savsaklık ve inadına bir ısrarda hemen her yıl okullar yeni tedrisata mutlaka sorunlu başlarlar…Hikmetini varsa bir anlayan ki sorunu en çok Sn. Eğitim Bakanı bilecektir bir açıklama yapsın da öğrenci velileri de öğrense gayrı!
VE ekleyim. Hani Suat Günsel Hoca’nın Mağusa’da inşa ettirip devlete bağışladığı cicim cicim yeni okulu var ya… Yeni ders yılına hazırlandı açılacak ya. İŞTE bu okulun önündeki yolu tam da zamanıymış, Mağusa’da başka kazılacak yol kalamamış gibi “kanalizasyon çalışmaları” nedeniyle kazıp yolu trafiğe kapattılar! Doğrusu ne yazacağımı ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Onca tatil ayları geçti okular açılırken henüz açılışı bile yapılmayan böyle bir okulun önündeki yolda hafriyat mı başlatılır. Az biraz beklenilemez miydi?
































