Tezgâhtaki erimiş çürümüş domatesin kilosunun 26 TL’den satıldığı güzel ülkemde işler iyi gitmiyor! Pahalılık bizzat kendisi ile yarışa çıkmış! Tüm yiyecek içecek, giyim kuşam, akaryakıt hatta artık bazıları için esrar temin edebilme derken… Artık değerinin ne olduğunu neyle ölçüldüğünü bilemediğimiz TL inadına nanik çekiyor ki hatırıma geldi:
Bir zamanlar babalarımız dedelerimiz Yunanistan’ı küçümsemek için bir küfe drahminin bir kuruş etmediğini söyler gülerlerdi!
Şimdilerde büyüyen Türkiye’ye karşın enflasyona yenik düşen TL.ye bakıyoruz… Doğrusu ceplere küfeler dolusu girse de hiçbir derde deva olamayacak kadar yabancı paralar karşısında değer kaybına uğramış TL taşınan yüküyle sadece külfet olmakta!
ÖTE yandan artık bölgemizde de işler iyi gitmiyor. Yunanistan ülkesindeki Amerikan üsleri nedeniyle kazandığı cesaretle her Allah’ın günü Ege’de göreve çıkan Türk jetlerine radar makası atmakta.. Yani Türk pilotlar soğukkanlılıklarını kaybetseler al sana Türkiye-Yunanistan savaşı!
BELKİ uzun süreli olmaz, devreye giren NATO ve Amerika olayın büyümesini, Doğu Akdeniz’de bir ikinci Rusya Ukrayna savaşı cephesinin açılmasını önlerler ama…
İKİ ÜLKE yarım asırda anca sağladığı üç beş gıdımlık “barış ortamını” da yitirir ki sonrasında Doğu Akdeniz’de sadece savaş tamtamları işitilir!
PEKALA biz Kıbrıs Türkleri ile Rumları ne yaparız Kıbrıs’ın Güneyi ile Kuzeyinde? Sınırları yeniden takviye eder, kapıları kapatır, askeri güçleri mevzilere yerleştirir, havanları bazukaları sınır boylarındaki yerleriyle yuvalarına yerleştirir ve başlardık daha bir süre öncesine kadar Güney’den gelecek Rum müşterileri beklemek yerine, yağacak kurşunlarla atılacak bombaları beklemeye!
“HADİ CANIM geçti o devirler” demeyin! Başınızı kaldırıp bir bakın bölgeye.. Felaketin ne kadar yakınımızda hatta içimizde hazır ve nazır olduğunu görürsünüz!
…NEYSE biz işimize bakalım ama. Neydi işimiz? KIB-TEK’in ihaleleri, patatesle domatesin pahası, belediyelerin birleştirilmeleri, geldi gelecek yerel yönetim seçimleri… Ve 2022-23 ders yılının başlamasıyla başlayacak “yeni curcuna!” Başka:
ÇEVRE kirliliği, sürekli artan esrar ve fuhuş olayları, trafik kazaları, yolların yolsuzluğu, malumlarımız üzerine artık günlük serüvenleriyle hayatımızın bir parçası olmuş arkası yarın dizilerinden KIB-TEK haberleri..
***
KISACA TAKILDIĞIM: (ÖZERSAY NE DİYOR?) İki koalisyon hükümeti yıkan, partisine yönelik sempatiyi devam ettiremeyen, iktidarda oluş aşamasında en genç kadroya sahip oluşunu kullanamayan, sonuçta küskünlerle kırgınlar yaratırken partisinde tek kaldığı için ayni zamanda HP’sinin de “tek adamı” olan Sn. Kudret Özersay’ı her şeye karşın hem severim, hem de siyaset dünyamıza yönelik eleştirilerini ilgiyle izlerim..
Ki NE DİYORDUM? En azından Sn. Özersay zamana mekâna, havaya suya göre bukalemun gibi renk değiştirip kalıptan kalıba girmedi! Neyse öncesinde fikri sonrasında da ayni oldu zikri!
NE VAR Kİ bir yandan partisini dağıtıp öte yandan “Statükocuların bekçileri halkın partisine karşı birleşiyorlar” vesvesesinden büyük manalar çıkarmak, artık siyasi arenada at oynatan bir Parti Lideri oluşun ağırlığına uygun düşmedi!..
NE YANİ şimdi memleket HP’nin elinden kurtulursa mı refah ve huzura kavuşacak ki öteki siyasi partiler atlarını nallayıp HP’sinin peşine düşmüş olsunlar! Fakat: ***EVET BU TOPLUMDA siyasi partiler arenasında çürüme de vardır yozlaşma da! Memleket çıkarları değil, artık kişilere kadar indirgenmiş şu bir zamanların dilimize pelesenk “komprador burjuvazisiyle” yatıp kalkıp işbirliği yapanların olanca Devlet Kurumlarını yaz boz tahtalarına çevirdikleri gerçekleri de vardır!
VE EVET bu memleketin büyük çapta reformist değişimlere ihtiyacı vardır.
VE ÇOK doğrudur: Evet temiz toplumu yaratmak için tertemiz siyasetçilere de ihtiyaç vardır…
FAKAT bu büyük ve erdemli kazanımları ülkeye mal edebilmek siyaset arenasında at oynatan inançlı politikacıların fedakârca mücadelelerini gerektir ki ayrıca arkalarında güçlü siyasi partilerin olması kaydıyla…
OYSA ARTIK KKTC’de ne böyle partiler vardır ne de mefkûre sahibi siyasetçiler.. Kaldı ki artık memleketi düştüğü yerden kaldırıp yürütecek derman ve kabiliyette siyasi parti da kalmadı!
DEVİR TC’nin parasal yardımlarıyla vaziyetleri idare etmek devridir ki ne Güney kadar olabildik bugüne dek ne Şırnak! ***
SON HATIRLADIĞIMDA güzelim diyemeyeceğim memleketimde domatesin kilosu 26 TL patatesin 16 TL idi! KIB-TEK Kıbrıs siyasi sorununu da aşmış çetrefil ve şaibeli sorunlarıyla artık yönetilemiyordu!.. VE geçmişte 28 Belediyeye karşın memleket zibilliklerin içinde boğulurken şimdi on sekiz Belediyeye düşmüş sayılarıyla “durun bakalım pisliklerin içinde ne zaman boğulacağız” beklentilerinde kalırken…
DOĞRUSU artık bu ülkede sağlık afiyet içinde yaşamayı becermek bile külfet haline geldi! Ki siyasi partilerimiz de sanki hiç denenmemişler gibi “sizi ancak biz kurtarırız” diyerek gözlerimizin içine bakıp nanik çekiyorlar!
NE diyelim. Allah kurtarsın gayrı!
































