Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

POLİTİKASIZ  POLİTİKA

 

        KKTC hiçbir dönemde bu kadar vizyonsuz, hedefsiz bir dönem yaşamadı.

        Özellikle Rum tarafı yeni Güven Yaratıcı önlemler açıklarken, Anastasiadis AB liderlerine yeni açılımlarını bire bir anlatmaya çalışırken, Kuzey Kıbrıs yetkilileri büyük bir pasifizm içerisinde hareketsiz kalmayı seçiyorlar.

        Gücünüz olduğunda, rüzgar kendi çıkarınıza estiğinde, pasifizmi anlıyabiliriz. Ancak Kuzey Kıbrıs gittikçe tüm dünyadan izole olmaktadır. Ekonomik yıkım alabildiğine derinleşmektedir. Bu şartlarda sessiz kalmak, hiç birşey yapmadan zamanın geçmesini beklemek, kesinlikle anlaşılamaz bir tavırdır.

        Politikacılar, meclise niye geldiklerini , görevlerinin ne olduğunu yeniden düşünmek zorundadır. Milletvekili ve bakan olmanın bir ağırlığı olmalıdır.

        Politikacıların yetersizliği, hareketsizliği ve politika üretememelerinde kitleler ve sivil toplum kuruluşları da sorumludur.

        Kuzey Kıbrıs^ta insanlar HAK ETMEDİKLERİNİ KORUMAK adına, her tür hareketsizliğin esiri olmuşlardır.

        Yağmalanan Rum malları, Kıbrıs Türk toplumuna ağır bir bedel olarak zarar vermeye başlamıştır. Ancak insanlar hala bunu kabullenmemektedir.

        Üretmediğiniz, kendi emeğinizle kazanmadığınız her şey sizi derinden zehirlemekte ve hareketsiz bırakmaktadır.

        Çapı olmayan insanları meclise gönderirken, bu politikacı bana bazı çıkarlar sağlamıştır. Kendisini desteklersem, gelecekte yine bana yine çıkarlar sağlayabilir anlayışı hala birçok insanlarda egemendir. Bu anlayış ise çürümenin ana nedenidir

        Kitle örgütlerine gelince:

        Kitle örgütleri üyelerine ekonomik çıkarlar sağlamayı veya kazanılmış hakları korumayı ana politikaları haline getirerek, EKONOMİZMİN batağına batmışlardır.

        Kendi üyelerinize hangi kaynaktan pay aramak peşindesiniz. Hantal kamu yapısında reform yapmak yerine, bir yerden para gelsin de nereden gelirse gelsin anlayışı, YIKIMIN ana nedeni değil mi?

        Artık insanları hapsoldukları duvarların dışında yeni anlayışlarla harekete geçirme zamanıdır.

        Kuzey’de yaşanan süreç, 2002 ve 2003 te yaşanan süreçten daha derin bunalımlarla dolu bir süreçtir.

        Annan Planı öncesinde muhalefet Partileri ve sivil toplum örgütleri, Kıbrıs’ta çözüm hedefini koyarak, KIBRIS için yeni çıkış yolları örgütlemişlerdi.

        Şimdi Muhalefet Partileri ve sendikalar kitlelerin çaresizliğinin kaynağını  tesbit edememiş olacaklar ki, hala mecliste kalmayı veya üyelerine ekonomik çıkarlar sağlamayı esas hedef olarak almaktadırlar.

        Oysa Kermiya kapıları geçiş yapmak isteyenlerin karşılaştıkları zorluklar için mücadele edilmesini beklemektedir.

        Lefkoşa çarşısına ve özellikle Çağlayan bölgesine canlılık sağlayacak olan BAF KAPISI , doğru önderliklerle, mücadele ile açılmayı beklemektedir.

        Ercan Hava alanının ve Mağusa limanının açılması için, Maraş’ın yasal sahiplerine verilmesini açıklıkla savunabilecek cesur politikacılara ihtiyaç vardır.

        Politikasız politikacılar, gerçekte popülizm peşinde koşan Kıbrıslıların eseridir.