Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

2.SUCUOĞLU HÜKÜMETİ GÖREVE BAŞLARKEN ÜÇ BEŞ LAFLAMAMIZDIR!             

Tabi adına “yeni” diyemeyeceğimiz “Sucuoğlu koalisyon Hükümeti” ikinci kez yeniden görevine döndü                    Ne kadar kolay! Ve ne kadar şanslı!

Ne? Memleket adına “Hükümetsiz kalmak” gibi bir garabete düşmeden sadece ayağına takılan bir Bakanını yağdan kıl çeker gibi görevden alıp kaldığı yerden göreve devam edebilme olanağına sahip olması!

YANİ başta Sn. Sucuoğlu olmak üzere Sn. Bakanları da ısıtma süresine bile gerek duymadan daha önce zaten ısıttıkları için sıcacık sıcacık kendilerini bekleyen  makamlarına hemencecik yeniden  tekrar oturdular!                                                        Bir Hükümet değişikliği için zaman mefhumu nedeniyle dünya rekoru olmalıdır!

Kİ yıllar yılıdır gelip giden koalisyon  hükümetlerinde istikrar gözleyen Kıbrıs Türk halkı artık çok iyi biliyor: Memleketin istikrarı demek “bizatihi koalisyon  Hükümetlerinin kendi bünyelerindeki  istikrarları olmalıdır ki  topluma da yansısısın!                                                                           Henüz öylesi bir istikrar görülmemişse de Allahtan ümit kesilmez ama çok uzun yıllardır Devleti yönetip ayağa kaldırması beklenen  Hükümetler, “koalisyon” kurgusu nedeniyle bizatihi kendileri “istikrarsızdırlar!”                                              NİTEKİM üzerinden çok da uzun zaman geçmedi. Şu anda üç siyasi partiden oluşan “Hükümete” nazire bu ülkenin yurttaşları dört siyasi parti Koalisyonu bile gördüydü!

Ki bu oluşum ne demek oluyordu? “Hükümet içinde dört ayrı siyasi ve sosyoekonomik çıkar hesaplarından kaynaklı  dört ayrı hizip!”

TUTUN ki şimdiki de  üç ayrı siyasi partiden oluşuyor… Üç ayrı siyasi partinin de önceliği siyaset sahnesindeki konumlarını  güçlendirmekten başlıyorsa önce işe oradan başlayacaklar!                  Ki o önceliğin en önemli amentüsü partililerini memnun etmektir!

O memnuniyeti sağlamak için her üç parti de var güçleriyle çalışırlarken bakın neler olacaktır?

***                           KAMU görevlerinde istihdamlar daha çok artacaktır!                                                                   DOLAYISIYLE  hazineden daha çok “para” çıkacak bu nedenle geçmişte Ankara’ya yılda üç dört defa gidilirken bu kez parasal katkı ricası için daha sık gidilecektir!

ÖTE yandan bütün bunların yaratacağı anomaliler nedeniyle “gizli işsizlik” daha çok artacaktır!

KIRGINLAR, küskünler, zorunlu ayrılmalar derken emekliye ayrılanlar  nedeniyle de ülkedeki  emeklilerin sayıları daha çok artacaktır!

YANİ NE? “Pire ısırdıkça çık yukarı olurken…” Zaten geçmiş Koalisyon Hükümetlerinden kalma sorunlara yeni sorunlar ulanacaktır!

***

Kİ YILLARDIR KKTC işte bu sorunlarla boğuşmaktadır!                                                                 Nitekim  geçtiğimiz günlerde Kıbrıs  Türk Ticaret  Odası “kamuda çalışma saatlerinin Özel Sektörün çalışma saatlerine uyumlaştırılması” önerisinde bulunmak zorunda kaldıydı.

Ancak söylem kuru bir öneri değildi! Memleketin kalbi esamesindeki “Kamu Görevlileri haklarının” memleketin sosyoekonomik yapısallığıyla nasıl çeliştiğinin ispatlı şahitli hatırlatmalarıydı!

Ki yıllar yılıdır sorunlar bilindiği halde “öyle geldi böyle gitsin” denmektedir!

FAKAT demeyenler de vardır.. Kıbrıs Türk Ticaret Odası gibi.. Nitekim:

“KAMUDA çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi” nedeniyle Başkan Turgay Deniz  yaptığı açıklamada şöyle diyordu:                            “KAMUDA çalışma saatlerini, özel sektör çalışma saatlerine uyumlaştırarak çalışma saatlerinin verimliliğinin artırılması kaçınılamayacak bir zorunluluktur!”

“MAAŞ ödeyebilmeyi (Devletin) istiyorsanız çalışma saatlerini ‘özel sektör’ ile uyumlaştırmak zorundasınız.” Ve şöyle devam ediyordu:          Kamuda  onca sorun varken Kamu Görevlilerinin  yaz mesaisi denilerek  yarım gün çalışıp tam gün gibi ödenmeleri kabul edilemez.”

***                                  BİiLİR MİSİNİZ? Bu Devleti İngiliz sömürge idaresinden teverrüs etmiş liderlerle hatta  görev yaparken yetişmiş bürokratlar kurduydu..

Bizatihi sömürge yönetiminde mücadele ederken başta Denktaş olmak üzere Osman Örek’ten Hakkı Atun’a, Salih Coşar’dan Burhan Nalbantoğlu’na, Ali Atun’dan Ali Süha’ya, Rüstem Tatar’dan Fazıl Pülümer’e, Kotak’lara Taşkent’lere, Çağatay’lara Korhan’lara….                  Varıncaya dek  İngiliz bürokrasisinin ciddiyet ve disiplininin rahlei tedrislerinden geçen bu ağabeylerimizdirler ki Devletin mayasına “ciddiyetin, planın, programın ve disiplinin sularını  kattılardı..”       Bu nedenle:                               TİCARET ODASI önerilerinde tabi ki  haklıdır. Çünkü yarım asırdır Sadece “Kamu görevlileri”  kademelerinde değil, bizzat Kamu Görevlilerini de kapsamına alan Kurumlarda ne bir reformist hareket gerçekleştirildi ne de “kamu ile görevlilerini” birbirlerine faydalı olacakları sistemler oluşturuldu!

BİZZAT Kamu görevlilerinin mesai yaptıkları “daireleri” bile (gelin size Mağusa’da gösterip izahat da vereyim) yürekler acısıdır!

Yetmezmiş gibi hâlâ yurttaşlarla ilişkilerde  hem ağır aksak ve eksik hem de sanki kavgalı iki ayrı zümreymişler gibi  birbirlerinden kopukturlar!

ŞÖYLE ki “evet Devletin yararına mesai saatleri bile uyumlaştırılamamıştır!”

***

KISACA ya KKTC’i yıkıp yeniden restore edeceğiz yada yerine bir başka demokratik rejim koyacağız. Mesela Başkanlık sistemi gibi..

YADA artık dünyada esamesi okunmuyorsa bile “Devletçilik nedir öğrenmek için” bir süreliğine (her ne kadar Kooperatifçiliğe bile geçememişsek de) Komünist rejime geçeceğiz  ki sayesinde “Devletin” ne olduğunu öğrenelim!