Y Kuşağı, Z Kuşağı derken şimdi bir Bumerang Kuşağı var artık hayatımızda… Dünyada 1929’da yaşanan büyük ekonomik durgunluktan sonra en büyük ekonomik durgunluk olarak kabul gören 2008’de yaşanan ekonomik durgunluk sonrasında Bumerang Kuşağı’ndan daha sıklıkla söz edilmeye başlandı. Covid-19 pandemisi sürecinde de tam gündeme oturdu. Bu kuşak Avrupa ve Kuzey Amerika’da daha yaygın olduğu gözlemleniyor.
Peki nedir bu Bumerang Kuşağı? Batı dünyasında yaşı büyüdükten ve iş yaşamına katıldıktan sonra gençler anne-babasının yanından ayrılıp başka bir evde yaşamaya başlıyorlardı. Ancak özellikle 2008 sonrasında ve bir de son yıllarda covid-19 pandemisinde yaşanan ekonomik sıkıntılar gençlerin yeniden ailelerinin yanına geri dönmesine neden oldu. Yaşanan iş kayıpları ve artan pahalılık nedeniyle gençler yaşamlarını idame ettirmede yaşadıkları sıkıntılar sonrasında geri anne babasının yanında dönmesi bugün dünyada bumeranga benzetildiği için bu gençlerin kuşağına da bumerang kuşağı denilmeye başlandı.
Avrupa Birliği’nde 25 yaş altındaki gençlerde işsizlik oranı %15 civarında görünse de birçok AB ülkesinde bu oran çok daha yüksektir. Örneğin İspanya’da bu oran %40 civarındadır. KKTC’de de bu oranın %30 civarında olduğunu DPÖ verilerinde görmek mümkündür.
Şu anda yaşadığım İngiltere’de ev kiraları 2008 ekonomik durgunluk sonrasında bugünlere gelene kadar %100 artmıştır. Covid-19 pandemisinin başladığı günlerden günümüze kadar benzin fiyatları %50 yükselmiştir. Birçok veriyor göre ev fiyatları son iki yılda %10-15 civarında arttı. Tüm bunlar gençlerin ayrı evde yaşamasını zorlaştırıyor ve işte bu bumerang kuşağını ortaya çıkarıyor.
KKTC’de durum daha da vahimdir. Bumerang Kuşağı dediğimiz gençler azınlıktadır. Evden ayrılıp da kendi başına yaşayan genç sayısı azdır. Bugün artık KKTC’de gençler evlenip de ev sahibi olmaları bile çok zordur. Bumerang Kuşağı’na geçiş yapmadan zaten gençler ailelerinin yanından ayrılamamaktadır.
Ülkenin en saygın öğretmen-spor adamlarından olan ve son zamanlarda sosyal medyada ülkenin sosyal meselelerine de kafa yoran Eralp Şerifoğlu bu konuda çok önemli bir değerlendirmede bulundu.
Ne demişti geçtiğimiz günlerde Şerifoğlu? “Bu ülkede öyle maaşla ev almaya artık ömrün yetmez! Daire almak istesen bankadan kredi alamazsın. Alsan, faizler çok yüksek. Ölene kadar öde öde borç bitmez. Arsalar evler, artık Rusların, İngilizlerin, İsraillilerin! Sen kendi vatanında artık kiracısın”. Eralp Hoca ülkede yaşanan ekonomik sıkıntıların geldiği noktayı ve artık bundan sonra gençlerin ev sahibi olmalarının çok güç olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Ülkede genç işsizliğin artması, ekonominin yerlerde sürünmesi ve Türk Lirası’nın döviz karşısında değer kaybetmesi, Kıbrıs’ta bir gelenek olan ailelerin çocuklarına yardım etmesinin önünde engel teşkil ediyor.
20 yıl öncesine kadar bir kişi devletten emekli olduğunda aldığı ikramiye ile çocuklarının ev almasına, evlenip yuva kurmasına önemli katkıları oluyordu. Bugün artık bunu yapmak çok zorlaştı. Bugün devletten emekli olan bir kişinin alabileceği ikramiye 25 bin sterlini geçmez. Bu para ile bugün artık değil bahçeli bir ev, bir dairenin yarı parasını bile ödeyemez.
Bu ortamda bizim gençler bumerang bile olamaz. Nereye kadar anne-babanın avcuna bakacaklar. Altı ayda üç hükümet bozup kuranların artık biraz da gençlerin gelecekleri ile ilgilense ve bu konuda politika üretmesi ülke adına iyi olacaktır. Aksi taktirde gençlerin bir bir ülkeden göç etmesine tanıklık etmekten başka bir seçeneğimiz olmayacaktır.
































