“Sunat Atun Ankara’dan Maliye Bakanı olarak dönebilecek mi?” diye sorduğumda gülmüş ve “evet evet, konuştuk, hallettik” şeklinde yanıtlamıştı.
Elektrik zammının hafifletilmesiyle ilgili yaşadıkları sorunun gölgesinde Ankara’ya gitmişlerdi.
Fotoğraflara ve görüntülere yansıdığı şekliyle Atun yaşananlardan son derece rahatsızdı.
Hatta protokolün imzalanması sonrası konuşmuştuk ve içerikten pek de haberdar olmadığını fark etmiştim.
Sonrasında da Başbakan ile yukarıda aktardığım konuşmayı yapmıştık.
Nerede ve nasıl olduğunu açıklama yetkim olmadığı için detaylı bilgi veremiyorum ama belediyelerin meşhur eylem gecesi Başbakan’ı dinlemiş (yalnız değildim) ve kendisiyle uyumlu çalışmayacak bir bakanı görevden alabileceğine ikna olmuştum.
Hatta Sunat Atun’un adı da geçmiş ve “kesinlikle” demişti.
“Bize” kabinede yapmak zorunda bırakıldığı değişiklik sürecini ve Antalya faciasını da uzun uzun anlatmıştı.
Doğrusu, ben, tüm bunlardan bir ders çıkardığını ve artık daha istikrarlı bir hükümete başkanlık yapacağına ikna olmuştum.
Yanılmışım.
“Biz ne hükümet krizleri gördük” havasındaki “ihtiyar” gazetecilerle aynı kulvara düştüm.
30 yıldır 25 hükümet gördüm ama böylesine ilk kez rastladım.
30 yılın tecrübesi ile siyasete ilişkin isabetli yorumlar yapabileceğim zannım vardı.
Tüm bu yaşananlar tüm tecrübelerimin bir zandan ibaret olduğunu da öğretti bana.
Memlekette başka “durumlar” oluştu, UBP, başka “bir şeye” dönüştürüldü ve normal koşullardaki gibi yorumlamamız mümkün değildir.
“Statükonun vardığı yeni evre” gibisinden tumturaklı bir genel geçer “analiz” yapayım ve izlemeye devam edeyim.
Çünkü her geçen gün yeni “bir şey” öğreniyoruz.
***
Ama duygularımı özet olarak paylaşabilirim ve sanırım sadece duygu olduğu için de doğru-yanlış hesabına alınamazlar;
İçinde seks skandalı da olan bol kavgalı bir kurultay süreci yaşadı UBP.
Birinci kurultayını yapamadı, 1 yıl aradan sonra ikinci kurultaya gitti.
Seks görüntüleriyle tasfiye operasyonu da dahil birçok müdahale devreye girdi.
Buna karşın Faiz Sucuoğlu UBP üyelerinin yüzde altmışından fazlasının oylarıyla rahat bir şekilde seçildi.
Ardından erken seçime gidildi ve bu kez Faiz Sucuoğlu başkanlığındaki UBP seçmenin yüzde kırk desteği ile kazandı.
Beklenen, UBP’nin rahat bir şekilde hükümeti kurması ve acilen icraata geçmesiydi.
Acilen icraat yapmalıydı çünkü memleketin dayanacak gücü kalmamıştı.
Peki, seçimin üstünden daha 2 ay geçmeden ne oldu da hem Sucuoğlu hem de UBP “iğdış” edilmek isteniyor?
Bu soruya isabetli yanıt veren sanırım geçmekte olduğumuz dönemin sırlarını da çözmüş olandır.
Hele çıkıp bize de anlatsa…
































