Yıllardır Türkiye ile hemen her Hükümet değişikliğinde içeriği daha çok “ekonomi” olan protokoller yapılır.
Zaten her defasında “mali tarafı” tutmadığından ve TC’den sürekli adına “kaynak” denilen ek para talep edildiğinden, bu protokollerin “mali yönleri” her zaman değişikliğe açık olur!..
ÖYLEYSE bu son protokol niçin bu kadar çok tartışılırken üstelik ciddiyetle önemsenmiştir? Çünkü KKTC uzun yıllardır ilk defa tam anlamıyla duvara toslamıştır! Hemen tüm “Kurumları” iflas etmiş, çalışamayacak duruma düşmüşlerdir..
BUNLARIN en somut olanı da aslında çoktan batıp gitmiş olan “Belediyelerdir!”
Yanı sıra yıllardır türlü çeşitli olumsuzlukları, yolsuzlukları, açıkları, zamları dolayısıyla asla gündemden düşmeyen sorunlarıyla KIB-TEK’tir!
Doğrusu CİTA’dan kalma yarı özerk yapısı ve beyni esamesindeki El-Sen’i ile Elektrik Kurumu; tutun ki toplum bünyemizde her zaman “bozuk düzenlerimizin” tipik gösterge ve örneklemesi olmuştur! Bir de Devletin aynalarda yansıyan şekli şemaili!
***
FAKAT Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Sn. Arıklı’ya göre “asıl suçlu olanlar Devletin gerçekleştirmek istediği reformların önünde büyük engel olarak duran Sendikalardır!” TABİ bu kaziyeye göre de yenileşmeye, ilerlemeye karşı asıl “statükocular” sendikalar olmaktadırlar!
Fakat gerçekten öyle midir? Bakalım: *** ARADAN uzun zaman geçti.. Kaç yılı olduğunu hatırlamıyorum.. Fakat her zaman olduğu gibi yine bazı “Kurumların özelleştirilmeleri” yada ciddi şekilde “iyileştirilmeleri” halinde KKTC’e her yönden gerçek anlamda katkılarının olacağı tartışılırken, kendilerini Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı olarak gıyaben tanıdığım Mustafa Serçelik, yazılarımda yararlanmam yada yayınlamam için “Telekomünikasyon’un özelleştirilmesine, iyileştirilmesine çok kısaca verimli ve yararlı hale getirilmesine yönelik alabildiğine detaylı ve üzerinde çok iyi çalışılmış bir raporunu” gönderdiydi.. BU RAPORU (her halde Halkın Sesi gazetesi olacak) günlerce ve seri olarak “Köşemde” yorumlarımla birlikte yayınlamıştım. Ki Turcell ile Telsim’in toplum katlarında palazlandığı, sürekli yayıldığı bir dönemdi ve Telekomünikasyon kurumumuz da batmaktaydı! NE VAR Kİ Cumhurbaşkanından Başbakanına, Bakanlarından vekillerine kadar kimseleri bu konuda yerlerinden kıpırdatmak bile mümkün olmadıydı.. Ki söz konusu belge Serçelik gibi bir “kalkınma görevlisi müsteşarı” tarafından yayımlanmıştı.
VE ARADAN yıllar geçti. Sabit telefonlarımızın da Telekomünikasyonun da durum vaziyetleri ortada! Özelleştirilmesinden söz ediliyor çünkü battı! Mobil telefonlar karşısında kendini yenileyebilecek potansiyele sahip olduğu halde “özellikle yenileyemeyecek duruma düşürüldü” ki ülkede mobil telefon sistemini oluşturabilirdi, battı, gitti gider!
***
PEKİ AMA NEDEN? Çok yalın bir mantıkla yazayım: Devletin kaderini yüklenen gelip giden Hükümetler hiçbir devrede ellerindeki ve emirlerindeki “kurumları” gözden çıkarmak kaçırmak istemediler! Çünkü bütün politik becerileriyle oy potansiyellerini “Kurumlar” üzerinden sağladılar!.
BU becerilerinin içinde “partizanlık” da vardı hâlâ vardır, popülizm de vardı halâ vardır!
EŞ dost partili istihdamları da vardı, atama ve terfileri de hâlâ da devam etmekte!
VE ÇEKİLEN kıyaklar da vardı karşılığında sağladıkları menfaatleri de!
***
KISACA Devleti babalarının çiftliği gibi de kullandılar, inek gibi de sağdılar! Sayelerinde memleket sadece “emekliler cenneti” olabildi! Ki vakti zamanında memur sayısını azaltacağız hükmünde “erken emekliliği” de teşvik ettiklerinde yirmi beş otuz yaşındaki gencecik memurlar emekliye ayrıldılardı..
FAKAT sonrasında bir yandan emeklilik maaşlarını alırlarken öte yandan da ya kendilerine ait iş yerleri oluşturdulardı yada “özel sektörün” türlü çeşitli işlerinde çalışıp ekstradan para karparozladılardı!
TABİ iş aş para bekleyen gençlerin işsizlerin haklarını yiyerek! Üstelik sigortasız! Üstelik yasalara göre “emeklilerin ikinci bir iş yapması yasağına” karşın..
***
BUGÜN çok mu farklıyız? Sn. Oktay bile söylemekle yetinmedi son protokole “uyarı” olarak özellikle protokolole koydurduttu: “Popülizmden vaz geçeceksiniz!”
DAHASI artık KKTC’e mevcut yapısallığıyla siyasi çözümsüzlüğünü de dikkate alarak hazırlanacak yeni bir yönetim sistemi gereklidir.
Bizim bildiğimiz “Başkanlık sistemidir.” Doktorlar furyasının dışında Siyasetçiler, hukukçular, Anayasacılar falan bu konuda görüşlerini açıklamalıdırlar ki fikir yaygınlaşırken olgunlaşsın..
YOKSA hep öyle geldi böyle gidecek inadı bu ülkeyi bitirecek, ayazda kalacağız haberiniz ola!
































