Yıllardır sık sık birbirlerine devrettikleri görevlerini, planlarını projelerini… Eğer gerçekleştirmeyi başarabilmişlerse bir iki icraatlarını… Ve arkalarında “eser” değil, bıraktıkları enkazlarını devreden Hükümetler silsilesinde yönetiliyoruz! Ve utanıp sıkılmadan diyoruz ki “Devlette devamlılık vardır!”
HAYIR! “Devlette devamlılık yoktur!” Varsa bile yaptıkları plan programlarını gerçekleştiremeden yada gerçekleştirmeden; erkence görevlerini bırakıp giderlerken, arkalarında sadece “yapacağız edeceğiz başaracağız” dedikleri eski sorunlara ulanmış yeni sorunlarını bırakmalarıdır!
NİTEKİM bunun farkında olan Sucuoğlu Koalisyonu göreve başlarken “yıllardır çözülmemiş dediği sorunları işaret ederek, önceliğimiz bunları çözmektir” dediydi! Tabi biz de güldüktü! Çünkü onlar da kendinden öncekiler gibi hiçbir sorunu çözemeden erkence gideceklerdi. Nitekim suları ısnmaya başladı bile! ***
İNSAN DEVLETİNE bakıp bakıp güler mi? “Hadi canım sen de” der mi? “İşiniz gücünüz sorun çözmek değil, sorun yaratmaktır” serzenişinde bulunur mu?..
Eğer gelip giden Yönetimler yönetimleriyle bunları düşündürürlerse, evet söylettirirler de yazdırırlar da!
NİTEKİM öncesi “Koalisyon hükümetlerinin” de plan programları vardı. Fakat kısa sürede görevlerini yapmadan istifa edip çekip giderlerken ne diyorlardı yerlerine yeni gelen hükümetler? “Yıllardır çözümü sağlanamamış şu sorunları çözmek ilk hedefimiz olacaktır!”
YANİ bırakın bizi, halkın şikâyetlerini! Bizatihi “giden hükümetleri” yeni gelenler, “görevinizi yapmadınız” diyerek töhmet altına sokmuyorlar mıydı? MESELA Sucuoğlu da gelirken “İşte yıllardır çözüme ulaştırılamamış sorunlardan Havaalanı, Mağusa limanı gibi sorunları çözmek hedefimiz olacaktır” demedi mi? Koymadı mı plan programına bunları? YADA yıllardır gelip giden hükümetler “Enerji sorunuyla ilgili programlarında “proje geliştirip” çözüm vaadinde bulunmadılar mı?
Üstelik bu memleketteki yönetim takımları arasında KIB-TEK’i günah keçisi gibi dövmeyen, tehdit etmeyeni mi kaldıydı? Neden? Eee, hem kolay, hem ucuz, hem de halkın hoşuna giden politik atraksiyonun bir parçası olduğu için! “Demek ki sadece biz değil, bizi yönetenler bile Kıb-Tek’ten şikâyetçidirler” imajı yarattıkları için! Buna karşın fakat hangi hükümet çözebildi enerji sorununu?
*** NİTEKİM geçen gün akşamın gece yarısıdır.. Sadece yarım saat devam edecekmiş ama.. O yarım saatlik elektrik kesintisi nedeniyle.. Zift gibi karanlıkta evin bir odasından ötekine koşuştururken.. Mumlarla çakmak arayacağız.. Çakmağın gazı bitti bitiyor ya yanmazsa diye helâk olacağız.. Neyse ki talihimiz yaver gittiğinden mumları yakabileceğiz ama… Bir bakacağız yarım saat sonra elektrik geri gelmiş!
KAÇ defadır olagelen yeni bir maskaralık! Tasarruf sağlanacakmış diye artık gece yarıları bile zırt pırt elektrikler kesilmekte! Bu mudur Devlet? Hadi sırası geldi yine hatırlatalım:
***
TÜRKİYE’den sular aktıktan sonra bu kez de dikkatlerimizi “elektrik akımına” yöneltmedik miydi? . “Anadolu’nun suyu aktıktan sonra, neden elektrik akımı da olmasın” demiyor muyduk? .
HATTA beş on çatlak ve çarpık sese karşılık sonrasında beklemedik mi Yönetimlerin plan programlarındaki “enerji” maddesine “TC’den kablolarla KKTC elektrik sevk edilsin” maddesinin konmasını?
Konmasından çok “sevkine” inanılmasını. TC ile bu konuda görüşmeler yapılmasını.. Ki hatırladığım kadarıyla Sunat Atun bazı Bakanlar bu konuda teşebbüslerde bulundulardı ama:
OLMADI! Kimseler üzerine gitmedi! Çünkü TC’den elektrik akımı sağlanırsa KIB-TEK küçülmekle kalmayacak yıllar itibarıyla kurduğu krallığı da küçülecekti!
***
ENERJİ sorunumuz büyüyerek devam edecek: Ki olay sadece enerji de değildir. Enerjinin siyasi sorunlarda ayni zamanda koz olarak da kullanılması olasıklarıdır.
NİTEKİM Rusya’nın Ukrayna’yı ezip elemesine karşın Avrupa Birliğinin elleri kolları bağlı büyük çaresizlik içinde seyirci durumuna düşmesi, “Rusya’dan tedarik edilen gaz akışının durdurulması korkusundandır!
“Bu kış kıyamette diyorlar sonra gazsız ne yaparız?”
Yani enerji kaynakları her zamanki gibi bugün de siyasi sorunlarda koz olarak kullanılmaktadır.. Öte yandan:
***
YILLARDIR bu adada Rum tarafı ile oluşturamadığımız barışçı çözüme karşın bu durumu çok da önemsemediğimizin bir nedeni de “kendi elektriğimizle suyumuza koyduğumuz sahipliğimiz değil midir? O sahipliği bir yandan da “akaryakıt ithaliyle” güvence altında tutmuyor muyuz?
NİTEKİM bunlardan sadece birini çekin altımızdan bakın bakalım Kuzey’de yaşanır mı? En önemlisi Rum’a muhtaç duruma düşülmez mi?
BU NEDENLE diyoruz: Eğer TC bize gerçekten kablolarla elektrik akımı vermek konusunda hazırsa buna burun kıvırmamız mümkün müdür? Var mı öyle bir lüksümüz yada olanağımız. Kaldı ki:
*** ARTIK GELİP GİDEN Hükümetlerin de hayallerle değil, Abra Kadapra göz boyama gözden kaçırma değil; seçmenleri aldatmak üzerine propaganda yaparlarken yalana tevessül etmek hiç değil…
Sadece bir sayfalık yazıyla, “önümüzdeki şu kadarlık zaman diliminde şunu bunu yapacağız” demeleri yeter! Fakat gerçekten de yapmaları kaydıyla! Ki hem yeterli olacaktır hem de faydalı. Yeter ki gelip giden gelen hükümetler arkalarında enkaz bırakır gibi mevcut sorunlara yeni sorunlar eklemek yerine bir iki sorunu bir daha sorun olmayacak ciddiyet ve başarıda çözüversinler!
***
VE EKLEMESEM OLMAYACAK: : Sadece Hükümetler değil ama! İnsanımızın da (yada bazı yurttaşlarımızın da hadlerini hudutlarını bilmeleri gerekir: Çünkü “Kıbrıs Türk halkı zekidir, çalışkandır, lep demeden leblebiyi anlar! Mangalda kül bırakmaz yutmaz” derken… Artık yat kalk Allah Erdoğan’lı Türkiye’yi eleştirip, demokrasi, insan haklarından dem vururken kantarın topuzu kaçırıldı ki serzenişlerle eleştiriler hakaretlere dönüştü! Tutun ki kol kırılacak yen içinde kalacak ama kalmıyor işte: Onca laflamadan sonra bir de Türkiye’ye seyahat edilecek! Sövmekten hakaretten fişlendiği için de içeri alınmayınca “vay sen bizim işlerimize, devletimize insanımıza ne karışıyorsun “diyerek “bizde demokrasi vardır” havalarında tafra kesilecek!
BUNU da “yurttaşlık haklarımız silsilesinde araya sıkıştırayım dedim çünkü Hükümetten şikâyet ederken böylesi uygunsuzluklarla aymazlıklar insana “anasına bak danası” al dedirtir. Yani hükümetimiz böyle de insanımız mı şöyle?
































