Covid-19 pandemisi ile birlikte tüm dünyada eğitim bir o kadar daha önem kazandı. Her ülke kendine göre pandemi döneminde yaşanılan ders kayıplarını ve bunların öğrenmeye etkilerini araştırıyor. Ortaya çıkan çalışmaların çoğunda ciddi bir öğrenme kaybının olduğunu gösteriyor. Bu açığın nasıl kapatılacağı konusunda kafa yoruluyor.
Eğitimi tartışırken öğretmeni konuşmamak olmazsa olmazımızdır. Geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi’nin düzenlediği “21. Yüzyıl Öğretmeninin Genel Yeterlilikleri Çalıştayı”nda sevgili dostum Salih Sarpten yaptığı sunumda şöyle dedi: “En iyi kitabı da yazsanız, En iyi müfredatı da oluştursanız, En iyi teknolojiyi de kullansanız, En iyi sınıfı da kursanız, Her şey öğretmeniniz kadar iyidir.” Bu ifadenin altına çok rahat bir şekilde imzamı atarım.
Bu çalıştayın yapıldığı dönemde Türkiye’de de bir tanıtım toplantısında Türkiye Milli Eğitim Bakanı benzer ifadeleri kullandı. Türkiye Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Bakanlık tarafından düzenlenen ‘Öğretmen ve Okul Yöneticilerinin Mesleki Gelişim Programı’ tanıtım törenine “toplum öğretmeni kadar güçlüdür” dedi.
Toplumun eğitilmesinde eğitim bir araç olduğuna göre ve öğretmen de eğitimin en önemli öznesiyse, bu süreçte öğretmenin hem mesleki gelişimi hem de yeterliliği çok önemlidir.
Sonuç olarak şunu söylemek durumundayız. Daha iyi eğitim için daha iyi öğretmen gerekiyor. Salih Sarpten’in dediği gibi “en iyi müfredatı da yapsanız, en iyi teknolojiyi de getirseniz” öğretmeniniz kadar iyisinizdir.
Türkiye’de serbest piyasa ve Turgut Özal fırtınasının estiği 1988 yıl içinde bir kampanya başlatılmıştı. “Türkiye’deki okullara bir milyon bilgisayar” kampanyası ile okulların çoğu bilgisayara kavuşmuştu. Ancak okullarda o bilgisayarları kullanacak öğretmenler bu konuda eğitilmedikleri için o bilgisayarlar yıllar içinde heba olup gitmişti.
Yani kısacası siz okulları en iyi teknoloji ile donatsanız da, öğretmen iyi değilse o teknolojinin de bir anlamı yoktur. Bugün özellikle orta öğretimde okulların çoğunda akıllı tahtalar mevcuttur. Bu akıllı tahtaların ne sıklıkta kullanıldıklarını açıkçası çok merak ediyorum.
Dolayısı ile öğretmenin eğitimi ve yeterliliği önemli… Ülkede ilkokul öğretmenlerinin yetiştiği kurum Atatürk Öğretmen Akademisi’dir. Büyük oranda ilkokul öğretmenlerimiz bu okuldan mezun olmaktadır. Dolayısı ile Akademi’nin kalitesinin daha da artırılması demek daha kaliteli öğretmenlerin yetişmesi demektir. Öğretmen yeterliliğini tartışacaksak zincirin birinci halkası olan Atatürk Öğretmen Akademisi’nden başlamak gerekir. Akademi’nin çok daha iyi olması için çaba göstermek tüm hükümetlerin görevidir.
Ortaöğretimde görev yapan öğretmenlerin önemli bir kısmı Türkiye ve KKTC üniversitelerinden mezun olmaktadır. Çok az bir kısmı da Avrupa’daki üniversitelerde öğrenim görmüşlerdir. Bugün KKTC’deki üniversitelerin birkaçı dışında eğitim kalitesi tartışılır noktada ise, bu öğretmen kalitesi ve yeterliliğinin de sorgulanmasına neden olabilmektedir.
İyi bir öğretmen iyi bir toplumun başlangıç noktasıdır. Toplumu oluşturan bireylerin eğitilmesinde öğretmenin önemli bir katkısı olduğuna göre öğretmenin yeterliliğini geliştirilmesi için katkı koyulmalıdır. Öğretmene hiçbir destek sağlanmadan, ondan gereğinden fazla verim beklemek çok inandırıcı olmasa gerek…
21’inci yüzyılda öğretmen olmak gerçekten zordur. Çağın hızına ayak uydurmak ve bugünün çocukları ve gençleri ile aynı sınıfı paylaşmak ciddi bir yeterlilik istemektedir. Öğretmenin bunu bilmesi ve kendini geliştirmek için istekli de olması, kendisine kurumsal olarak verilecek desteği de kolaylaştıracaktır.
































