Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EkonomiKöşe Yazarları

İSLAMİ FİNANSA GEÇİŞ

Türkiye Cumhuriyeti siyasi iktidarı ideolojik felsefe gereği uzun yıllardır hazırlıkları yapılan fakat tam anlamıyla uygulamaya geçemeyen İslami Finans modelini adım adım yürürlüğe koymak için hareket etmeye başlamıştır.

Geçtiğimiz hafta SUKUK diye bir finansal ihraç yapılmış ve 3 milyar dolarlık bir satış gerçekleştirilmiş olup 5 yıl vadeli %0 vergi oranlı bir ihraç olmuştur. Bu finansal enstrümanın faizi olmayıp KİRA’sı mevcuttur ve %7,25 kira oranı ile ihraç edilmiş olup bu ihraç Müslüman Arap ülkelerine yapılmıştır.

SUKUK ‘Şeriat Uyumlu’ tahviller olarak adlandırılan finansal sertifikaların Arapça adıdır. Sukuk faizsiz ama kira usulü sabit getiri sunan bir İslami Tahvildir. Sukuk Ortadoğu’da ortaya çıktı Türkiye’de de ideolojik felsefe doğrultusunda uygulanmaya kondu.

Aslında İslami Finansın Türkiye’de ilk uygulamaları 1980’li yılların ortalarında görülmüştür. 2005 yılında Bankacılık Kanun’unda değişiklik yapılarak Katılım Bankaları kurulmuş ve bu kuruluşlar İslami Finans İlkeleri doğrultusunda hizmet vermeye yetkili kılınmışlardır. Şu an Türkiye’de 6 adet Katılım Bankası faaliyet göstermektedir. Türkiye’deki siyasi iktidar ‘İslami İktisat’ tartışmasını başlatmış Kamudaki tüm maaşların İslami Finans Kurumları üzerinden ödenme girişimi yapmıştır. Değişik metotlarla hedefe ulaşmak için büyük bir istek olduğunu görüyoruz. Gerek Sayın Türkiye Cumhurbaşkanı gerekse Sayın Diyanet İşleri Başkanı faizle mücadele başlattıklarını belirtmekte bu konuda başarıya ulaşacaklarına inanmaktadırlar.

Bugün itibariyle Küresel Finans Sisteminin içinde İslami Finansın yeri %1 olup yaklaşık 2.2 trilyon dolarlık bir hacme sahiptir.

İslami Finansın Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmesi mümkün gözükmüyor.  Zaten Türk İnsanı buna çok inanç göstermemiştir. İslami Ekonomik kuralların küresel ekonomide geçerliliği yoktur. Emek piyasasının işlemediği reel üretimde dar boğazların yaşandığı dış finansmana muhtaç olunan bir ortamda kar payına veya kira yöntemine dayalı bir sürecin krizi çözmesi mümkün değildir.

Türkiye’de İslami Finans sistemi şuan için rağbet görmüyor. Türk İnsanında dolar ve altın birikimi çok yaygın ve Türkiye’deki İslami Finansın toplam finans içindeki payı %5 gibi düşük bir seviyede. Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı tarihinde hiç olmadığı kadar yüksek. Dış fonların ve yabancı finans yatırımcısının İslami Finans modeline katılım göstermemektedir. Hiçbir Avrupa veya Amerika fonunu İslami Finans modeline katılımı yoktur. Ortaya konan bu görüş ve uygulanmak istenen finans modeli ciddi bir yapısal değişikliği ortaya çıkarmakta ve bu süreç bizi de direk olarak etkilemektedir. Sonuç itibariyle Türk lirasını kullanıyoruz ve para politikamız olmayıp finans sistemimiz direk Türkiye Cumhuriyetine entegredir.

Bu model Türk insanını ve Türk finansal sistemini geriye ittiği bir yana, bizi de K.K.T.C. olarak entegre finans sisteminde aynı kulvara itiyor.