Dün CTP Genel Başkanı Sn. Erhürman’a atfen artık siyasi sorunun “sebep ve netice” olmaktan çıkıp gündem dışına itilmesi gibi vahim bir “yanlıştan” söz etmek gereğini duymuştum..
Çünkü, çözümsüzlük kıskacında ve ekonomik ambargolar altında yaşarken sanki “kalkınabilecekmişiz” de beceriksizliğimiz yüzünden başaramamışız gibilerinden bir tutumla kendi kendimizi suçlayarak töhmet altına sokarken “siyasi çözümsüzlüğü” göz ardı etmek, doğrusu anlaşılır bir mazaret değildir!
SANKİ “1974 de Barış Harekâtını rastgele yapmışız… Tesadüfen Kuzey’de toplanmışız… Ve hadi oynayalım” derken… Devlet olmayı seçmişiz!
47 YILDIR da bu oyunu bitiremedik! Sağ olsun Sn. Cumhurbaşkanı Tatar elinde asası, ayaklarında çarıkları diyar diyar dolaşıp her vesile ve ısrarla Kıbrıs’ta bir Türk Devleti olduğunu söyleyip kulakları da delmese; bizzat “bizler” adadaki varlık nedenimizi bile çoktan unutmuş olacaktık!
Kİ bu varlık nedenimiz de ancak Rum’un açılmasına cevaz verdiği sınır kapılarından geçip Güney’e gidip gelmek kadardır!
ÜÇÜNCÜ ülkelere de Larnaka’daki havaalanından uçabilirsek ulaşabilinmektir!
Hellimimizi bile AB’lere satabilmek ancak Rum izniyle mümkündür!
Uluslararası toplantı ve etkinliklere katılabilmek bile Güney’in icazetine bağlıdır!..
Yani biz bu adada ancak bırakın Güney’i, dünyada tüm adanın “devleti” olarak tanınan Rum’un icazeti ve insafı oranında varız! Kaç yıldır? 47 yıl! ***
BUNLARA KARŞILIK: Bir ayağımız Kuzey’de bir ayağımız Güney’de iki arada bir derede kala kalmışlıkta Türkiye ile Rum devleti arasında parça körce olmak pahasına var olmaya çalışıyoruz!
Ki buraya kadar gelmişken soralım. Ne oldu şu “Türkçe konuşan ülkeler” olayı.. Başta Azerbaycan falan bizi tanıyacaktı da Kuzey’de “ofis” falan açarlar diye umut etmiştik!
Size bir şey söyleyeyim mi? Bu ülkelere Amerika Hatta AB burun kıvırsa, ekonomik ambargolar tehdidinde falan bulunsa, Türkiye’ye bile sırt dönüp selamı sabahı bile kesecekler! Ki şu anda Ortadoğu’yu Suriye’yi, Irak’ı elinin altında tutarken, Türkiye’yi bile yerinden oynatacak, keyfini kaçırtacak her türlü provokatif siyaseti yapabilecek iktidara sahiptir! Ki İsrail’in Ortadoğu’daki varlığının da bekçisidir!
NE DİYECEKTİM? Sn. Cumhurbaşkanı Tatar sürekli KKTC’nin meşru bir devlet olduğunu adada Kuzey’de ve Güney’de iki Devlet bulunduğunu, çözümün ancak bu gerçek kabul edilirse mümkün olacağını söylüyor ama sesi duvarlara çarpıp tekrar kendine dönen yankılar ötesinde kimselerin kılını bile oynatmıyor!
Nitekim son duyurusunu “İslâm İşbirliği Teşkilatı Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonunu” heyetini kabulünde seslendirdi. “Kıbrıs Türk halkı en az Rumlar kadar egemendir” dedi…
EVET Kuzey’in egemeniyiz ama deniz ötesi bir adımlık yere bile kendi “Devlet ve egemenlik” hakkımızla basamayacak kadar!
Yıllardır taşıma suyla değirmen çevirmeye çalışıyoruz. Kaç yıl, kaç zaman daha? Üstelik ne Rum’la federal sistem kurabiliyoruz ne TC’ye bağlanabiliyoruz! İki cami arasında kalmış Bînamaz gibiyiz vesselam! ***
VE BU GERÇEKLER YAŞANIRKEN gözlerimizi açmış, kulaklarımızı dikmiş büyük bir heyecanla “yeni Bakanlar kim olacak” sorgusunda bu kez de Sucuoğlu Koalisayon Hükümetini gözlüyoruz!
Kaldı ki daha koltuklarına bile bile oturmadan iradeleriyle yönetimlerinin dışında memleket yangın yerine döndü.
Akaryakıttan ilaca dolayısıyla domino taşları gibi birbirini etkileyecek yıkımla, tüm öteki her bir şeylerin de pahalılanacağı gerçeklerinde memleketin kaderini yükleniyorlar! Hadi hayırlı uğurlu olsun diyebilir misiniz? Ben diyemiyorum nedenini anlatayım: ***
KISACA TAKILDIĞIM: (PEKİ NE OLACAK İLK İCRAATLARI?) Hepten ve toplumca biliyoruz ama hadi yazmış olalım: İster UBP olsun ister DP ile YDP.. (Ha unutmayın. Koalisyonun protokol sırası böyleymiş. Hatırlatalım ki olmaya ki DP başa HDP ortaya UBP sona kona!)
Nerede kaldık? Üçlü koalisyonun icraatlarında! Evvel emirde Sn. Başbakan Ankara’ya uçacak… Saygılarını sunacak ve memleketin ahvalini anlatırken sözü (mesela) Belediyelere getirecek… Ki adam bir yıldır emekliye çıktı ama hâlâ ikramiyesini alamadı.. Öte yandan kaç aydır çalışanlar maaşlarını alamıyorlar!..
Memleket zibilliğin içinde! Trafik felç olmuş ne yeterli yol var ne yolların bakımı var ne de alınması gereken trafik tedbirleri var..
Tabi ki Ankara’ya bunlar anlatılacak değil ama her halde “şu kadar paraya ihtiyacımız vardır” denecek.. ***
PEKİ ANKARA SORACAK MI? Yada Lefkoşa’daki Sn. Büyükelçiliği? “Yeni hükümeti kurdunuz. Kaç kişi emekliye ayrıldı, kaç kişi yeni Hükümette ve üst kademelerde görevlendirildi?..”
YANİ seçim sonunda kurulan üç partili Koalisyon hükümetinin yeni “bürokrasi takımı” oluşturulurken devletin hazinesine “artı” maliyeti kaç milyon TL oldu?
“Ayrılmak zorunda kalırlarken gidenlerden hâlâ emekliye çıkmayıp devlet kademelerinde çalışanların maaşlarında nasıl “artı” değişiklikler oldu?
ACABA sorulur mu? Yoksa “zaten bircik bircik raporlar veriliyor, giderler kuruşuna kadar biliniyor, sorguya suale ne gerek var” mı deniyor!
































