Artık iki üç kişi bir yere geldiler mi pahalılıktan söz ediyorlar.. Artık gazetelerin manşetlerinden “pahalılıkla” ilgili kinayeli vurgulamalar yansıyor..
Artık Köşe yazarları pahalılıktan daha çok söz ediyorlar..
artık pahalılık nedeniyle evlere daha ez ekmek, daha az sebze meyve giriyor..
Ve artık evlerde karı koca, ana oğul pahalılık nedeniyle satın alınamayan pek çok yiyecek içecek yokluğundan dolayı daha çok tartışıyorlar..
Artık küçük esnaf, zanaatkâr , bakkal gibi satıcılar zam üstüne zam yapmak zorunda kaldıkları için utanıyor, satış yaparken sattıklarının pahasından dolayı müşterilerinden “özür diliyorlar!” TUTUN ki evler ocaklar yangın yerine döndü! Yılların satın alma alışkanlıkları değişti.. Çocukların harçlarından başlayan kısıtlamalar yanı sıra özel arabasıyla hemen her gün bir yerlerden bir yerlere seyahat etmek zorunda olan memurlar, öğretmenler, ötesi meslek erbabı insanlar artık münavebe ile birbirlerinin arabalarında gidip gelmeye başladılar…
VE insanlar büyük oranda “yaşam koşullarını” yeniden gözden geçirir oldular.. Daha az yiyecek içecek satın alırlarken, daha az seyahat etmeye, daha az eğlenmeye, evlerinden dışarıya çıkmayı daha çok azalttılar…
VE anladık ki insanlar da darlık ve yokluk dönemlerinde bukalemunlar gibi değişebiliyorlar!
***
VE ORTADA HÜKÜMET YOK! Olanı da topal ördek! Her halde insanların en çok gücüne giden olay bu olmalı. Ki daha dün kendilerine vaat edilen “aydınlık ve güzel yarınlar” için seçim sandıklarına koşup oylarını kullandılardı..
Her seçim döneminde olduğunca yine umut yeşerttilerdi..
İşsiz güçsüz evladına iş aş arayışlarında hele seçim bir geçsin demişti… Evlilik çağına gelmiş kızına cihaz, satın alınacak bir apartman dairesi düşlediydi… Belki bir araba hayal ettilerdi..
Değil mi kinsanlar mesut olmak isterler…
***
PEKİ YA HÜKÜMET? 23 Ocak’ta genel ve erken seçimler gerçekleştiydi. Bugün aylardan 8 Şubat…
Dün yani seçimlerden on altı gün sonra ve nihayet Meclis’te bu vatanın ve insanlarının esenlik ve güvenlikleri, refah ve saadetleri için çalışacaklarına ant içerek yemin ettilerdi.
Zaten bunların 31’i daha önce de vekildiler. 19 yeni vekil ise ilk defa yemin edecek de hadi Allah kabul etsin diyelim…
Ki bunun ardından Sucuoğlu Koalisyon Hükümetini kurmakla görevlendirilecek.
YANİ Kıbrıs Türk halkı bir süre daha yama haline gelmiş bir yönetim tarafından yönetilecek.. Sonra hiç merak etmenize gerek yok, bir süre sonra ortaklar arasında anlaşmazlıklar baş gösterecek koalisyon hükümeti bozulurken, yeni hükümet için yeni arayışlar başlayacak! Başarılı olunamazsa yeniden bir erken seçime gidilecek!
Ha! Ne diyecektik? Kıbrıs Türk halkının kaderini yüklenen Koalisyon hükümetlerinin bir görevi “yönetim” adına “yönetememekse” diğer bir görevi de zırt pırt istifa edip yeni yönetimlere olanak sağlarken araya bir de erken seçim sıkıştırmalarıdır!.
***
PEKİ VE HALÂ bu “Yönetim Sistemi iyidir, faydalıdır, devamında yarar vardır” diyebiliyor musunuz? Hâlâ cicim parlamenter sistemde ısrar mı ediyorsunuz? Vallahi ömürlüksünüz!
***
KISACA TAKILDIĞIM: (ELLERİNİZİ BELEDİYELERİN ÜZEDRİNDEN ÇEKİN!)
Henüz hükümet kurulmadı ama gözler nedense ve nasılsa Belediyelere çevrildi.. Ki 28’nin tekmili birden borca batmış durumda.
Bir ara bunun nedenlerini “belediyelerin” çok oluşuna bağladılardı hâlâ söylüyorlar ama bazılarını birleştirerek giderlerde tasarruf sağlamayı bir türlü deneyemediler.
Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı Özçınar dün medya manşetlerine oturduğunca Hükümetin bir görevinin de öncelikle Belediyelerin sayısını azaltacak birleşmeyi gerçekleştirmek olduğunu söyledi..
Tabi ki doğrudur.. Fakat “tek neden ve tek çare değildir!”
NİTEKİM Özçınar şunu da söyleyebilmeliydi: “Ey hükümet edenler, Bakanlar, siyasi partiler. Artık belediyeleri seçim kampanyalarınızın zokası yapmaktan vazgeçin! Devlette kapılandıramadığınız partilileri, yandaşlarınızı, eş dost, tanıdık akrabaları… Belediyelerde istihdam etmek için partiliniz olan Belediye Başkanlarını sıkıştırmayınız.. Falanı da filanı da diyerek belediyeleri kapasitelerini çok aşan mali giderler yükleri altına sokmayınız.. Belediyeleri iktidarınızın, siyasi partilerinizin acentesi durumuna düşürmeyiniz. Kısaca çekin ellerinizi belediyelerin üzerinden…” Diyebilmeliydi..
Söyleyemiyor, uyaramıyor dolayısıyla belediyeleri iktidarların çiftlikleri gibi kullanmaya ve kullandırmaya devam ediyorsanız o zaman da allahasen hiç konuşmayınız!
































