Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KURAN’IN AYETLERİ VE SAVAŞIN TA KENDİSİ…

Belçika Başbakan’ı Charles Michel;  “Büyük bir savaştayız” dedi.

Bence en yalın ve en gerçekçi saptama budur.
Dünyanın daha ismi üzerinde bile anlaşamadığı  IŞİD’mi DAEŞ mi olduğu tartışmalı bir örgüt  kendisi gibi olmayan birçok ülkeye savaş açtı.
Bunu da saklamıyor.
Türkiye de dahil Batı basını IŞİD’in Kuran’a dayandırdığı ideolojisini es geçiyor ama IŞİD o ideolojinin kendince tutarlı güçlü gerekçeleri çerçevesinde uluslar arası bir orduya dönüşmüş durumdadır.
Rakka’dan Musul’a pek çok Avrupa ülkesinden daha fazla toprak yüzölçümüne sahiptir.
Ve en önemlisi kurduğu “devlet” yapısını idame ettirecek ve hatta sofistike silahlar alacak mali yapıyı da oluşturmuştur.
Ötesinde “kafirlerle cihat eden ve şehit olan cennete gider” şeklindeki Kuran’a dayalı basit ama etkileyici propagandası sayesinde dünyanın her yerinde kendini patlatabilecek militanlar  bulabilmektedir.
Bu da,  istediği ülke ve orduya istediği zaman ve mekanda saldırı düzenleme gücünü kendisine vermektedir.
Cumartesi İstanbul’da dün de Brüksel’de yaptığı son saldırılar da bunun kanıtıdır.
Evet bir savaş vardır.
Bu savaşta  Avrupa ülkelerinin de içinde olduğu birçok devlet IŞİD’i  Suriye ve Irak’ta vurmaktadır.
IŞİD de patlattığı bombalarla onları.
Ve ne enteresandır ki IŞİD bu savaşın tırmanmasıyla birlikte bomba patlattığı ülkelerden yeni militanlar devşirmeye devam etmektedir.
Düşmanlarını kalbinden vuracak yeni canlı bombalar.

      ***

IŞİD ile yürütülen savaşın 2 boyutu vardır.
Birincisi Fransa saldırılarından sonra Fransızların yeltendiği ama sonra geri çekildikleri gibi Suriye ve Irak’taki “IŞİD devletini” fiilen ortadan kaldırmak.
Bunun için de uluslararası toplumun uzlaşması ve o bölgeye kara birlikleri göndermesi gerekmektedir.
Mevcut güçlerle IŞİD’i bölgeden temizlemek  mümkün değildir.
IŞİD askeri güçlerinin topyekün imha edilmesi bölgede kurulan “İslam sultanlığı emirliği ”  gibi ütopik hayalleri besleyen yapıyı ortadan kaldırmak demektir.
Fakat bu tek başına sonuç alıcı bir hareket olmayacaktır.
Çünkü  Ortadoğu ve Batı’daki fakir bıraktırılmış, dışlanmış, ötekileştirilmiş milyonlarca insanın inanç bazında IŞİD’e yönelmelerinin önüne geçmeyecektir.
IŞİD’in ideolojisini mahkum edecek savaş bence yürütülen ve son derece başarısız olan fiziki savaştan daha önemlidir.
Özellikle Avrupa ülkeleri “İslam çatışma değil barış dinidir” gibi son derece tehlikeli bir romantizm içindedirler.
Halbuki gerçek öyle değildir.
Kuran’da  kafirlerle savaşmak isteyen mazlumlar için birçok ayet vardır.
Bu savaşın yani cihadın ödülü de doğrudan cennete gitmektir.
Bence adına İslam dünyası denilen ve aslında yekpare bir bütün olmayan kesim bu sorunsala cevap üretecek  tek merkezdir.
Çünkü sorunun kaynağını da üreten aslında onlardır.
Başta Suudi Arabistan olmak üzere birçok ülkede Kuran’a dayalı bir devlet yönetimi sürdürüldüğü iddia edilmekte ve bu yönetimler ABD ile Avrupa’nın korumasına mahzar olmaktadırlar.
Kuran’da var diye Suudi Arabistan’da bir hırsızın eli kesilirken, bir kadın taşlanıp öldürülürken, bir yazar eleştirdi diye kırbaçlanırken  cennete gidecek diye İstanbul ya da Brüksel’de kendini patlatan birinin önüne nasıl geçilebilir.
Türkiye’de “kızlar ile erkeklerin aynı yerde eğitim görmesi günahtır, kızları okula göndermek günahların en büyüğüdür” diyen din mollalarının devlet televizyonu dahil birçok televizyon kanalında her Allahın günü nutuk atmalarına izin veren zihniyetin IŞİD ile ideolojik savaş sürdürmesini beklemek pek ahmakça olur.
Bu savaşın anahtarı laik, demokratik, özgürlükçü  devlet anlayışında mevcuttur.
Ve refah herkes için olmalıdır.
Yoksa daha çok uzun yıllar IŞİD zihniyeti ile savaşır durursunuz…