Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eğitim adına kötü bir yıl

Covid-19 virüsü 2019-20 öğretim yılının Mart ayında başımıza bela olmuştu. “Ha bugün ha yarın geçer” diye bekledik ama öyle görünüyor ki bu virüsten kurtulmamız uzun zaman alacak. Benim kısa sürede biteceğine olan inancım azaldı. Bu virüs ile yaşamaya ve ondan korunmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Bir türlü istenilen düzeyde önüne geçilemeyen bu virüs, elbette dünyayı ekonomik olarak ciddi oranda sarstı. Ekonomi ile birlikte eğitim de pandemiden nasibini aldı. Çağdaş batılı ülkeler bile bu virüs ile mücadelede zorluklar yaşıyor ve önlem almakta yetersiz kalıyor.

Eğitim öyle bir etkilendi ki bu pandemiden, Unesco ve Unicef’in verilerine göre dünyadaki “öğrenme yoksunluğu” önümüzdeki yıllarda %70’lere varabileceği söyleniyor. Düşünün ki KKTC’de pandeminin başladığı Mart 2020 yılından bugüne kadar, yani 21 aylık sürede okula gidilen günler gidilmeyen günlerden daha azdır.

Bu yıl yani 2021-22 öğretim yılında ilkokula giden çocukların yarısı seyrekleştirilmiş eğitim uygulaması ile eğitime devam ediyor. Okula bir gün gidip bir gün gitmiyor. Bu uygulama daha çok şehir okullarında yaşanıyor. Bir de okullardaki vakalar dolayısı ile birçok sınıfta öğrenciler okula gitmiyor.

Zaten çocuklar okula bir gün gidip bir gün gitmiyor. Bir de vakalardan dolayı kapanan sınıflar nedeniyle bu okula gitme işi iyiden iyiye azalıyor. Köy okulları bir nebze daha iyi durumda… İlk defa köy okulları bir konuda avantajlı… Genellikle onlar her gün okula gidiyor.

Dünya “öğrenme yoksunluğu” diye bir konuyu konuşuyor. Pandemi ile birlikte öğrenmede ciddi sıkıntılar yaşandığı ve bunun gelecekte ciddi etkileri olacağı üzerinde duruluyor. Şimdi düşünüyorum da 2019-20 öğretim yılında ilkokul birinci sınıfa başlayan bir çocuk 2021-22 öğretim yılı sonunda üçüncü sınıfı bitirecek. Acaba ne öğrenmiştir bu sürede? Gerekli öğrenme gerçekleşmiş midir? İlkokulun ikinci dönemin başlangıcı olan 4’üncü sınıfa hazır mıdır?

Düşünün ki yukarıda bahsettiğim çocuğun bu üç öğretim yılı içerisinde öğretmen gerek online gerek sınıfta canla başla çalışıp çocuğun öğrenmesine katkı koymaya çalışmıştır. Peki sonuç nedir? Var mı elimizde bilimsel bir veri? Ne yazık ki yok.

Benzer bir durum da 2019-20 öğretim yılının başında ortaokula başlayan bir çocuk bugün artık ortaokuldan mezun olmak için gün saymaktadır. Bütün ortaokul hayatı pandemi içerisinde geçmiş bir çocuk liseye geçerken hangi duygular içinde geçecektir? Elbette bunun akademik tarafı yanından psikolojik yanı da vardır. Düşünün ki ortaokul hayatının önemli bir kısmını evde geçiren bir çocuk liseye gitmeye hazır mıdır? Ya da lisede ona biri “ sen hazır değilsin” diyebilir mi?

Kabul etmek gerekir ki çok büyük kayıp var. Bunu gidermek için de bir program ve çaba yok. Bu kayıplar katlana katlana çocukların öğretim hayatı boyunca devam edecek. Sonunda ne olur bilemiyoruz. Muhtemelen öğrencinin hayrına olmayacak.

Ne yazık ki tüm dünyada pandemi ile birlikte kayıp bir nesil yetişiyor. Ne üzücüdür ki bu pandeminin ne zaman biteceği de bilinmiyor. Başladığında “3-5 aya biter” dedik. Nerdeyse iki sene oluyor ama bitecek gibi de görünmüyor.

Eğitim adına kötü bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanıyoruz. 2022’nin iyi bir yıl olmayacağını, yine pandeminin gölgesi altında geçeceğini tahmin edebiliyoruz.

Her şeye rağmen iyi dileklerde bulunmak adettendir. Daha fazla eğitim kaybının yaşanmadığı, pandeminin ortadan kalktığı bir 2022 diliyorum.