En isabetli manşeti Yenidüzen kullandı.
“Bakanlar değişiyor, kuyruklar değişmiyor”
Fotoğrafta, yüzlerce insan kuyrukta bekliyor. Soğuğun içinde ve ara ara çiseleyen yağmurun altında.
Manşeti okuyunca “bakanlar ne işe yarar” dedim kendi kendime.
Benimkisi saftirik bir soru.
“Hiçbir işe yaramazlar” diyenlerin öfkeli söylenmelerini duyar gibiyim.
Aslında “hiçbir işe yaramazlar” değil, hayatımızı zindana çevirmeye yarıyorlar son zamanlarda.
Yazın, kavurucu sıcağın altında, pcr kuyruklarında bekleyen vatandaşlar için özel şirketlerden şemsiye alıp kurduran sorumlu hemşireyi görevden alan şimdiki bakandı.
Gitti, geri geldi ve vatandaş bu kez soğukta kuyrukta bekliyor.
Bakan aynı bakan, azap aynı azap, sadece mevsimler değişti.
***
Geçen gün aşı olmak için Lefkoşa Belediyesi’nin Merkez Lefkoşa’daki istasyonuna gittim.
Daha önce yazmış, birkaç televizyon programında da anlatmıştım; Ağustos’ta, Gazeteciler Birliği’nin organize ettiği aşılama için Tren Yolu Polikliniğine gitmiştik.
Uzun yıllar sonra ilk defa devlete işim düşmüştü ve verilecek hizmetin nasıl olacağını doğrusu merak ediyordum.
Kapalı mekanda, çoğu yaşlı vatandaşlarla birlikte sıraya girmiştik. Görevlilerin halleri akla zarardı. Soru soranı azarlıyorlar, “git bakanlıktakiler halletsin” diyerek kovuyorlardı. Yaşlı insanlar ne yapacaklarını bilemez halde, boyunları bükük ayrılıyorlardı.
Devletin çöktüğüne o gün tanık olmuştum.
Elinde 10 binlerce aşı bulunan ve “aşı olunuz” diye her Allahın günü çağrı yapan devlet, aşı olmak için giden vatandaşları hakaret ederek kovuyordu.
Soranlara “hem hakaret yedik hem aşı” diyecektim.
Şükür ki Lefkoşa Belediyesi’nin aşı istasyonu öyle değildi.
Ciddi bir tavır koymaya hazırlanarak gitmiştim ama şükür ki tam tersi bir muamele gördüm.
Sadece ben değil, aşı olmaya giden herkese insanca davranıldı.
Sıra numaramızı aldık, kapalı veya açık alanda beklemek isteyenler için konulan sandalyelerimizde sıramızı bekledik, güler yüzlü personel tarafından aşılandık ve teşekkür edip çıktık.
Belediyelerin, devlet gibi çökmeyip de ayakta kalması bizim için bir umuttur galiba.
***
Girne bölgesindeki bir köyün muhtarı aradı: “Başaran bey gel gör, Sağlık Bakanlığında çalışan “sinekçiler” kahvede kağıt oynarlar.”
Muhtarın sinekçi dediği eski bir sıfattır. Aslında onlar Sağlık Bakanlığı Temel Hizmetler Dairesi’nde çalışan kadrolu devlet işçileridir. Eskiden sineklerle mücadeleyi bu daire yapardı ve kadrosunda da yüzlerce “sinekçi” vardı. Şimdilerde, sineklerle mücadeleyi belediyeler yapıyor, kadrolu devlet işçisi sinekçiler de müşavirler gibi evlerinde oturuyor, kahvehanelerde ıspastra oynuyor.
Güzelyurt’tan bir vatandaş aradı, “oğlum Sağlık Bakanlığında çalışır, aylardır maaş almaz” dedi.
“Nasıl yani, devlette çalışanlar her ay maaşlarını alıyor” dememe kalmadan “bizim oğlanı bakan işe aldı, maaşını şirket öder” dedi.
“Anladım” dedim.
Sağlık Bakanlığından ihale alan şirketlere maaş ödettiriyorlar ve hastanelerde çalıştırıyorlar, “dişinizi sıkın, ilk fırsatta sizi kadrolayacağız” diyorlar.
***
Lafım, şov yapıp da rant yiyenlere değil, gerçek milliyetçileredir.
Hani, elde tüfek direnip de kurtuluş gününü bekleyenlere.
“Bizim de bir devletimiz olsun, kendi kendimizi yönetelim” diyenlere.
“KKTC’yi biz kurduk, sonsuza kadar yaşatacağız” diye övünenlere.
Üzgünüm ki bu devlet lime lime edildi ve çöktü.
Vatandaşına en basit bir hizmeti bile vermekten acizdir.
Acz içinde azaba dönüştü.
































