Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DAHA NE OLMASINI BEKLERSİNİZ…

Bugün başka bir şey yazılacak söylenecek gün değil.

Sekiz yaşında bir yavrumuzu toprağa veriyoruz.

Birinci elden ne olup bittiğini dinledim. Hiçbir semptom vermemesine rağmen, oksijen yetmezliği teşhisi konmuş, hekimler çırpınmış, kurtarılamamış ne yazık ki…

Bu ülkede bu yaşta ilk çocuk. Son olsun diyeceğim ama, risk yüksek, tehlike büyük.

Dün de yazdım, öğretmen sendikaları, öğretmenlerin kendilerine düşen denetimi yaptıklarını, ancak Sağlık ve Eğitim Bakanlıkların üstüne düşen görevi yapmadığını iddia ediyor.

Eğitim Bakanlığı sanki marifetmiş gibi, pozitif öğrenci sayısını açıklıyor. Aaçıklanan rakamlar 6. sınıf ve üstü için geçerli. Anaokulu ve ilkokullarda test de yok…

Aslına bakarsanız kurallar tamam, en ince detaya kadar düşünülmüş ancak takip yok.

Bu büyük acı acilen o kuralların uygulanmasını sağlamak için fazlasıyla yeterli bir uyardır.

Yerine konulamayan bir kayıp, ailesine sabırlar dilemekten başka elimizden gelen bir şey yok diyemeyeceğim.

Aslında Var!…

Hep birlikte sesimizi yükseltelim, kıpırdansınlar.

Çünkü durum kötü, çok kötü…

 

SICAK PARA LAZIM DİYOR BAŞBAKAN…

Malumun ilanı.

Evet öyle anlaşılıyor ki, sıcak paranın geleceği tek kaynak olarak Türkiye’yi görüyor.

Bu bakımdan kendisinin diğer UBP Başbakanlarından bir farkı olmadığı da ortaya çıkıyor. Maliye Bakanı Kasım maaşlarını ödedikten sonra acil kaynak bulmak için Türkiye’ye gideceğini söylüyor.

Zamanında çalışanların cebine el atmaktan başka çare bulamayanlar nasıl asıl kaynağa ulaşmaktan kaçındılarsa, Sucuoğlu da aynısını yapıyor…

Hükümetin görev süresi ne kadar kısıtlı olursa olsun, bu kaynak KKTC’de bulunabilirdi.

İşte hesap ortada, protokollerle Türkiye’den beklenen paranın yüzde 32’si gelmiş. Öngörülen 3 milyar 850 milyon TL’den gelen sadece 850 milyon TL…

Hala daha “toparlanalım, -hiç olmazsa yani kendileri açısından da- seçim öncesi doların 10’lirayı bulduğu bu dönemde olsun insanları rahatlatalım, kendi kaynağımızı yaratalım” gailesi yok.

“Nasıl olsa biz geçiciyiz, yapacak çok şey yok der, geçiştiririz” düşüncesi içinde, seçimi atlatacaklarını sanıyorlarsa, aldanırlar.

Sonrası için öngördüğü de belli, yeni protokol, yeni bekleme dönemi…

Yasa gücünde kararnameler sırf bugünler için var.

Piyasada dolaşan trilyonlarla kaynak yaratmak tek çare.

Şu yoklukta bile para basanların kimler olduğu belli.

Belki bu sektörlere ek vergiler, belki varlık vergisi…

Zaten perişan olan dar gelirliyi görmezden gelerek devam edenin, Türkiye’den para bekleyerek zaman geçirenin hiçbir şansı yok…

 

YERİN KULAĞI VAR

ERSİN TATAR’DAN BAŞLSANSIN:

Başbakan Faiz Sucuoğlu, gelir artırıcı tedbirler yanında harcama disiplininin de sağlanacağını söyledi. İyi söyledi de bunun için önce Ersin Tatar’dan başlaması lazım. Ülkede durduğu yok. Hani bir şey yapsa anlayacağım ama o da yok. Onlarca kişi ile birlikte gün aşırı yurt dışında, hem de bizim cebimizden. Devletin gelirlerini artırmak ve harcamalara disiplin getirmek istiyorsa, Tatar’ın zırt pırt yurt dışı ziyaretlerini engellesin harcamalarımız önemli oranda azalır…

 

ZOR DOSTUM ZOR:

Önümüzdeki seçimlerde UBP’nin rakibi yine UBP olacak. Siz bakmayın Sucuoğlu’nun kazanması sonrası yapılan açıklamalara, birlik çağrılarına. UBP için için kaynıyor. Özellikle kabinede umduğunu bulamayanlar, denge için koltukta oturmaya devam edenler, birbirine küs vekiller. Bunlara bir de son 2 yıllık hükümet performansı nedeniyle toplumdan gelen tepkileri eklersek, seçimlerin bir hesaplaşma olacağını kestirmek güç değil…

 

GÜZELYURT VE İSKELE’DE SIKINTI:

Güzelyurt 4, İskele ise 5 vekille temsil ediliyor. Son seçimlerde UBP Güzelyurt’ta 2, İskele’de 3 vekil çıkarmıştı. Bu kez mevcut vekillere HP’den gelenler de eklenince bu bölgelerde kazanan UBP’li vekiller sıkıntıya girdi. HP’den gelenlerin kazanması halinde UBP’den bir kişi liste dışı kalacak ki, bu da özellikle bu iki bölgede mevcut UBP’li vekiller ile HP’den gelen vekiller arasında büyük bir “kesme” yaşanacağını gösterir.

 

HİÇ YAZMASALAR DAHA İYİYDİ:

Hükümet Programı tartışmalarına kaç kişi kulak astı bilmem. Programın dikkate alınacak bir tarafı olmadığından, tartışmaların da anlamı yoktu. Kudret Özersay’ın “Bir cümle yazsaydınız” sözü ile Tufan Erhürman’ın “İnsanlar çocuklarına nasıl bez, süt alacağının derdindeyken, biz 10 yıldır konuşulan Türkiye’den kablo ile elektrik konusunu konuşuyoruz” sözü, Sucuoğlu döneminin siyaset yapma anlayışını izah eden birer cümle oldu…

 

ARIKLI’DAN DA İTİRAF:

Erhan Arıklı da itiraf etti. Daha öncekiler gibi… “Protokolde yazılanları yerine getirmedik, onun için para gelmedi”. Daha imzayı attıkları gün herkes biliyordu ki, yine yapmayacakları şeyleri taahhüt etmişlerdi. Şimdi kalk da 2022 protokolünden umut bekle. Bu halk bu kadar aldatmaya rağmen hala akıllanmadıysa, mahkumdur. Daha çok bekler durur…

 

MAĞUSALI BU DURUMA BİLEREK DÜŞTÜ:

Belediye Başkanı’nın ilk dönemi, zaten yeterince fikir vericiydi. Durumu görenler “İkinci Lefkoşa olacak” diyerek uyarmaya çalıştılar ama, körü körüne particilik bir yandan, çıkar beklentileri diğer yandan, ikinci kez seçilmesini sağladı. Durum ortada. Ne kredi alabiliyor ne hibe. Borç batağına girmiş, maaşlar 14 gündür ödenmiyor. Şimdi o da Elçiliğin kapısını çalacakmış. İki dönem önce borçsuz bir Belediye devralmıştı. Yazıklar olsun…