Kulüplerin yönetim kurulları esamesine düşürülmüş “hükümetlerle” ancak durum vaziyetler idare edilir..
Ki vakti zamanında her ne kadar uygulanamasalar da “bir Yıllık Planlar” yanı sıra bir de “beş yıllıkları” yapılırdı!
Çünkü hükümetler bugünkü gibi istim üstünde oturmazlardı! Esen rüzgâra doğan güne göre hareket etmezler, ikide birde bizzat kendilerini yıkıp yeniden kurmak için olmadık fasaryalar çıkarmazlardı!
***
YILLIKLARI YETMİYOR MU? “Yönetimler” yada sonrası “Otonom” yahut “Federe Devlet” dönemlerinde beş yıllık planları eleştiririr “gereği yoktur” derdim..
Fakat en azından bu kalkınma planlarıyla lüksünü tefe koyup çalmazdım! Yeter ki “yıllık planlar” sağ salim uygulanma şansı bulsunlardı.
***
TEKRARLAMAM GEREKİRSE: Fakat “o yıllarda” dediğim dönemlerde oluşan hükümetler kadro hareketi sonucunda oluşurlardı..
Birbirlerine bayda atan, birbirlerinin ayaklarını kaydırmaya çalışan, birbirlerinin gözünü oyan “politikacılardan” oluşmazlardı… Aksine birbirlerine omuz verirlerdi.. VE (yine) desem ki “seferberlik ruhu” vardı.. Varolma güdüsü her bir kişisel çıkardan çok daha önde giderdi.
(Tabi “politika” ahkâmlarında “sen ben” çekişmeleri de araya sıkıştırılırdı ki tutun ki siyasetin tabiatına uygunluğunca muhalefet de olsundu…
Bunları neden hatırlattım:
***
KASET SKANDALI GÖLGESİNDE PLAN: Sucuoğlu Hükümeti ile başlayan dönemin ilk kararı 25 Ocak 2022’de erken seçime gidileceğidir..
Yani Sucuoğlu Hükümeti bu kez kapsamında “karma oylar” tartışmalarının da bulunduğu “erken seçim hükümeti” durumundadır.. Hem iktidarda oluşunun avantajında UBP ile DP hem de muhalefet partileri bu süreyi “erken seçime” hazırlanmakla geçireceklerdir..
Yani “propaganda” yapacaklar!
Zaten 2022 yılı bütçe Yasa Tasarısını da söz konusu erken seçimi gözeterek yaptılar. Şöyle ki yüzde 21 büyümeyle 12 Milyar 700 milyon TL. 22-24 Kasımda Mecliste görüşülecekmiş.. ***
“GEÇİCİ” DE OLSA: Elbette Sucuoğlu Koalisyon Hükümeti, erken seçime gidiliyor diyerek KKTC’i bütçesiz, plansız programsız bırakacak değildi.. Fakat bu plan programın sadece 25 Ocak 2022’e kadar geçerli olacağı ve kesinlikle üç ay sonra bir başka genel seçime gidileceği gerçeğinde doğrusu ne anlama geldiğini hele bütçenin neden geçen dönemin bütçesine göre yüzde 21 oranında büyültüldüğünün, her halde izaha da ihtiyacı olacaktır.. Çünkü:
Memleketi yönetmek söz konusu olduğunda “geçicilik” kulpu takılıyor. Fakat iki üç aylık geçici seçim hükümetine karşın 21 kez büyütülmüş bir bütçe hazırlanıyor!
“Anayasal vecibe” de olsa tutun ki bu tip garip icraatlar yine bize mahsustur! ***
Kİ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası da 1983’den kalmadır..
KKTC’de artık her yıl bir hükümet yıkılır bir yenisi kurulurken…
Koalisyonlar hükümetlerinden kurtulmak mümkün olmazken…
Memleketin nüfusu ve topografik yapısı hızla değişirken…
Dünün nüfusu katlanır, turizm gibi sektörler öne geçerken…
Üniversiteler kat katkatlanırken…
Maraş açılır, siyasi sorun tam bir kördüğüm haline gelirken…
VE artık parlamenter sistemle KKTC’i yönetmek külfet haline gelir buna karşılık hâlâ “Başkanlık sistemine” geçilmezken…
VE mevcut Anayasa tüm bu sorunlara cevap veremeyecek kadar gerilerde kalmışken… Vesaire…
HÂLÂ eski bir Anayasaya uygunluk uyumunda KKTC’i sürükleyip götürmeye çalışmak… Her halde boşuna zaman kaybı olmaktadır!
BU nedenle diyorum: Önce kendimizi, sonra zihinsel yönden siyasi vizyonumuzu değiştirmeliyiz ki yeni bir KKTC Anayasasını oluşturacak cesareti bulabilelim.
































