Dünkü yazımla ilgili Asbank Yönetim Kurulu Başkanı Taştan Altuner görüş iletti.
Bankacılık sektörünün duruşunu özetleyen bir açıklama.
Açıklamanın girişinde Maliye Bakanı’nı son derece başarılı bulduğunu belirtiyor.
Bankacılık sektörüyle ilgili düşünceleri de şöyledir;
“Bankaların tefeciliğe varan pozisyonları” hakkında yanıldığınızı belirtmek isterim, ülkemizde geniş bir bankacılık hizmetleri yelpazesi mevcuttur, araştıran müşteri kendine en uygun bankacılık hizmetini ve kredisini bulabilir. Düşük faizli kredi yanında yüksek faizli krediler de mevcuttur. Müşteri özgür iradesi ile kendine sunulan seçeneklerin içinden en uygunu seçmek durumundadır. Bankalar Birliği Başkanı olduğum zaman medya kanalları ile söyleşi yaptığımda her zaman vurgulardım, en pahalı kredi en kolay kullandırılan kredilerdir, bu pahalı kredilerin başında ise kredi kartı kredisi gelmektedir, kredi kartı borcunu biriktirmeyip her ay ödenmesi gerektiği bilinmesi gerekir. Bankaların dışında büyük bir “gölge bankacılık” yani tefecilik sektörü mevcuttur, talep olmasa bu sektör olmazdı, esnaf ve işadamı “kolay” olması nedeniyle tefecini uzattığı dala asılıyor, esasında zoru seçmesi gerekir, yani finansal durumunun gereklerini görüp çareler bulmasıdır çıkış yolu, tefeciden geçen yol çıkmazdır.
Siyasilerin ve milletin ağzına sakız olmuş bir de “bileşik faiz belası” vardır, her konuşmada düzeltilecek, kaldırılacak, falan filan. Şimdi mevduat sahibinin büyük çoğunluğu parasını aylık mevduat olarak bankalara emanet ediyor. Her ay yenilerek devam eden mevduata “bela” denen bileşik faiz uygulanıyor, yani mudi faizini çekmemişse, gelecek ay faizin faizini de kazanacaktır. Ayni durumda borçlu dönem faizini ödemez ise, faizin fazini de ödemek durumunda kalır. Borcunu ve faizini ödeyen borçlulardır bankaları ayakta tutan, devletimiz bu kesim için hiçbir iyilik düşünmezken, borcunu ve faizini ödemeyenleri “mağdur” görerek, onlar için birçok iyilikler tasarlanıp hayata geçirilmektedir, örneğin “bileşik faizin kaldırılması” (yeni yasa ile kredi kartı borçları için bileşik faiz uygulaması yasaklanmıştır).
Son olarak Maliye’nin çıkmazına değineceğim, bankacılık sisteminde tahsili gecikmiş alacakların boyutu olması gereken oranın fevkindedir, standart %3 civarında olması gerekirken ülkemizde %10 civarındadır. Bu borçlar için bankalar karlarından provizyon ayırmaktadırlar, ayrılan provizyon vergi matrahından düşülmektedir. Paranın tahsil edilmesi durumunda ayrılmış olan provizyon kar hanesine yazıldığı için Maliye’nin vergi alacağı doğacaktır. Siyasi sebeplerle ipotekli gayrımenkullerin satışı yavaşlatıldığı için bankaların bilançolarında büyük bir yük olarak TGA kalemi gittikçe büyür, Maliye de gelir kaybına uğrar. 2015’in kalan üç ayında satışların önü açılması, ve 100 milyon TL tahsilat yapılması durumunda Maliye’ye 22.5 milyon TL vergi geliri doğacaktır, ayrıca satıştan gelen tapu devir harçları ile yaklaşık 13 milyon (satılan gayrımenkul değerinin 100 milyon olması durumunda) ilave gelir yaratılacaktır. Satışların ertelenmesi ne borçluya, ne bankaya ne de devlete faydası vardır! Aksine herkese zararı vardır.
Saygılarımla,
Taştan Altuner
Asbank Yönetim Kurulu Başkanı
































