Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GÜNEY KIBRIS KUMARHANELERİYLE ÖVÜNÜYOR…

Dün Rum basını yayınladı; Güney Kıbrıs’ta casino sektörünün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya katkısı, 5 yılda üçe katlanmış.

Pandemi öncesi en son 2019’da yüzde 3,44 iken, pandemiye rağmen, 2020’de 2,98 olmuş.

Devletin sadece direkt vergi ve lisanslardan elde ettiği gelir, 116.6 milyon Euro.

Dikkatinizi çekerim, güneyde casino sayısı sadece 4… Bizde? 34 mü? Galiba öyle…

Ülkeye yılda 700 milyon dolar kazanç sağladıklarını söyleyen bizim casinolar da, eğer güneyde ödenen vergileri ödemiş olsalardı, rakam nerelere varırdı acaba?

AB ülkelerinde olduğu gibi güneyde de lisans ücretlerinin dışında, oynanan oyundan da devlet vergisini alıyor. Asıl fark da burada…

Sanal bet deyip kimine kıyak, kimine yasak olan uygulamamız, AB’de “satellite game” adı altında yasal. Bunun da vergisini devlet çatır çatır alıyor…

Aydan aya 100 milyonu bulup da maaşları ödemeyen, her ay yeniden borçlanan KKTC, kaynak yaratmayı aklının ucundan geçirmez. Tabudur, kimse ellemez, dokunulmazlığı var. Memleket sefalet içinde yüzer, ama dokunulmaz…

Rum basınına göre, Ulusal Bet Kurumu, “Güvenli Kumar” diye bir konferans düzenlemiş. Maliye Bakanı da katılmış. Adamlar nelerle uğraşıyor. E, ciddi gelir kaynağı, sağlıklı işlemesini sağlamak devletin görevi.

Kurum yöneticisi diyor ki, “Oyuncuları ve bir bütün olarak toplumu koruma çabalarımızı yoğunlaştırma ve güçlendirme konusunda yetkin bir düzenleyici ve denetleyici otorite olarak görevimiz var”… Siz hiç duydunuz mu oradaki casino sahiplerinin siyasete ya da medyaya el attığını? Onun da korumasını yapıyorlar.

Yani, kumarın sosyal yapıya zarar vermemesi için de uğraşıyorlar.

Güneyin Maliye Bakanı da diyor ki, “Bu sektör, ekonomik büyümenin temel direklerinden biridir. Düzenli bir şekilde gelişimi ve işleyişi kesinlikle şarttır”…

İşte böyle. Dönelim bu tarafa, elini sallasan kaçağa değen bir ülke, para basan sektörler ve kuruşa kurşun atan bir maliye…

“Vatandaşa yasak” kararını kaldır, ama cirosundan al vergiyi. Yasak korkusundan kumarhaneye gitmekten vaz geçeni gördünüz mü? Sözde yasak. Giden kendi düşünsün. Ama devlet de payını alsın, aynen dünyada olduğu gibi. Ayrıcalıklar, korumacılıklar kalksın. Onların değil, devletin korumaya ihtiyacı var…

Yıl başından bu yana toplam borçlanma 500 milyonu geçti. Daha öncesi de var; Haziran 2020 ile Eylül 2021 arasındaki yaklaşık 15 aylık dönemde 745 milyon TL iç borç alınmış. Bunun içinde, geçen günlerde verilen borçlanma kararı da yok. Bu gidişle, geçmişte Lefkoşa Belediyesi’nin düştüğü duruma düşeceğiz hep beraber. Ağır faiz yüküyle birlikte, paranın nasıl yerine konacağı belli değil.

Kanser hastasına ilaç bulamayan bir yapı… Çöken sektörlerine seçim hibeleri dağıtarak, ekonomiyi idare ettiğini sananlar… Bununla da, tek başına iktidar rüyaları da görürler…

Dünyadan, gerçeklerden, ülke yönetme becerisinden, ülke sevgisinden falan ne kadar uzak zihniyetlere teslim olmuşuz.

Utanmalıyız. Ama daha çok da oturup, etrafa bakmalıyız.

Günden güne fakirleşmemiz, devletin içinin boşalması, güvensizlik, istikrarsızlık, önümüzdeki karanlık tünel, hiçbiri kader değil.

Yapılacak iş çok basit, hani o imrendiğimiz ülkeler var ya, onların yaptığını yaptığımız anda, hiçbir sorunumuz kalmayacak. Yeter ki şu “gör beni, göreyim seni” şeklinde özetlenebilecek lanet şark politikasından ve onun aktörlerinden kurtulalım…

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

O İTİBARI ÜLKESİNDE GÖRMÜYOR:

Kendi ülkesinden çok yurt dışında olmayı tercih eden Tatar’a kızmamak lazım. O da kendince haklı. Çünkü, Birleşmiş Milletlerde, Avrupa’da, hatta KKTC’de bile söyleyemediklerini ancak Türkiye’de söylüyor. Anadolu insanının vatan sevgisini istismar ederek, “iki ayrı egemen devlet” hikayesini onlara anlatıyor. Asında BM Güvenlik Konseyi kararları orada dururken, dünyanın adada federal çözüm dışında başka bir modele sıcak bakmadığı ortadayken, bunun olmayacağını sadece Tatar değil, Erdoğan da biliyor. Ama Tatar da haklı, çünkü ülkesinde “cumhurbaşkanı” olarak görmediği itibarı orada görüyor…

 

VAAT ETTİKLERİ GELECEK BUYMUŞ:

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin son anketi çok çarpıcı. Mutfak giderlerini karşılayamama endişesi taşıyanlar yüzde 70.29. Bu oran Mart 2021’de yüzde 33.06 imiş. İkiye katlanmış. Taksitlerini ödeyememe endişesinde olanlar ise yüzde 73.51.  Bu oran 6 ay önce 35.56 imiş. Bu da iki misli. Mahkemelerin önünde avukat stajyerlerinin elindeki mazbata dosyalarını göreniniz var mı? Ağırlıktan taşıyamıyor çocuklar. Başbakanınızın “Müreffeh gelecek” dediği buymuş. Yürüyoruz hep beraber…

 

SANER’İ BİRİSİ UYANDIRSIN:

Hepsi oradaymışlar, ama Armağan Candan Meclis’i açmamış, buna ‘nisap yoktu’ denemezmiş. Hadi canım… Hala kendini kandırır. Acaba diyorum anket falan da mı yaptırmaz? Şöyle yandaş olmayan birilerine… Belki oradaki rakamları görünce kendine gelir. Partisinden ilk yenilgiyi tüzük değişikliğinde aldı, ikincisini de erken erken seçim talebiyle gruptan. Hala rüya görür…

 

VATANDAŞA SOR:

UBP’nin en yakın rakibine yüzde 12’den fazla fark attığını ve birinci parti olduğunu iddia eden Saner, halkın büyük çoğunluğunun, yapılan çalışmaları takdir ettiğini, gittikleri her bölgede bunu gördüklerini söylemiş. Keşke partililer yerine sokaktaki vatandaşla bir araya gelebilse. Bakalım o yaptıkları çalışmaları takdir mi ediyorlar bir de onlardan dinlesin. Öyle toplama partililere konuşmak, atıp tutmak kolay. Sokağa çık da vatandaşın senin ve yaptıklarınla ilgili ne düşündüğünü kulaklarınla duy…

 

“BİZ HÜKÜMETTEN ÜMİDİ KESTİK:”

Yıllardır verilen onca söze rağmen kaderine terk edilen Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın anıt mezarına ailesi ve sevenleri sahip çıktı. “Biz artık hükümetten ümidi kestik” diyen Serdar Denktaş, Saner’in kendilerine “O kadar param olsa nereye harcayacağımı bilirdim” dediğini iddia etti. İyi de nisap konusunda Denktaş’ın desteğine ihtiyaç duyan hükümet şimdi ne yapacak? Eminim Saner yarın yine, “Denktaş bizim liderimiz, gereken neyse derhal yapılacak” gibi açıklama yapar herhalde. Yoksa Serdar’ın oy’unu unutsun…

 

HİBELERİN KAYNAĞI NE?:

Hibe üstüne hibe açıklanır. Ben merak ederim, hastanede hap bile kalmamışken, akaryakıt sübvansiye edilemezken, bu seçim yatırımının kaynağı nedir? Saner, cümlesinin sonunda Türkiye’ye teşekkür üstüne teşekkür ettiğine göre, bu da o malum 500 milyon dolarlık krediden mi? Ağzıyla kuş tutsa, işi zordur. Neyi ne için yaptığı o kadar ortada ki…

FOTO GÜNDEM: İKİ FOTOĞRAF BİRİ BİR EVLADIN, RAUF DENKTAŞ’IN OĞLUNUN BABASININ MEZARINDAKİ PİSLİĞİ ÇEKTİĞİ FOTOĞRAF. DİĞERİ BU MEZARIN BU HALİNDEN SORUMLU CUMHURBAŞKANI’NIN ERTUĞRUL GAZİ TÜRBESİNDEN GÖRÜNTÜSÜ. BİR GÜN ARAYLA ÇEKİLMİŞ. ACABA O TÜRBENİN BAKIMINI GÖRÜNCE, MİRASÇISI OLDUĞUNU SÖYLEDİĞİ DENKTAŞ’TAN VE HALKINDAN UTANMIŞ MIDIR?