Nikos Anastasiadis’i Klerides’in Cumhurbaşkanlığı’nın son günlerinde tanımıştım.
Kıbrıs sorununda Denktaş ile Klerides arasında görüşmelerin sürdüğü ama tam bir savaşın yaşandığı günler.
Klerides Kıbrıs Cumhuriyetini Avrupa Birliği’ne tam üye yapmayı milli hedef olarak belirlenmiş ve adım adım buna ilerliyordu.
Avrupa ise Klerides’in bu isteğinin Kıbrıs’ta bir anlaşma ile sonuçlandırılması halinde hem çözüme hem de üyeliğe ulaşılabileceğini sanıyordu.
Ortada müthiş bir zaman baskısı vardı.
Kıbrıs Cumhuriyeti 1 Mayıs 2014’te tam üye olacaktı ve ondan önce Kıbrıs sorunu çözülmeliydi.
Bu baskılar altında malumdur ki Annan Planı ve referandumlar planlandı.
Klerides’in hedefine ulaşıldı fakat Klerides bunun hayrını görmedi.
Yapılan seçimde AKEL-DIKO ittifakının adayı Papadopulos’a yenilmişti.
Klerides “milli politika” açısından başarılı olmuş fakat bu “milli politika” Rum halkına yarar değil zarar getirmişti.
Kıbrıslı Türkler ve çözüm olmadan girilen Avrupa Birliği kabusa dönüşmüştü.
Anastasiadis ile tanıştığımızda bunları gören bir vizyona sahip olduğunu ama elinin ve kolunun da bağlı olduğunu fark edecektim.
Klerides “milli politikasının” esiri olmuştu ve Rum halkının çıkarına olacak icraatları yapmaktan uzaklaşmıştı.
Bunun bedelini de başkanlığı kaybederek ödeyecekti.
Anastasiadis çözüme ve birlikte girilecek Avrupa Birliği’ni savunarak öne çıkacaktı.
Risk alarak ve Annan Planı’na evet diyerek aslında derdinin bütün Kıbrıslılar olduğunu ispatlayacaktı.
Annan Planı’nda yüzde yirmili rakamlarda kalmasına rağmen Hristofyas’ın beceriksizliği ve 2 kapı daha açamamamsı yeteneksizliği nedeniyle gün gelecek büyük çoğunluğun oyu ile başkan olacaktı.
Bu hikayenin ana fikri nedir bilir misiniz?
Halkın yararına icraat yapan politikacı kazanır.
***
Mustafa Akıncı ile tanışıklığımız uzun yıllara dayanır.
UBP ile kurduğu koalisyon sanırım politik hayatının en müthiş kabusuydu.
Akıncı, UBP ile koalisyonun bedelini ağır ödedi.
Politik hayatında sürekli geriledi ve nihayetinde siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kaldı.
Annan Planı ortaya çıktığında politik olarak bir enkaz halindeydi.
Siyaseten akraba olduğu herkesle kavgalıydı ve on binlerce insanın katıldığı o mitinglerin yapıldığı meydanlara bile giremezdi.
Hiç unutmadığım bir anekdot vardır;
Hüseyin ekmekçi ile birlikte KIBRIS FM’de geniş kesimlerin dinlediği bir radyo programı yapıyorduk.
Annan Planı’nın ortaya çıktığı ve toplumda heyecan fırtınalarının estiği günlerdi.
Programın birine Akıncı’yı da davet ettik.
Geldiğinde ilk söylediği şu olmuştu;
“Annan Planı’nı detaylarıyla okumadım isterseniz bir başka programda konuşalım…”
Şok geçirmiştik, herkes Annan Planı’nı konuşuyordu ve Mehmet Ali Talat adeta hatmetmiş şekilde topluma öncülük ediyordu.
Nitekim bunun karşılığını önce başbakan sonra da cumhurbaşkanı olarak almıştı.
Akıncı günlük yaşamın dışında kalmıştı.
Nereye kadar?
Önce CTP’nin sonra da Talat’ın yetkili olmalarına rağmen icraat yapamamalarına kadar.
İki tane uyduruk kapıyı bile açamamalarına kadar.
İnsanları barikatlarda saatlerce süründürmelerine kadar.
Güven yaratıcı önlemlerle insanların günlük yaşamlarını rahatlatacaklarına Hristofyas’ın temsil ettiği Rum “milli politikası” ile ölümüne kavga edene kadar.
Talat bunun bedelini ağır bir şekilde ödedi. Eğer toparlanıp icraat yapmazsa CTP de ödeyecek.
***
Kapılardaki vizenin kaldırılmasını herkes Rumlar açısından değerlendirir ama aslında Kıbrıslı Türklere yarayacak.
Polis dahil her memur bu halkın hizmetkarıdır.
Ve o kapıdan beklemeden, çile çekmeden geçiş yapılmasından sorumludur.
Daha fazla sınır kapısı açılmalıdır.
Sadece Derinya değil, Lefkoşa’da Mağusa kapısı, Lefke’de Aplıç kapısı, Yiğitlerde Pile kapısı ve çok daha fazlaları.
Dünyanın en geri kalmış ülkelerinde cep telefonu varken Kıbrıslı Türkler ve Rumlar da bu adada gittikleri her noktada cep telefonlarıyla konuşabilmelidir.
Araç sigortaları tek olmalıdır.
Ve bunun gibi insanların hayatını kolaylaştıracak pek çok şey yürürlüğe girmelidir.
Akıncı niye kazandı biliyor musunuz?
Seçmeni tüm bunları yapacağına inandırdığı için.
Yapmaya başladı da.
Peki CTP neden kaybediyor biliyor musunuz?
22 aydır hükümette olmasına rağmen tüm bunların bir tekini bile yapmadığı için.
İcraat yapmayan politikacılar politika sahnesinden silinmeye mahkumdurlar…
































