Aşağıdaki yazı 1996 yılında kaleme alınmıştı. Yine bir seçim arifesiydi ve yine şimdiki bazı figürler sahnedeydi. O seçimde seçimin kaderini Lefkoşa belirlemişti. Tıpkı bu seçimde de belirleyeceği gibi.
Ben Lefkoşa’dan hiç umudumu kesmedim, 19 yıl önce de şimdi de…
***
İki yerde huzur bulurum.
Alagadi sahillerinde ve
Altın Kum sahillerinde.
Ne kadar çok isterdim şu an oralarda olmayı.
Bilemezsiniz.
Ayağımı yalayan dalgalar boyunca kilometrelerce yürüyüp, deniz kabukları toplamayı.
Yüksekçe bir kayanın üzerine çıkıp, saatlerce, sapsarı kumsala ve masmavi denize gözlerimi dikip öylece bakmayı.
Ne kadar özledim bilemezsiniz.
***
İki şehir var yaşamımda derin izler bırakan.
Biri Ankara, biri Lefkoşa.
Aylardır Lefkoşa’ya kısılıp kalmışım.
Düşününce dehşetle anımsadım.
“Aylardır Lefkoşa’dan başkasını görmedim” diye.
Halbuki Ankara burnumda tütüyor.
Ve ne gariptir, her Ankara’yı özlediğimde Alagadi sahillerinde bulurum kendimi.
Var mı bunun izahı?
Hayır.
Veya henüz yoktur.
Şiddetli aşklar, büyük acılar yaşadım Ankara’da.
Bir gece vakti, -20 derecede, G3’ün soğuk demirinde ölümle tanıştım.
(Şükür ki tanışıklığımız birkaç saniye sürdü ve arkasını dönüp gitti)
Fakültenin kapısında bir kıza aşık oldum.
(On yıldır aşığım ve her gece söylemekten bıkmadım)
20 yaşındaydım yeraltında ve 20 yılın ihaneti gelip çöktü üzerime.
(İnsanları hep sevdim. Ve her türlü dertten kurtardı sevgim beni)
Ama Ankara’dan buruk ayrıldım, (yeraltındaki) dostlarım sayesinde.
Ve bu günlerde Ankara’yı çok özledim.
***
Masal padişahının peri kızları gibidir Lefkoşa.
Ne kadar seversen o kadar ilgi görürsün.
Ne kadar ilgi görürsen o kadar uzaklaşırsın.
Hüzün saklıdır her zerresinde.
Acıların biriktirdiği bir hüzün.
Belki de bu yüzden hiç kaybetmek istemezcesine sarılır insanına.
Lefkoşa, ergenliğimde bilge kişi, yaşamın zor dönemecinde kollayan ve koruyan.
Hiçbir zaman umudumu yitirmedim senden.
Ve hiç bu kadar umutlu olmadım.
(Beni utandırmayacaksın biliyorum)
***
Alıp başınızı Alagadi sahillerine gidin.
Ayaklarınızı yalayan dalgalar boyunca, kilometrelerce yürüyün.
Deniz kabukları toplayıp, yüksekçe bir kayanın üzerine çıkın.
Saatlerce altın sarısı kumsalı ve masmavi denizi izleyiniz.
Buna çok ihtiyacınız var biliyorum.
Olacak işler için değil, olması gerekenler için bunu yapın.
Göreceksiniz, her bir yoldaşa sevginiz daha da artacak.
Göreceksiniz, sevgiyle kucaklayınca tüm insanları kurtulacaksınız dertlerinizden ve kederlerinizden.
(Biz birbirimizi sokakta bulmadık ki…)
































