Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ANKARA’NIN HALİ VE İLGİSİ…

Türkiye endişe verici bir dönemden geçiyor.

Veya endişe verici bir döneme girdi.
Siyasal olaylar ekonominin önüne geçti fakat ekonomideki kötüye gittiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor bu durum.
İhracatta ciddi düşüşler var.
Enflasyondaki artış kaygı verici.
Türk Lirası döviz ve özellikle dolar karşısında savunmasız durumda.
Büyüme hızı yüzde ikilere geriledi.
İşsizlik özellikle genç nüfus arasında patlama yaptı.
Cari açık hala ciddi bir tehdit.
Enerjide dışa bağımlılığı üstüne bir de sebebi hala anlaşılamayan ülkesel çapta elektrik kesintileri eklendi.
“Sebebinin anlaşılamaması” noktası ülkeyi yönetme pozisyonuyla ilgili ipuçları da veriyor.
AK Parti’nin iyi bir yönetimci ve icraatçı olduğu efsanesi zarar görmeye başladı.
Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesinden sonra AK Parti içi krizler, hükümet ile Cumhurbaşkanı arasında krizler peydah olmaya başladı.
Merkez Bankası gibi hassas bir konuda bile Erdoğan’ın tavırlarından dolayı yıpratıcı tartışmalar yaşandı.
Sadece bu tartışma nedeniyle Türkiye’nin 34 milyon dolar kaybettiği söyleniyor.
Doların 2.60’a yerleşmesi de cabası.

      ***

Ekonominin hali bu iken siyaset daha beter bir perişanlık yaşıyor.
Başkanlık sistemine geçişi kafasına takan Erdoğan, Başbakan’ın üstünde ve ülkenin tek yöneticisi gibi davranıyor.
AK Parti ve hükümet eski liderinin bu tavırları nedeniyle büyük bir bocalama yaşıyor.
Önünde çözmesi gereken tarihi sorunlar var iken bir yandan Erdoğan’ı idare etmeye çalışıyor diğer yandan yeni kaosun sonuçlarıyla boğuşuyor.
Yaklaşan seçimler ise başlı başına bir gerginlik kaynağı.
AK Parti’nin oylarının düşme trendinde olduğu iddiaları AK Parti’de toparlanma değil paniğe neden oluyor.
Kürt sorununu çözme çalışmaları ağır-aksak ilerlerken bu kez doğu değil batı merkezli terör hareketleri ortaya çıkıyor.
Bu da topyekun ulusal kırılmalara yol açıyor.

      ***

Böylesi koşullardan geçen Türkiye’nin bizdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilgisi sıfırın da altında görülüyor.
Doğrusu da zaten bu olmalı.
Kıbrıs Türkü’nün iradesiyle seçilecek Cumhurbaşkanı kim olursa olsun onunla çalışmalı.
Fakat, Kıbrıs sorununda yaşanacak hızlı gelişmeler arifesinde Türkiye’nin hali en basit deyim ile kaygı vericidir.
7 Haziran seçimlerinden sonra inşallah toparlar.
Yoksa Türkiye’nin el atmadığı bir Kıbrıs sorununu çözmek mümkün değildir…