Yıllardır olumsuzluğu çakan düşünce kırıntıları domino taşları gibi peş peşine düşerlerken, anlıyoruz ki bu ülkede çok çaresiziz!
Şöyle ki santralların çarklarını çevirip memlekete elektrik verecek akaryakıtımız bittiğinde anlıyoruz ki hayatlarımız enten püften unsurlara bile yenik düşmekte..
Ki bir zaman sonra Cumhurbaşkanlığı sarayı ile Millet Meclisi de inşa edildiğinde bu kez de “akaryakıtını” gününde sağlayamayan devletimizin ne o saraya resmi ziyarette bulunacak Türkiye dışındaki bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacak; ne de “Yüce” dediğimiz Meclis KKTC sınırları ötesiyle ilgili bir karar alabilecek…
Çünkü “siyasi tanınmamışlık devam edecek!” ***
TUTUN ki dünyada nev’i şahsına münhasır adalardan biridir Kıbrıs..
Kuzey’inin Türklerin, Güney’inin Rumların egemenliğinde olmasına karşın dünyada bütünselliğiyle tanınmışlığının mutlak sahipleri Rumlar olmaktadır..
47 yıldır bu sorunu çözemedik ki zaten Türk halkı için Türkiye dışında bir başka dünya yoktur!
*** KIBRIS siyasi sorunu çok uzadı dediğimize nazire yazık ki uzatmaların da uzatmalarını yaşıyoruz..
Çünkü Ankara için “Kıbrıs sorunu 1974’de Barış Harekâtı ile bitti!”
Nüfusumuz kadar adadaki nüfusu, askeri, parasal ve öteki ekonomik katkılarıyla kaim Kuzey Kıbrıs artık Türkiye’nin siyasi sorunu da değildir..
Olsaydı Kıbrıs sorununu çözecek ilgili ülkelere ve birleşik güçlere yönelik işlerliği olan politik argümanları” da olurdu..
***
MESELA Türkiye önce bölgedeki Rum yanlısı ülkelerle karşılıklı dostluk ilişkileri kurardı..
İsrail ile kavga etmez, Mısır’ı Güney’e kaptırmaz, Suriye ile dalaşa girmez, İran Irak politikalarını Amerika’nın uydusuymuş gibi kendi çıkarlarının dışına itmezdi..
Yüzünü Doğuya değil Batı’ya çevirirdi..
***
BİLİR MİSİNİZ? “Türkiye” için Kıbrıs şimdilerde Kuzey coğrafyası Osmanlı İmparatorluğundan elde kalan son kalesidir.. “Cumhuriyet dönemine” geçişten sonra ilk fütuhat Kıbrıs’ta gerçekleşti.
Ve tarihin tekerrüründe 1571’den sonra
İkinci kez Kıbrıs’ın Kuzey’ine TC’den yine nüfus kaydırıldı.. Bu nüfus yine rehabilite edildi ve bir kez daha Kıbrıs’ın Kuzey’i Türkiye’nin egemenlik alanı içine girdi..
BELKİ de “tekerrürden” ibarettir dedikleri tarih asırlardan sonra “Kıbrıs”ta ispat buldu..
Fakat o tarihi sürecin tekerrür aşamalarına karşın Kuzey Kıbrıs 47 yıldır nihai statüsünü kazanamadı..
Rum için “Kıbrıs”ın bir parçası olan Kuzey hâlâ olası bir çözümle “birleşik Kıbrıs”ın Türklerle meskûn bölgesi olarak “federal sistemin oluşturucularından” biridir!
Bu oluşumda Türkiye yoktur ama! Dolayısıyla Yunanistan da mı olmayacaktır?
***
SİZ BU HİKÂYEYE İNANIR MISINIZ? Kıbrıs’ın 47 yıl sonra içine düştüğü bugünkü çapraşık siyasetlerle çözüme ulaşacağına inanıyor musunuz?
İşte Türkiye’yi yanıltan olay: Çünkü çözümün 1974’de gerçekleştiğine inanıyor.
Kıbrıs Türk halkının TC’nin güvencesinde olduğu gerçeklerde ayrıca bir dünya devleti olmaya ihtiyacı olmadığını düşünüyor..
Ve sorun Ankara’nın bu saplantısı içinde çözümsüzlükle uzarken, adada Güney’deki Rum değil Kuzey’deki Türk halkı kaybediyor.. KİMLİĞİNİ, ulusal inançlarını, bir gün gerçek anlamda dünyalı bir devlet olabileceğini, asıl önemlisi gelecekte bu topraklarının yetişmekte olan genç nesillerce de vatan olarak kalıcılığıyla var olacağını…
Artık daha bir kuşkulu ve korkulu düşünüyor… ***
KISACA TAKILDIĞIM: (GEREKSİZ HEZEYANLAR!) Sen zamanında akaryakıtı sağlayacak tedbirleri alma!
Bir Memleketin insanlarını “yoksa elektriksiz mi kalacağız” diyerek kuşkularla korkulara sok!
Bizatihi KKTC yönetiminden sorumlu ve yetkili “hükümet erkânı” olarak yurttaşları “elektriksiz kalabilecekleri” olasılığında ayağa kaldır..
Dolayısıyla artık altın kadar değerli olan istikrarla huzuru darmaduman et… ***
SONRA da bizzat yarattığın bu kaosu ve huzursuzluğu ortadan kaldırmak için sorumlu ve yetkili “koalisyon hükümeti” olarak (tabi ki hemen TC ile temasa geçecektiniz ötesi gelip giden hükümetlerin de başka şansları mı olabilirdi) dediğimiz gerçeklerde, Ankara ile temasa geçip 1200 ton akaryakıtı KKTC’ye getirttiniz… ***
SONRA da milletin karşısına geçip nanik çekerek ve gazetelere tam sayfa ilanlar vererek muhalefet partilerine şöyle sseslendiniz:
“Teknecik akaryakıtsız kalacak, ülke karanlığa gömülecek, hükümet istifa etmek zorunda kalacaktı. Böylece kurdukları çarkı yeniden döndüreceklerdi…“Bütün beklentileri malum ihale mafyası ve onların kiralık kalemleri hâlâ konuşmaya devam ediyorlar! Siz konuşun biz yapacağız!.”
…“İMZA: Erhan Arıklı!” Diyerek muhalefetle dalga geçtiğini sanırken, gerçekte yıllardır “şecaat arz ederken sirkatin söyleyen” bir kurumdan sorumlu Bakan olarak neredeyse kendini göğsüne madalya takılacak “elektriği kurtaran kahraman” ilan et!
Ne deyim bilmem ki? Dam başında saksağan vur beline kazmayı!”
































