Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MARAŞ MACERASI!..

1974 Barış Harekâtı kazaen gerçekleşmedi…

Adada Eoka’cılar tarafından resmen Makarios’a yönelik darbe girişimi gerçekleştirildiydi…

Hedef       “Enosis” yani adanın Yunanistan’a bağlanmasıydı…                                                                                    ***

DÖNEMİN  Başbakanı Ecevit, adadaki Türk halkının siyasi iradesiyle “sahipliğini” yok sayarak gerçekleştirilen  bu Rum isyanı karşısında sessiz kalmadı.

Nitekim 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı, Türk halkının adadaki varoluşuyla hükümranlık haklarının resmen güvence altına alınmasıydı… Ne var ki:                                                                  ***

MARAŞ ORTADA KALDI! Harekât komutanı Rahmetlik Korgeneral  Osman Fazıl Polat paşa, Barış harekâtından sonra bazı gazetecilere Derinya’daki karargâhında bir brifing verdiydi ben de katıldıydım..

Galiba bir gazeteci arkadaş sorduydu: Polat Paşa meali şu olması gereken cevabında şunları söylediydi:                                  “Maraş hedefte yoktu. Ama   Mağusa’ya vardıktan  sonra  ne var ne yok diye askerle Maraş içlerinde yürümeye başladığımızda önümüzde tek bir Rum bile görmedikti. Çoktan Güney’e kaçtılardı…”

***

MARAŞ SERÜVENİ BÖYLE BAŞLADI: Öncelikle Maraş’la ilgili ilk yapılan “iş” çevresini dikenli tellerle çevirerek belirli yerlere “askeri bölgedir” yaftalarının konması oldu..

Bu nedenle olmalı  47 yıldır ne zaman Maraş’la ilgili bir şeyler yazmam gerekse hep şu nitelemeyi  koyduydum başına: “Sınır tellerinden uzanıp içine  tüküremeyeceğim Maraş  benim değildir!”

Nitekim Ecevit de Maraş’ın çözüm sürecinde “siyasi koz olarak elde tutulacağını” açıkladıydı ki hem Annan planında hem de Cenevre görüşmelerinde bu “koz” Rum’a iade babında kullanıldı!      (Aşağı Maraş harekâttan hemen sonra  iskâna açılmıştı ama.)                                                  ***

ÜZERİNDEN  47 YIL GEÇTİ: Ve ansızın aklımıza geldi: “Yoksa  Maraş’ı kapalı tutmak aptallık mı oluyor?”

Kaldı ki (sanki Rum’un Kuzey’de hiç Kilise malı yokmuş gibi) Evkaf mallarından dolayı da “Maraş zaten bizimdir” deyiverdik!

YANİ ne? 47 yıldır dönüp bakmadığımız, viraneliğe terk ettiğimiz,  aslında “Türkiye’nin askeri bölgesi olduğu için sahibi de olmadığımız  Maraş’ın yüzde 3.5’luk, (174 bin 643 metrelik)    bir kısmının  sağlı sollu dükkânlarla evlerin olduğu bir yolunu davullu zurnalı çığlıklarla  “açtığımızı” dünya aleme ilan ettik!       Hem de Bakanlar Kurulu kararıyla!                                                                                                   ***

VE HEMEN KARŞILIĞINI GÖRDÜK! Başta BM’ler Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği, Amerika, hatta garantör ülke İngiltere ve bölgedeki irili ufaklı ülkeler bu açılım karşısında TC’i tehdit ederek, kınayarak, kimileri aleyhimize kararlar alarak protesto ettiler…

***

UYUYAN DEVİ UYANDIRDIK: 2. Dünya savaşının başlarında vakta ki Japonlar Amerika’nın askeri deniz üssü olan Pearl Harbor’u bombaladılardı; bir Japon komutanı  “işte şimdi dediydi uyuyan devi uyandırdık..”

Nitekim “Amerika” bu bombalama sonrası resmen savaşa katıldıydı..                                                                   ***

MARAŞ da bugüne kadar sadece “çözüm için elde tutulan bir “kozdu.”  Fakat artık başımızın belasıdır!                                                Çünkü  bundan sonra tek bir mahallesini bile açamayacağımız uluslar arası siyasi kıskaç içine alınırken; üstelik başımıza mevcudunun yanına eklediğimiz bir siyasi sorun daha sardık!                                                                                                ***

“YANİ NE DEMEK İSTİYORSUN MARAŞ BİZİM DEĞİL Mİ?” Hayır değil!                 Olsaydı 47 yıl kapalı tutulmaz, yılanların çıyanların  kenti haline sokulmaz, tellerinden uzanıp içine tükürülemeyecek kadar yasak bölge haline getirilmez, virane olmasına seyirci kalınmazdı!

Hatta ne Annan planında iadesi söz konusu olurdu ne de sonrası müzakerelerde siyasi “koz” oluşu gündemde tutulurdu!

Yani Maraş’ın açılması hem gecikmişliği hem yersizliği hem de zararlarını karşılayamayacağımız siyasi rizikolarıyla  başımıza kondurmaya çalıştığımız talih kuşu değildi bu kez de olmadı..

Aksine başımızı yüzümüzü yara bere içinde bırakacak bir siyasi tasarruf oldu  ki çok değil bir süre sonra “açtık” denilen bölgeyi de  kapatırken;  durun bakalım neler olacak!

***

NİTEKİM BAŞLADI OLSUN: Anastasiadis “Kıbrıs Cumhuriyetini tanımayan insanların Kıbrıs Pasaportu ve kimliği kullanma hakları yoktur” diyor..

Doğru söylüyor: Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti 1974’de resmen yıkıldı.

HAYRET bir şey ama: Samson darbesiyle yıkıldığı halde bu Cumhuriyeti 47 yıldır siyasi meşruiyetiyle ayakta tutan Kıbrıs Türk halkı oldu!

Hem de “iki arada bir derede kalınması” pahasına!

Nitekim hem “KKTC’i kurduk, dünya alem bizi  tanısın  diye bekledik…

Hem de Güney’deki Rum’un BM’ler ve Uluslar arası camiada tüm adanın devleti olduğu kabülünü kabullenerek “pasaportu ile kimliğini tepe tepe kullandık..                                                                ***

ŞİMDİ NE DİYOR ANASTASİADİS? Nannik! “Siz Maraş’ı açarsınız ha! Ben de sizin KC’i pasaport ve kimliklerinizi iptal ederim!”

“Edersen et be kim korkar hain kurttan” mı diyeceksiniz?

Amerika, Avrupa ülkeleri, İsrail çoktan TC’i protesto ettiler.. Yarın Türkiye’ye yönelik “ekonomik yaptırımlar” söz konusu olursa diyetini kim nasıl ödeyecek?

***

DİYECEKSİNİZ Kİ: “Eee kaç yıl daha çözüm için Rum’un keyfini bekleyeceğiz? Yeter artık. Biz de siyasi inisiyatif yükleneceğiz…”

47 yıldır çözümde koz olarak kullanılmayı bekleyen Maraş’ı iskâna açarak mı?

YANİ şimdi tüm dünyaya “biz bu adanın Kuzey’inde egemen devletiz, kendi siyasi tasarruflarımızı da kendimiz alırız” mı diyeceksiniz?

Öyleyse önce o cebinizdeki KC’i Pasaport ve kimliklerini Rum’a iade edin!.

Yok “hakkımızdır” diyorsanız kapalı Maraş’tan elinizi çekerken, açtığınız için Anastasiadis’ten özür dileyin. Bir daha da böyle bir hata yapmayacağınızın üzerine tövbe istiğfar eyleyin…                                        SİZİ  acemiler tayfası.. Yine yıktınız viran  eylediniz perdeyi!