Ülkede devlet okullarında eğitim gören 19 bin öğrenci devletin sağladığı ücretsiz taşımacılıktan yararlanıyor.
Sosyal devlet ilkeleri açısından bu önemli bir hizmettir.
Bu hizmetten dolayı devlet her yıl 280 kişinin sahip olduğu 380 otobüs için yaklaşık 20 milyon Türk Lirası ödüyor.
İyi para.
Otobüs sahipleri bu paranın 22 milyona çıkarılmasını istiyor.
Üstelik 4 aylık paralarını alamadılar, bu paranın derhal ödenmesini talep ediyorlar.
Geçtiğimiz gün yapılan eylemin genel olarak amacı buydu.
Ama ortada yanlış giden bir şeyler vardır.
Devlet, 20 milyonluk bir kaynak yaratarak 19 bin vatandaşına ücretsiz hizmet veriyor.
Bu hizmeti gerçekleştiren 380 otobüsün her birine aylığı 7 bin liraya gelen iyi bir kaynak aktarıyor.
Bu rakamlara göre herkesin mutlu olması gerekiyor ama kimse mutlu değil ve bu mutsuzluk sürekli olarak kamuoyunun gündemine taşınıyor.
Peki yanlış olan nedir?
Geçtiğimiz gün eylemde kullanılan bazı otobüslere baktığınızda “bunların içinde insan mı taşınıyor” dememek mümkün değildir.
Kir ve pastan geçilmeyen, tel tel dökülen ve aslında belki de yolda olmaması gereken otobüsler nedeniyle öğrenciler bedava taşınmalarına rağmen mutsuzdurlar.
Devlet 20 milyon lira ödemesine rağmen 19 bin vatandaşının önemli bir bölümünü mutlu edemiyor ve eleştirilere maruz kalıyor.
Otobüs sahipleri alamadıkları paralardan dolayı mutsuzdurlar.
Bu yüzden sık sık eylem yapıyorlar.
Devlet yetkilileri ise ağır eleştirilere ve suçlamalara maruz kaldıkları için mutsuzdurlar.
Ve bu kısır döngü böyle sürüp gidiyor.
***
Eğer devlet otobüs sahiplerini gününde ödese ve borç biriktirmese sorunun önemli bir bölümü ortadan kalkacak.
Ve hatta az bir miktar artışla o kesimi memnun edecek.
Eğer devlet otobüs sahiplerine öğrenci taşıyacak otobüsler için çağdaş kriterler koysa ve otobüslerin bu kriterlere uygun olmasını istese öğrenciler de memnun olacak.
Ve nihayette bu sorun kamuoyunun gündeminden kalkacağı için devlet yetkilileri de vakitlerini başka sorunları çözmeye harcayacaklar.
***
Bu ceberut devlet yapısı, insan odaklı ve vatandaşa hizmet merkezli olmadığı için dünyanın en absürt pozisyonuna düşüyor.
Para ayırıp kaynak yaratmasına rağmen bedava verdiği hizmetlerde bile vatandaşını memnun edemiyor.
Köklü bir yapıda olmadığı için basit sorunları bile çözemiyor.
Çağdaş normlar koyup bu normlara uyulmasını sağlayamıyor.
Böylece beceriksiz, yeteneksiz ve iradesiz bir yapı ortaya çıkıyor.
Bu yapı da Kıbrıs Türkünü her gün ama her gün mutsuz ediyor.
Yitirilen inançların ve umutların kaynağı tam da budur…
































