Kanadalı şarkıcı Lynda Lemay’ın dünyada çok satan “50 En İyi Şarkı” albümündeki son şarkısı Un Homme de 50 ans (50 yaşında bir adam arıyorum.)
Şükür ki kadın meseleyi aşmış. Oysa ne çok karamsar edebiyatçılar var elli yaş konusunda.
Nazım Hikmet’ten Ümit Yaşar Oğuzcan’a kadar içleri kararmış ellisine bastıklarında.
Bedensel zafiyet yaşamanın telaşını toplumsal hayallerine vurmuşlar.
Hayalleri gerçekleştirememenin burukluğu.
Ellinci yaşımın eşiğinde şöyle bir turlayım dedim edebiyat dünyasında da benim de içimi daralttılar.
İtiraf etmeliyim ki Lynda Lemay’ın samimi duyguları etkiledi beni. Bir de bireyselliği.
Kendimizden başka her şeyi dert ettik de 50 yılın sonunda dönüp aynaya baktığımızda kendi kendimizi tanıyamadık.
Bunun için “dertlenmenin” ve “bunalıma girmenin” başlangıcı sayarlar ya elli yaşını.
Bugün 50 yaşıma basıyorum.
Aborjin atasözündeki gibidir ruh halim;
“Tanrım, bana değiştirebileceklerim için güç, değiştiremeyeceklerim için sabır ve ikisinin arsındaki farkı anlayabilmem için akıl ver…”
Lynda Lemay’ın sözleri ise tüm elliye basanlara:
***
“50 yaşında bir adam arıyorum
Her düşü kurmuş, her düşü yitirmiş
Her şeyi istemiş
Şimdi artık ne istediğini bilen…
50 yaşında bir adam arıyorum
Her borca girmiş, her borcu ödemiş
Sonra yeterince para edinmiş
Ama paradan gözlerini kör etmemiş…
50 yaşında bir adam arıyorum
Yaşamış,
Her tütünü içmiş
Her içkiyi devirmiş
Yeteri kadar kadın tanımış
Ve artık başkalarını aramayan…
50 yaşında bir adam arıyorum
Veremeyeceklerinin farkına varmış
Geçmişi geleceğinden fazlalaşmış
Ama ancak şimdi yaşamaya başlamış…
50 yaşında bir adam arıyorum
Kendini en kötüye hazırlamış
Zamanın neleri iyileştirmeyeceğini öğrenmiş
Çok cenazeler kaldırmış…
50 yaşında bir adam arıyorum
Gerçeklerle yüzleşebilen
Yalan söylememe cesaretini edinmiş
Hislerinden kaçmamayı öğrenmiş…
50 yaşında bir adam arıyorum
Kendini artık ciddiye almayan
Yüzünde kırışıklıkları olan
Beni sükunetle seven
Ve benim için elinden gelecek her şeyi iyi yapan
50 yaşında bir adam arıyorum…”
































