Bugün, 20 Temmuz’un 40. yılı kutlanıyor.
Demode olmuş ve yanlış mesajlar veren törenlerle.
İsrail’de bombalar yağdıran savaş uçaklarını lanetliyoruz ama aynı yerde üretilen savaş uçaklarına alkış tutuyoruz.
Dünyaya “bakın savaş uçaklarımız var, gerekirse kullanırız” diyoruz.
Tanklarla, toplarla resmi geçit yapıyoruz hala.
“Bu tanklar ve toplar sizin içindir” der gibi.
Bırakınız Avrupa ülkelerini Türkiye bile tanklı toplu resmi geçitlerden vazgeçti ama biz onun Cumhurbaşkanı’nı onun kaldırdığı resmi geçitlerde nutuk atmaya zorluyoruz.
Üstelik “sana yan bakanın yuvasını dağıtacağım, sana göz koyanın gözünü oyacağım” türünden ırkçı ve gayrı insani şiirler eşliğinde.
Sonra da dünyayı ikna etmeye çalışıyoruz; “Aslında biz adil bir anlaşma ve referandumlarla çözüme ulaşmak istiyoruz” diye.
Ve buna dünyanın inanmasını bekliyoruz.
***
20 Temmuz kırkıncı yılına ulaştı.
Kimse itiraf etmiyor ama o ilk günkü heyecan yok artık.
Türk askerini dualarla ve umutla bekleyen neslin çocukları burun kıvırıyor her türlü soğuk savaş artığı törene.
“Niye bu kadar uzun sürdü” diye sorguluyorlar.
“Ayşe’nin tatili bitsin artık” şeklinde eleştiri yapıyorlar.
Dua ve umutla bekleyenler acısını yüreğine attı ama artık kanıksadı yeni neslin bu hallerini.
Çünkü kendini kurtarmaya gelenlerden “Kıbrıs’ta bir Türk kalmasa bile orası bizim için stratejik önemdedir” sözlerini çok duydu ve bir çakıl taşı kadar değeri olmadığını anladı.
***
Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliğini, sadece Kıbrıs Türkü’nün değil Kıbrıs Rumlarının da ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal nizamını tesis etmek için uluslar arası hukuktan güç alarak Kıbrıs’a çıkanlar kanlarını bu amaç için döktüler, canlarını bu amaç için verdiler.
Bu kutsal amaç üzerine giydirilen fetihçi zihniyet 40 yılda her türlü değeri tarumar etti.
Kıbrıs Türkü’nü topraktan daha değersiz hale düşürdü.
“Kanla aldık, kalemle vermeyiz” diyerek her türlü anlaşmayı sabote etti.
“Siz sınır mücahitlerisiniz üretmeseniz de olur” diyerek koskoca bir halkı üretimden koparıp bağımlı hale getirdi.
***
20 Temmuz’un kırkıncı yılındayız.
Dualarla ve umutla bekleyen nesiller yok artık.
Tanklara, toplara, savaş uçaklarına itiraz eden nesiller var.
Ne acıdır ki bazıları bunu hala anlamak istemiyor…
































