Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TAM TERSİNE…

Kutlu Adalı cinayeti hakkında Türkiye’de soruşturma açıldığı duyuruldu.

“Tek adam rejimi”nde bu soruşturmanın nereye kadar uzanacağı görülecek.

Ama en azından bir takım soruşturmaların yapılacağı, bir takım ifadelerin alınacağı iyi bir şey.

Bu konuda Mecliste kurulan Araştırma Komisyonuna çok iş düşecek.

Polise de…

Bu ifadelerde neler söyleneceği şimdiden belli.

Korkut Eken PKK operasyonu demişti.

Galip Mendi Rum mafyasının işi demişti.

Hasan Peker Günal da Rumları işaret etmişti…

Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e konuşan Galip Mendi “Büyük ihtimalle, Adalı’yı öldürenler Rum mafyası ya da onlarla işbirliği yapan mafya grupları olduğu kanaatindeyim” dedi.

Hasan Peker Günal da “Uzi silahı kullanıldı diye başından beri Türkiye’ye yönelik eleştiriler var. Ama Uzi sadece bizim polis özel kuvvetlerinde değil, başka ülkelerde de var” dedikten sonra şu cümleyi kurdu:

“Cinayetin Türkiye’den gelenle değil, Rumlar tarafından yaptırıldığı da dikkate alınmalı.”

Galip Mendi, Rum mafyası ile işbirliği yapan mafya grupları derken hangi çevreleri kastetti?

Rus mafyası mı?

İtalyan Mafyası mı?

Yoksa Kıbrıs Türk mafyası da mı vardı?

Peki, Türk mafyası yok mu?

Kendisini ziyarete gelen kişi hangi mafyadandı?

AİHM davasındaki dosyaya giren bir mesele vardı.

08 Temmuz 1996 tarihli Türk İntikam Tugayı (TİT) imzalı bir bildiri ile cinayet üstlenilmişti.

Ancak polis AİHM’e verdiği ifadede KKTC’de böyle bir örgüt olmadığı, bu yüzden de soruşturmanın sürdürülmediğini belirtmişti.

Ama bildiri dağıtıldığı bir gerçek.

Ortada klasik anlamda bir örgüt olmasa da bu isim altında bildiri düzenleyip bunu basına dağıtan karanlık eller olduğu yeterince bir “bulgu” değil mi?

TİT bir Rum mafyası mı?

Bu TİT adı altında karanlık eylemler sadece burada değil, Türkiye’de de yapılıyor.

Denildiğine göre, MİT (Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatı) bu örgütün paravan olduğunu ve solcuları tehdit etmek için kullanıldığı görüşünde.

Bu örgüt son olarak 2019 yılında İzmir Bornova’da kendisini hissettirmiş ve tehdit mesajları yayınlamıştır.

Dağıtılan mesajlarda şunlar yazılmaktaydı:

“Atık toplayanlar ve el arabası ile simit satan Kürt olup PKK’nın gizli üyeleridir. Bunlara bir şey verenler ve simit satın alanlar bu ikazımıza uymazlarsa öldürüleceklerdir. “ (Gizli Türk İntikam Tugayı)

Bu olayla ilgili CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat’ın mecliste soru önergesi verdiği belirtilir…

Türkiye’deki ve Kıbrıs’taki olaylardan da anlaşılıyor ki, bu TİT bir paravan; akılları karıştırma, hedef şaşırtma işi; derin bir devlet aklı ve kurgusu olarak değerlendirilmesi bir ihtimal…

İster misiniz tüm olup bitenlere rağmen bu cinayet, hiçbir bulgu olmamasına ve Adalı cinayetinde rol alanların itiraflarına rağmen Rum mafyasının üstüne kalsın?

Bir an için böyle olduğu düşünülürse:

Bir komutanın döneminde Rum mafyasının Kuzey Kıbrıs’ta cinayet işleyecek kadar fink atması başka trajikomik bir meseledir.

Böyle olsa hangi asker rütbesiyle makamında oturabilir?

Halbuki tam tersi oldu.

Rütbeleri çoğaltıldı…