Öngörüyü doğrudan dile getiriyoruz;
Suyunu kaybeden balıklar gibidir tüm siyasi partilerimiz.
Meclis’te temsiliyeti olanları kastediyoruz elbette.
Meclis dışındakiler ayrı bir yazının konusu olabilirler.
“Önemi bir kısmı hem Kıbrıs Cumhuriyeti’nde hem de KKTC’de volta atmanın bahtiyarlığındadırlar” deyip konuyu geçelim.
Sudan çıkmış balık ne ise CTP, UBP, DP ve TDP’nin durumu da odur.
Bu cümle sonrası toptan bir genelleme yapmayacağız elbette.
Tümünü de bir kefeye koymayacağız.
Hepsi de ayrı ayrı değerlendirmelerin öznesi olacaklar.
Fakat içinde yaşadıkları tümüne de aynı şeyi dayatıyor.
İdeolojisiz kalmayı.
Sınırlı yetkilerle icraatçılık oynamayı.
Ve onu da yüzüne gözüne bulaştırmayı.
***
CTP 2009’da yaşadığı hezimetten sonra göreceli bir kadro değiştirme hareketi ile vatandaşın karşısına yeniden çıktı ve yeniden büyük bir onay aldı.
2004’e kadar Kıbrıs sorunundaki görüşleri nedeniyle geniş kitleleri etkileyen CTP 2004’den sonra “izolasyonlar kaldırılsın” şeklindeki resmi ve sınırlı politikanın kurbanı oldu.
Ve varoluş kaynağı olan Kıbrıs sorunundaki farklı ideolojisinden arındı.
Hele hükümet döneminde Eroğlu’na karşı sessiz kalarak itirazlarını sadece Dışişleri Bakanı üzerinden o da resmi bir şekilde dile getirerek adeta kendi kendini dilsiz duruma soktu.
Yani CTP Kıbrıs sorununda devre dışıdır.
Peki hükümetle birlikte ne yaptı?
Sınırlı ve tartışılır icraatlarla toplumun önüne köklü bir değişim modeli koyamadı.
CTP’nin diğer bir gücü olan ekonomik konularda ise yaptığı koskocaman bir hiçtir.
Geleneksel olarak dayandığı işçi-köylü-memur ve orta sınıfın ekonomik çıkarları noktasında mücadele etmeyi adeta unuttu.
Ve geride kalan CTP içi kanlı kavgalar oldu. O denli büyük kavgalar ki sadece CTP’ye değil Kıbrıs Türkü’ne de büyük zararlar verdi.
TDP’nin durumunu da aynı şekilde değerlendirmek mümkündür.
***
Gelelim UBP ve DP’ye.
2004 referandumlarında Kıbrıs Türküne yabancılaşan bu iki sağ parti Denktaş’ın rahmetli olmasından sonra da aslında düşmansız kaldı.
Denktaş’ın ideolojik çerçevesinde baş düşman Rum resmi politikasıydı ve Denktaş’ın hayatı bu düşman ile mücadeleyle geçti.
Peki şimdikilerin düşmanı kimdir?
Bu konuda o kadar erozyona uğradılar ki kendi adayları bile Futbol Federasyonu örneğinde olduğu gibi tam ters politikalar izledi ve temsil ettiği kesimlerden de destek aldı.
UBP ve DP Kıbrıs sorununda tamamen devre dışıdırlar.
Öyle ki Eroğlu’nun iki dudağı arası kadar hükümleri vardır.
Onların da icraat anlamında payına düşen kurultay sırasında işe alınanların işten atılması kavgasından başka bir şey değildir.
Partilerin durumu buydur.
Ve sularına geri dönmedikçe de Kıbrıs Türkü için hayırlı işler yapmayacaklardır…
































