Seçim tarihini belirleyecek olan Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde azınlığa düşen hükümet ortakları, bunu Anayasaya ve Meclis İç Tüzüğü’ne aykırı bir şekilde oluşturacakları Ad Hoc Komite’yle aşmayı planladıkları anda, arkasının geleceğini de tahmin etmiştik.
Hukuku bypass etmeye bir yerden başladılarsa, devam edecekleri açıktı…
Şimdi Kudret Özersay’ın açıklamasından öğreniyoruz ki, bizzat Başbakan Ersan Saner, “Diğer komitelerdeki oranları da değiştireceğiz” demiş.
Yani, adam ayartarak, grup kurmaya sayısı yetmeyen partilerle ortak olarak Meclis’te çoğunluğu bir şekilde sağlamışlar, doğal olarak komilerde çoğunlukları yok. Şimdi, dayatmayla komitelerde çoğunluk sağlamaya çalışmaktalar.
O İç Tüzüğü yapanlar boşuna mı o maddeleri koymuşlar? Boşuna mı o hesaplamalar ortaya çıkmış? Boşuna mı bir komitenin onayı olmadan Ad Hoc Komite kurulamaz denmiş? Niye konmuş bu maddeler? Demokrasi gerçek çoğunluğun temsili rejimidir de ondan. Gerçek irade ortaya çıksın diye yapılmış bütün bunlar.
O Anayasa’yı, o İç Tüzüğü yaparken ince ince düşünenler saf(!), bunlar alemin akıllısı.
Bu yaptığınızın demokrasiyle, iradenin temsiliyetiyle, adaletle alakası yok…
Yine yazıyorum, bu demokrasiye bir darbedir. Muhalefet de bir an önce kararını verip, Anayasa Mahkemesi’ne gidip, bunu durdurmalıdır. Eğer yapılmazsa, bakın göresiniz hayatın her alanında daha çok dayatma arkası arkasına gelecek. Hala bunlardan iyi niyet beklemeyin ne olur. Niyetlerinin iyi olmadığını daha nasıl anlayacaksınız?
DAHA ÇOK İSTİHDAM SAĞLAYAN CEZALANDIRILIYOR…
Geçen yıl Temmuz ayında pandemiden dolayı yatırımlarında ödeme güçlüğü içine giren işletmelere, çalışanları için yatırmaları gereken Sosyal Sigorta işveren katkıları için bir “Prim Desteği” uygulaması başlatılmış.
Bu uygulamanın 2021 Haziran ayına kadar devam edeceği de belirtilmiş. Ancak sonra bu hükümet kurulmuş, uygulama söz verildiği halde durmuş, yeni bir Yasa Gücünde Kararnameyle sessiz sedasız değiştirilmiş…
İlk uygulamada, işverenin katkı payının tamamının devlet tarafından karşılanması öngörülmüşken,
Saner hükümetiyle birlikte, az sayıda çalışanı olana çok, çok sayıda istihdam yapana az destek verilmeye başlanmış.
Bizim derdimiz, daha çok istihdamın sürmesi değil mi? Eğer teşvik edeceksen, böylesine ters bir uygulama yapmazsın. Aksine yanında daha çok insan çalıştıranı teşvik etmen gerekir. Yok! Arkadaşlar, dostlar alış verişte görsün misali bir iş yapmışlar. Şimdi durum şu:
Yanında 1 ila 10 kişi çalıştırana yatırımın yüzde yüzü, yani tamamı; 11 ila 20 çalışanı olana yatırımın yüzde 50’si, 21 kişiden fazla çalıştırana yani yüzlerce kişiyi istihdam edene sadece yatırımının yüzde 35’i …
Nasıl ama.
Destekliyor mu? Sorsan, “Evet, tabii bak destekliyoruz diyecekler. Ama nasıl? Tamamen adaletsiz bir şekilde. Tamam, küçük esnafı destekleyeceksin ama, istihdam yaratanı da aynı şekilde desteklemelisin.
Ekonomi Bakanı olarak Erhan Arıklı, “Yanlış yapmışız, ilk Bakanlar Kurulu’nda düzelteceğiz” demiş olmasına rağmen, uygulama hala aynen devam ediyor.
Yüzlerce kişiye istihdam sağlayanları cezalandıran bir uygulama. Beceriksizlik mi, bilinçsizlik mi, yoksa maksatlı mı artık siz karar verin. Ama Şubat ayından beri böylece adaletsiz bir şekilde devam ediyor…
YERİN KULAĞI VAR
SAVCILIK GÖREVE:
Sedat Peker’in söyledikleri iftira veya itiraf olabilir ancak, ortaya atılan bu iddialar az buz şeyler değil. Özellikle bugüne kadar faili meçhul olan Kutlu Adalı cinayeti ve diğer mide bulandırıcı diğer söyledikleri mutlaka araştırılmalı ve sonuca ulaştırılmalıdır. Yargı ve polis bu işi araştırmalı. Muhalefet konuyu Meclise taşıyor. Üstü örtülecek iddialar değil. Ülke insanı ve devletin itibarı için derhal harekete geçilmeli, doğru, yanlış ortaya çıkmalıdır…
NE GÜZEL SÖYLEMİŞ MUTLUYAKALI:
Cenk Mutluyakalı Medyascope’taki söyleşisinde bakın ne diyor; “Elbette Kutlu Adalı’nın dosyasının yeniden açılması son derece önemli. Ama biz sırf Kutlu Adalı dosyası yeniden açılsın noktasına saplanıp kalır ve daha büyük fotoğrafı görmezsek, yani ada yarısının bir arka bahçe olduğunu, uluslararası hukukun dışında kaldığı sürece buraların böyle üzeri bayrakla, milliyetçilikle, marşla, nutukla örtülmüş bir bataklık olduğunu görmezsek ve bu bataklığı kurutmazsak, bu konuları daha çok konuşmaya devam edeceğiz”.
YENİ BİR GAYRIRESMİ KONFERANS MI?:
BM Genel Sekreteri Guterres’in Temmuz ayında gayri resmi bir zirve daveti yapacağını ve yeni farklı senaryolar üzerinde çalıştığı iddia ediliyor. Buna göre bu senaryolarda, “Egemenlik-Garantiler”, “Toprak-Mülkiyet” gibi öneriler yer alacak. Filelefteros gazetesi ise, Lute’un, Kıbrıs’ta iki egemen toplum bulunduğundan söz ederek, Guterres’in Cenevre’de dile getirdiği “bottom up approach” ifadesini tekrarladığını ve bunun “egemenlik toplumlardan kaynaklanır ve rezervler/envanterler merkezi hükümete gider. Konfederasyona gönderme yapan bir yaklaşım” şeklinde izah etti. Belli ki bizim dışımızda yeni bir şeyler planlanıyor…
TATAR-SANER GÜÇ KAVGASI:
Son zamanlarda Tatar ile Saner arasındaki gizli güç gösterisinin farkındasınız sanırım. Ercan havaalanının adı konusuyla ilgili başlayan bu “yetki” kavgası, şimdi de kapıların ne zaman açılacağı konusunda yaşanıyor. Tatar’ın görüşmecisi Ergün Olgun, “sınır kapıları Haziran başı açılacak” derken, Saner tam tersi, “şimdilik kapıları açmayı düşünmediklerini” söylüyor. İkili arasında bizim bilmediğimiz bir şeyler var sanki.
ANLAMADIKLARIM:
Hükümetin, “inanç turizmi” bahanesiyle ülkeyi tarikat ve dergahlara açmasını anlamakta zorlanıyorum. Evet dünyada da bu tür inanç turizmi yapılıyor ama, hiçbiri bizdeki gibi değil. Örneğin Müslümanlar için en önemlisi olan haç ziyaretine gidenlere 1vyıllık ikamet izni mi veriyor Suudiler, hayır. İbadetini yapıp hacı oluyor ve ülkene dönüyorsun. 1 yıllık turizm mi olur? Bu kararı alanların da anlamadığından eminim…
EZİYET OLSUN DA… :
Hayatı kolaylaştıracağına her attıkları adımla eziyet çektiren bir hükümet. Pazar günü açık dediler, onu bile yorum yaparak anlamaya çalıştık, net değildi. Pazar günü market açık mı, restoranlar açık mı, belirtmediler. Tepkiler gelince ikinci bir açıklama yapıldı. Dün baktım, diğer işyerleri de anlayamamışlar. Kimi açık, kimi kapalı. O malum kurulunuzun zaten bir anlatım sorunu var, alsanıza sektörlerden temsilci, bir de adam gibi iletişimci, nedir yahu bu…
HASSASMIŞ:
Vize Tüzüğü’nün değiştirildiğinden bile haberi olmayan Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, insan ticareti konusunda hassas olduklarını söylemiş. Hükümet oldukları günden bugüne güneye geçen ya da geçerken yakalanan onlarca kişiden haberi var mıymış acaba? Polis haberlerini okuyor mu? Güney’den gelen haberleri falan? Ya öğrenci kimliğiyle gelip, kaybolanlar? Bu sürede öğrenci kimliğiyle gelenlerin kaçı gerçek öğrenciymiş söyleyebilir mi? İnsan kaçakçılığını durdurmak istiyorlarsa, önce bunu netleştirsinler. Taşeronlar şu aralar arı gibi çalışıyor…
FOTO GÜNDEM:
KAPILARI AÇMAK İSTEMEZLER, NEDENİ DE SİYASİDİR: Bu karşılaştırmayı Cumartesi günü Yenidüzen yayınladı. İki toplumlu Sağlık Komitesi’nin kapıların açılması konusundaki görüşmesi sonrasında. Türk tarafının önerilerine lütfen bakın; işi kolaylaştırmış mıyız, yokuşa mı sürmüşüz. Aşılanmış insanların serbest geçişi konusunda görüş bile bildirilmemiş. Niye gitmişler ki toplantıya? Hakim siyasi zihniyetin derdi bir şekilde androş koymak. E, sen hava yolu ile gelecek olanlara şu kadar aşı, bu kadar pcr diyerek kapıları açıyorsun ama… Güneyde nüfusun yarısı aşılı. Dertleri piyasanın canlanması olsa, İki Toplumlu Komitede Rumların yaklaşımını hiç düşünmeden kabul etmeleri gerekirdi. Yapamıyorlar. Sorun siyasi. Esnaf arkadaşlar, daha ne beklersiniz? Neden zorlamazsınız? Sadece ağlamak yetmiyor, görüyorsunuz. Ölü gözünden yaş beklemeyin, harekete geçin…

































