Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TÜRKİYE’Yİ DİZE GETİREREK YA DA TÜRKİYE’Yİ İKNA EDEREK

Aşırı dinciler, Türkiye’nin Musul Konsolosluğunu basıp, görevlileri kaçırdığında İstanbul borsasında sert bir düşüş yaşandı.

Hisse senetleri değer kaybetti dolar hızla yükseldi.
Merak ettim borsa bunu savaş tehlikesi olarak mı gördü yoksa Türkiye’nin içine düştüğü bir acizlik mi?
17 Aralık komplosunda Türkiye’den yani borsadan milyarlarca dolarlık yabancı para çıkışı olmuştu.
Anımsayacaksınız Dolar ve benzeri döviz Türk Lirası karşısında yüzde yirmiyi aşkın değer kazanmıştı.
Şimdilerde kaçan yabancı paranın üç katı daha fazla yaban para girişi olduğu söyleniyor.
Peki 17 Aralık’tan bu yana ne değişti?
Türkiye’nin Irak-Şam İslam Devleti isimli terörist örgütü el altından desteklediği iddia ediliyor.
Tırlarla gönderilen silahların önemli bir bölümü Esad’a karşı savaşan IŞID militanlarına gitmiş.
Muhalefet lideri Bahçeli “Erdoğan bunlara terörist bile diyemiyor” şeklinde iddialı açıklamalar yapıyor.
Peki durum böyleyse IŞİD niye Türkiye’ye bulaştı ve konsolosunu kaçırdı?
Niye Türk tır şoförlerini kaçırıp 5 milyon dolar gibi uçuk fidye talebinde bulunuyor?
Yoksa bizim bilmediğimiz perde gerisinde başka şeyler mi dönüyor?

***

Türkiye’nin bölge lideri olma hayalinin çöktüğü söyleniyor.
Bırakın Orta Doğu’yu ya da Kuzey Afrika’yı şekillendirme pozisyonunu en yakın komşuları ile savaşa tutuşacak denli sorunlar yaşıyor.
Bunu şiddetle eleştirenlere şöylesi bir yanıt veriliyor; “Sizin istediğiniz geçmişin içe kapanık, güçsüz Türkiye’sidir.”
Bu doğru olabilir.
Etnik sorunlarından kurtulup da bölgede sözü geçen bir Türkiye yaratmak kulağa hoş geliyor de niye bu bir türlü sağlanmıyor ve Türkiye’nin başı beladan kurtulmuyor.
Geçmişin statükosunu reddedip yıkanlar niye geleceği bir türlü inşa edemiyorlar.

***

Tam da bu noktada Kıbrıs sorunu bam teli olarak kulağımızı tırmalıyor.
“Hep bir adım önde olacağız” şeklinde dillendirilen Türkiye’nin Kıbrıs politikasına ne oldu?
Kıbrıs’taki ve özellikle Türk tarafındaki statükoyu yıkmak için ellerinden geleni artlarına koymayanlara ne oldu?
Geçmiş statükonun bekçileri ortadan kalktı ama statüko aynen devam ediyor.
Üstelik daha da güçlenerek.
Geçmişte görüşmelerden yana bir umut vardı şimdilerde herkes ağız birliği etmişçesine karamsar açıklamalar yapıyor.
Ankara da tüm bu olanları uzaktan izliyor.
Bir adım önde gidip “çözüme kadar adıma adım” diyenler şimdi görüşmelerin dahi çöküş sürecine kayıtsız kalıyorlar.
Peki neden?

***

Suriye sorunu, Musul’un işgali, Mısır’daki askeri rejimin Türkiye ile kavgası ve diğerleri…
Bu sorunlar Türkiye olmadan da çözülür de Kıbrıs sorunu Türkiye’siz çözülür mü?
İki seçenek vardır;
Ya Türkiye’yi dize getirerek Kıbrıs sorununu çözersiniz ya da ikna ederek.
Bilemem birileri bunun farkında mıdır?