Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİR BOŞLUKTA KAYBOLMAK

Gün gelir bir anda her şey yok olur.

Derin bir hiçlik sarar her yanı.

Bundan sonrası yoktur.

Hiçliğe yazılır her şey.

Ne avlusunda boydan boya dizilmiş saksı çiçekleri kalır, ne panjuru penceresi, ne kapısı, ne hanayı.

Okyanusun dibine batmış bir geminin kalıntılarını bulmak mümkündür ama tekmil her şeyi ile birlikte çöküp giden bir evin kalıntıları bulunamaz.

Onca yaşanmışlıktan geriye kalanlar suya yazılmış gibi yok olur gider.

Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi.

Ne o hayatlar gelip geçti içinden, ne o sesler, ne o şarkılar, ne o çiçekler sanki…

Surlar içi Lefkoşa’da bir ev daha çöktü.

Reşadiye’nin en görkemli evlerindendi.

Bir müddet önce, henüz ayaktayken fotoğrafladığımız evin yerinde şimdi yeller eser.

Kasap Salahi’nin eviydi.

Torunu Salahi Ahmet 1964 yılında Süleyman Uluçamgil ile birlikte bir bombanın patlaması sonucu Erenköy’de hayatlarını kaybetmişlerdi.

Neşesini çoktan kaybeden ev, ıstıraplar içinde ayakta duruyor ve derin bir sessizliği büyütüyordu sadece.

Cumbası yola akan gözyaşları gibiydi.

Kapısı hayata çoktan kilit vurmuştu.

O evden geriye hiçbir anı kalmadı; bir gölge gibi kaybolup gitti; kendi anılarına gömüldü…

FOTO 1
Reşadiye sokağındaki cumbalı evin yıkılmazdan önceki görüntüsü. (Foto: A.O. 2006)

Lefkoşa insanlarını kaybettiği gibi tek tek evlerini de kaybetmeye devam ediyor.

Bir tarih, bir kültür çöküp gidiyor.

Ev ev, sokak sokak.

Gelmiş geçmiş bütün hayatlar bir boşluğa yuvarlanır gibi kayboluyor.

Bu şehir bize mi ağlıyor, biz bu şehre mi bilinmiyor…

Kendi anılarında kaybolup giden evden yıkıldıktan sonra geriye hiçbir şey kalmadı. (Foto: A.O. 2021)