DERS 1: Bilir misiniz, somut veya soyut, canlı yada cansız tüm “fenomenlerin” bir felsefesi vardır.
Hatta diyorum siyasete atılan insanlara keşke “devlet nedir, nasıl oluştu, hukukla devlet felsefesinin problem ve fenomenlerinin alanı nedir” başlığı altında kurslar düzenlense…
Ukalalık yapmıyorum! Ancak devleti tanımadan, felsefesini yapmadan “devlet yöneticisi” olunabileceğine inanmıyorum. Sadece “politikacı” olunur, politika dediğiniz de cıva gibidir. Ne tutulur ne yerinde durur!
Önce ilgili kitaplardan okuduklarımı aktarayım. Mesela diyor ki “Hukuk ve Devlet Felsefesinde” nasıl ki türlü çeşitli yetenekte insanlar varsa ayni şekilde “sosyal birlikler” de vardır. Her sosyal birliğin de kendine özgü gelenek görenekleri, eğitimi, görüşleri, tarihi oluşumu, ilmi, felsefesi ve… Kısaca konkret yani somut özellikleri vardır.
Artı, ayrıca her bir “sosyal birlik” fertleri de kendi aralarında türlü çeşitli ilişkiler oluşturmakta..
Ha, tabi ki bu ilişkiler “karşıt görüşlerle” de şekillenebilir, “birbirlerini tamamlayan” birlikteliklerle de.. Zıt güçler dengeleri de nedenle önem kazanır.
UZATMADAN sadede geleyim: “Kitap dolayısıyla felsefe diyor ki sosyal birlik içinde yaşayan insanların hareket ve faaliyetleriyle, ötesi ilişkilerini tayin eden “prensipler” yada “kıymetler” varsa; sosyal birlik içinde yaşayan insanların hareketlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini saptayıp sistemleştiren, tayin ve tanzim eden prensipler ve bu prensiplere dayanılarak konulan kural ve kanunlar da vardır..
Bunların tümüne birden “hukuk sistemi” adı verilir.. ***
DERS 2: İşte yukarıda “oluşumunu” yazdığım bu “hukuk sistemini” düzenleyen ve tatbik eden gerçek (reel kuvvet) devlettir.
Tabi ki bu hukuk sistemini uygulama şekli ile bu uygulamalara ait olan nazariyeleri yani “kuramları” bizatihi hukukun kendisi ele alır, kendisi kuramlar..
FAKATTT! “hukuk” tüm bu yetkisine karşılık “kanun ve kural” yapamaz koyamaz. Yani sadece sosyal birlikteliklerin varlık kökenini oluşturan faaliyet ve hareketlerini ele alır…
***
DERS 3: İşte Devlet devlutlu oluşunu burada ortaya koyar.
Şimdi son cümlemi “kitaptan aktararak” noktalıyorum:
Devlet ve hukuk felsefesinin sorunlarıyla etik (ahlâki) dediğimiz olgunun problemleri kapsamında yer alan “hak ve adalet..” Hürriyet (özgürlükler..) Söz verme.. Verilen sözleri yerine getirme… Gibi olgular doğrudan doğruya “etik” yani “ahlâki sahaya” aittirler. Çünkü her iki alan da insanların hareket ve faaliyetleri ve ötesi tüm sosyal ilişkileriyle ilgilidirler..
***
DEVLETE GİDEN YOL: Ne diyorduk? Her şeyin bir nedeni bir sonucu vardır.. Yani dünyayı bu iki kelime etrafında bile döndürmek mümkündür ki galiba da öyledir..
Nitekim siyasi partiler kendilerini “iktidar olmaya” yani “devlete” hazırlarken “halkım” diyerek yola çıkarlar.
Ve “halkım” dedikleri “halkın” tüm kesimlerini nasıl imtiyazsız sınıfsızlıkta kucaklayacaklarını vaat ederler. Ki burada sözü edilen “halk” millettir. Ne var ki millet “zıt güçler dengesi” üzerinde ya yücelir yada o zıtlıklar kavgaları nedeniyle batar!
***
KKTC NERDEDİR? Hiçbir yerde! Hani derler ya Hala Sultan türbesinin giriş kapısında bir taş varmış muallakta dururmuş, (desteksiz, boşlukta)
Nitekim şu yukarıda felsefesini yaparken “devlet nedir” diye sorduğuma “KKTC”dir diyeceğim ama değil!
…DÜŞÜNÜN ki KKTC’nin Trafikten sorumlu Genel Müdürü devletin bozuk yollarından şikâyetle “bu durumda kazaların kaçınılmaz olduğunu” söylemektedir.
…MEMLEKETİN önemli sektörlerinden biri olan “hayvancılığın” örgütlü birlik başkanı Mustafa Naimoğulları “2020 de Tarım Bakanlığı ile imalat sektörü arasında günlük süt ihtiyacını bir plan program dahilinde bildirecekleri kararına varıldığını ancak hâlâ uygulanmadığını” söylüyor! Ve bu nedenle günde 50 ton sütün üreticinin elinde kaldığı için dökülerek heba olup gittiğinden şikâyet ediyor!
…BİR zamanlar sarı altın dediğimiz narenciyeye bakın. Üreticileri Birliği diyor ki “gene dalında 10 bin ton narenciye kaldı!” Ki çarşı pazarda kilosunu (ki üç tanesi zaten bir kilodur) beş altı liraya alırız!
…ÖTE yandan ekonomist ve vergi uzmanı Kemal Özçakır diyor ki “milyonlarca liralık kayıt dışı ekonomi vardır.” Ve ekliyor:
“Vergi gelirlerinin kamu gelirleri içindeki payı gelişmiş ülkelerde yüzde 90’dır. Gelişmekte olan ülkelerde yüzde 70 bizde ise yüzde 55 dolayındadır. (Kısaca geri kalmış ülke kategorisindeyiz ki öyleyiz zaten!)
…VE yıllardır Emrullah Turanlı beyefendinin tutsaklığından kurtarılamayan Ercan Hava Alanının adını tartışıyoruz. Dr. Küçük Hava Alanı mı olsun falan… Kısaca Devlet nerde ki felsefesi olsun!
***
KISACA TAKILDIKLARIM:
Malül Gazimağusa belediyesi karar verdi bu yaz bizi sivrisineklere yedirecek! Daha “yazın” y’sinde bile değiliz ama akşamları sivrisinek ısırıkları nedeniyle kaşın kaşın uyumak ne mümkün! Haber vereyim dedim!
***
VE FELSEFESİZ DEVLETİN SINIFTA KALMIŞ HÜKÜMETİNE: Bakın deniz mevsimi geldi. Sakın ola aklınızdan “denizi de yasaklamak” gibi bir abuk karar almak geçmesin!..
Ve gelen deniz mevsimi nedeniyle hatırlatayım: İnsanların rahatlıkla denize gireceği yada denizden faydalanacağı tek tatil günleri Pazar’larıdır. Eee bu “Pazar günleri kapalılığı” da zaten sıktıkça sıktı! Kaldırın da en azından millet denizine gidiversin…
































