Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ŞAHİNİ BARIŞ GÜVERCİNİ OLUR MU?

Geldik mi yine aynı noktaya.

Bitmek bilmeyen ve aslında cevabını da bulamadığımız tartışmaya.
Veya kırsı döngüye.
Görüşmeler başlıyor.
Kıbrıs sorununa çözüm bulma umudu yeniden yeşerdi.
Liderler uzlaşamazlarsa da bir çözüm planı ortaya çıkacak.
Annan Planı ekleriyle birlikte tam 10 bin sayfaydı.
Yeni plan da (Ban Ki-moon planı olur herhalde)  aşağı-yukarı o kadar olacak.
Niye?
Yeni anayasa dahil birçok uluslararası anlaşma da plana dahil edilecek.
Uluslar arası anlaşmaları es geçtik, yeni Anayasa’ya dikkat çekmek istiyorum.
Zaten yeni ve çağdaş bir anayasamız olacak.
Parça devlet çağdaş bir yapı olarak düzenlenecek.
Avrupa Birliği’ne gireceğiz ve ekonominin kumandası Brüksel’e geçecek.
Üstelik ada askersizleştirilecek, ordular dağıtılacak.
Şimdi tartıştığımız ve uygulamamakta  direttiğimiz birçok konu Avrupa Birliği’nden dolayı otomatik olarak yürürlüğe girecek.
Öyleyse tümünü ertelemeliyiz.
Yeni bir Anayasa yapmayı.
Devlet düzenini çağdaş bir şekle dönüştürmeyi.
Ekonomik tedbirler almayı.
Askerliği kısaltmayı.
Ve daha birçok konuyu çözüme bırakmalıyız.
Nasıl olsa Kıbrıs sorununu çözeceğiz ve tüm bunlardan kurtulacağız.

     ***

Bu mantıkla  yıllarca her türlü sorunumuzu erteledik.
Çözümü bekledik ve evimizin içiyle uğraşmadık.
“Evimizin için temizleyelim” diyenlerle de dalga geçtik.
İşte şimdi yine aynı noktaya geldik.
Bakın görün ki şimdi de her türlü sorunumuzun çözümünü anlaşmadan sonraya erteleyeceğiz.
Erteleyebiliriz de.
Bu kez ne olacak biliyor musunuz?
Anlaşmadan sonra anlaşma isteyenler anlaşılan yapının en korkunç muhaliflerine dönüşecekler.
Çünkü bu rant düzeni sona erecek.

      ***

Rum tarafında yayımlanan Politis Gazetesi Denktaş ile Eroğlu’nu kıyaslayan bir analiz haber yayınlamış ve haberin başlığını da “Eroğlu Denktaş’tan daha akıllı ve güçlü” koymuş.
Politis’e göre Eroğlu’nun  Denktaş’a göre daha fazla aklı nerden geliyormuş?
Denktaş, inançları doğrultusunda Türkiye ile çatışmaktan geri durmadı.  Eroğlu ise tek egemenliği, tek uluslararası kimliği ve tek vatandaşlığı kabul ederek Türkiye’nin dümen suyuna girmiş.
Bu tespit öncelikle Eroğlu’nu topluma satmaya çalışan sözde solculara kapak olsun.
Sonralıkla doğru ve yerinde bir tespit olduğunu teslim etmek gerekir.
Rahmetli Denktaş’ın bir ideolojisi vardı.  Türkiye’deki yapı bu ideolojisine uygun olduğu sürece devam etti.  Farklılaştığında da “bu bana uymaz” dedi ve bıraktı.
Eroğlu tam tersini yapıyor.
Türkiye’nin durumuna  göre pozisyon alıyor.
Örneğin tek egemenliğin  KTC meclisinin damına Yunan bayrağı çekmek gibi bir şey olduğunu savunuyordu fakat şimdi  tek egemenliğe imza atıp  üç-beş ay içinde çözüm istiyor.
Rahmetli Özker Özgür buna “kamış politikası” derdi.
Rüzgar nereden eserse kamışlar o yana salınır ve kırılmazlar ya  politikada kamış politikası yaygın bir uygulamadır.
Eroğlu da bu politikanın baş temsilcisidir.
“Adam duruma uyuyor ve imzalayıp süreci sürdürüyor” diyen iyimser arkadaşlara biz de uyalım.
İyimserliği sürdürelim.
“Çözümsüzlüğün şahininden barış güvercini olmaz” diyenlere şimdilik kulaklarımızı tıkayalım.
Ama şimdilik…