Demokrat Parti Kurultayı biter bitmez hükümeti bozma lobisi harekete geçti.
Ulusal Birlik Partisi milletvekilleri ile Demokrat Parti’nin bazı milletvekillerinin bir süredir “kazan kaynattıklarını” biliyorduk da bazı TDP milletvekillerinin de kazanın içine düştüğünü öğrenmek sürpriz oldu.
DP’nin ve UBP’nin teknik olarak hükümeti kurma sayısı yani 26 milletvekilleri var.
Ama Tahsin Ertuğruloğlu’ndan dolayı bu sayı 25’e düşüyor.
Malum, Ertuğruloğlu Saray’ın hiçbir tezgahının içinde yer almamaya yeminli birisi.
Dolayısı ile TDP’ye acil ihtiyaç var.
TDP yönetimi böylesi bir tezgahın içinde yer almaya niyetli değil.
Ama farklı düşünen milletvekilleri var.
Bu farklılık hükümeti bozma lobisinin iştahını kabartıyor.
Bu iştahla nerelere kadar giderler, neler yaparlar henüz net değil.
Fakat her türlü spekülasyona ve dedikoduya açık bir döneme girildiği ortadadır.
O kadar ki hükümete yerel seçimlere kadar ömür biçenler haklı çıkabilir.
Veya 10 ay sonrası Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesini bekleyenler haklı çıkabilir.
Fark etmez.
Sonuçta her iki yol da aynı kapıya çıkar.
Ha şimdi ha 10 ay sonra.
***
Serdar Denktaş’ın tutumunu teslim etmek gerekir.
Bu “tezgaha” soğuk bakıyormuş.
Dönüşümlü Başbakanlık ve üstelik de “ilk dönem başbakan DP’den olmalı” şeklinde bir tavrı varmış.
Yakın kaynaklar “Serdar Bey bu tezgahı bozmak için bu ağır şartı ileri sürüyor” diyorlar.
Bu doğru olabilir.
Çünkü Serdar Denktaş mevcut hükümetin bozulma gerekçelerini hem kendine hem de topluma izah edemez.
Çünkü mevcut hükümetin henüz köklü bir icraatı olmadı.
Ortaklar arasında bazı sorunlar baş gösterdi ama bu sorunlar da hükümeti bozacak denli ikna edici değil.
Eğer Serdar Denktaş’ın hükümeti bozma niyeti varsa bile zamana ve güçlü gerekçelere ihtiyacı vardır.
Serdar Denktaş’ın “elini öpecek” denli Eroğlu’na desteği vardır ama bu destek kendini heba edecek denli değildir.
Yani o kadar da değildir.
***
Gelelim CTP kanadına.
CTP bu gelişmelerin pasif izleyicisi durumundadır.
Şekilsel olarak bakıldığında bu normal olarak görülebilir.
Sonuçta kendisi dışında birtakım “tezgahlar” düzülüyor ve bu “tezgahlara” müdahale etme şansı yoktur diye sanılabilir.
Bence bu sanı doğru değildir.
CTP, hükümet ortağına sahip çıkarak tüm bu tezgahları bozabilir.
Çok hızlı bir şeklide kamuoyunun gündemime icraatları taşıyarak “hükümeti bozma lobisinin” gündemini bozabilir.
Ortağı ile iyi bir çalışma temposu dizayn edebilir.
Anayasa’nın değiştirilmesini de kapsayan sivilleşme-demokratikleşme ve çağdaş bir düzene dönüşme yasalarını gündeme taşıyarak (ki bunlar için namus sözü vermişti) Kıbrıs Türkü’ne görevi olan hizmetleri verebilir.
Bugünkü yapısıyla verebilir mi?
Bekleyip görme opsiyonları hala vardır.
Bekleyip göreceğiz…
































