Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KULAK ÜSTÜNE YATMAK

Sivil idare ve irade, polis konusunda ciddi bir sınavdan geçiyor.

Yakın geçmişe kadar mutlak ve kesin bir şekilde askeri itaatin emrinde olan polis an itibarıyla gevşetilmiş bir deneme sürecine sokuldu.
Denemenin şekli şöyledir; “Bizim için fark etmez, yasal olarak kim uyarsa onu atayınız…”
Verilmek istenen mesaj ise şudur; “Bu kez biz karışmıyoruz, haydi bakalım görelim nasıl yapacaksınız…”
Buna bir nevi “el-ense çekiş” de denilebilir.
Öyle ya polisin sivil otoriteye bağlanması hükümet ortaklarının uzlaştığı ve hükümet protokolüne yazdığı bir şeydir.
Üstelik muhalefet partileri ve sivil toplumun önemli bir bölümü de bu projeye destek vermektedir.
Dolayısı ile hükümetin bu projesini hayata geçirmesi için yasal değişiklikleri tamamlayana kadar şimdi tam da şu anda polis genel müdürünü de sorunsuz bir şekilde ataması gerekir.
Şimdilerde şiddetli itirazlar olmasa da polisin sivil otoriteye bağlanmasına itiraz edenlerin kullandığı en önemli argüman şudur;
“Devlet kurumları zaten politikacıların elinde partizanlaşmış, yıpranmış ve görevlerini yerine getiremez durumdadır. Polis de politikacılara bağlanırsa aynısı olacaktır.”
Bu argümanın doğruluğu ve yanlışlığıyla ilgili çeşitli tartışmalar yapılabilir.
Fakat, şimdi polis genel müdürü atanmazsa ve konu siyasi bir kavgaya dönüştürülürse bu argüman ciddi bir kuvvet kazanacaktır.
Bu kuvvet, tarihsel bir dönüşümün önünü tıkayacak denli yükselebilir.
Diyeceğimiz şudur;
Polis Genel Müdürü’nü bir an önce atayınız. Ve esas hedefe yöneliniz. Yoksa herkese yazık edersiniz. Özellikle ilkesel olara egemenliğin Kıbrıs Türkü’nde olması gerektiğini savunanlara.

      ***

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu “Devlete işe alımlar sınavla olmalı ve hak eden girmeli” deyip duruyor.
Fakat 366 geçici konusunda yaratılan uğultu bu doğru sözleri bastırıyor.
İşe alımlardaki partizanlıktan dolayı adeta batma noktasına gelen bir devlet için yapılacak en doğru şey Başbakanın söylediğidir.
Ve Başbakan bu söylediğini kesinlikle hayata geçirmelidir.
Fakat, ortada duran şu gerçeği de ıskalamadan.
Bu devletin ne kadar personele ihtiyacı vardı ki?
Zaten adı “memur devletine” çıkmıştır.
Her türlü düzenleme ona göre yapılmaktadır.
Ve işe aldıklarının maaşlarını ödeyemeyecek durumdadır.
Bunun için de el-avuç açmaktadır.
Bu kambur daha da artırılmalı mıdır?

      ***

Özel sektörün desteklenmesi ve geliştirilmesi için hükümet birkaç ay önce umutkar sayılabilecek birkaç adım atmıştı.
Sonrası ne oldu, bilen yok.
Alınan kararları kamuoyu ile paylaşmak ve katılımı sağlamak ilgili bakanlıkların görevidir.
Ama halk deyimi ile “kulaklarının üstüne yattılar.”
Zaten hükümetin genel olarak sorunu bu değil midir?
Maalesef icraatlarla kendi gündemini kamuoyuna taşıyamıyor.
Bilakis bolca kavga ve krizle televizyonlara ve gazetelere gündem oluyor.
Bu da kulak üstü yatmaktan dolayı olmasın.
İşlemek istemeyenlerin bir numaralı sorunudur kulak üstüne yatmak…